Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2013/1289
Karar No: 2014/677

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/1289 Esas 2014/677 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2013/1289 E.  ,  2014/677 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 11/07/2012
    NUMARASI : 2012/319-2012/391

    Taraflar arasındaki "vakıf yöneticilerinin görevden alınması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 27.10.2010 gün, 2006/355 E. – 2010/332 K sayılı kararın incelenmesi davalı T.C.D.D.Çalışanları ve Em.Sos.Yard.Vakfı vekili ve diğer davalılar tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2011 gün, 2011/8007 E. – 10048 K. sayılı bozma ilamı ile;
    (...Dava; Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük"ün 23. maddesine göre, vakıf senedinde yazılı şartlarla yürürlükteki kanun ve nizamlara uymayan ve genel olarak basiretli bir idareci gibi hareket etmeyen, vakfın mallarını vakıf senedinde belirlenen gayesine uygun olarak kullanmayan, vakfın gelirlerini vakıf senedinde yazılı şartlara aykırı olarak sarf eden ve kusurlu hareketleriyle vakfa zarar verdiği iddia edilen vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları istemine ilişkindir. Dava açıldıktan sonra 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu"nun 10. maddesi, vakıf yöneticilerinin belirtilen sebeplerden dolayı ancak Vakıflar Meclisinin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden alınabileceğini düzenlemektedir.
    Mahkemece, yukarıda sözü edilen ve davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 10.maddesi gereğince, öncelikle görevden alınması istenilen vakıf yöneticileri hakkında bir ön şart olarak gerekli görülen Vakıflar Meclisince verilmiş bir karar olmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü doğru bulunmamıştır...)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN: Davalı T.C.D.D.Çalışanları ve Em.Sos.Yard.Vakfı vekili ve diğer davalılar

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, vakfa zarar verdiği iddia edilen vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları istemine ilişkindir.
    Davacı vekili; T.C.D.D. Çalışanları ve Emeklileri Sos. Yard. Vakfı yöneticilerinin vakıf senedinde yazılı şartlarla yürürlükteki kanun ve nizamlara uymadıklarını, basiretli bir idareci gibi hareket etmediklerini, vakfın mallarını vakıf senedinde belirlenen gayesine uygun olarak kullanmadıklarını, vakfın gelirlerini vakıf senedinde yazılı şartlara aykırı olarak sarf ettiklerini ve kusurlu hareketleriyle vakfa zarar verdiklerini ileri sürerek, TMK hükümlerine göre kurulan vakıflar hakkındaki tüzüğün 23. maddesi gereğince davalı yöneticilerin vakfın yöneticiliğinden azillerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalılar; iddiaların yerinde olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
    Mahkemece; davalı vakıf yöneticilerinin görevlerini kötüye kullandıklarını, TMK hükümlerine göre kurulan vakıflar hakkında tüzüğün 23. maddesi gereğince vakıf yöneticiliğinden azillerine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur.
    Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava açıldıktan sonra 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu"nun 10. maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Bilindiği üzere, gerek HUMK’nun da gerekse HMK’ da dava açıldıktan veya davaya hükümle son verildikten sonra meydana gelen yeni olgu veya yasa değişikliğinin temyiz aşamasında incelenerek bozma nedeni yapılabileceğine ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değildir.
    Somut olayda, mahkemece dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler gözetilerek karar verilmiş, Özel Dairece yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 10.maddesinin getirdiği ön şarttan bahisle karar bozulmuş ise de her dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yasal mevzuata göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemenin direnme kararı yerinde olup onanması gerekir.  
    Yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, anılan yasal değişikliğin kamu düzeni ile ilgili bulunması ve usul düzenlemesi olması nedeniyle lehe olarak derhal uygulanması gerektiğinden, direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen nedenlerle benimsenmemiştir.
    Hal böyle olunca, usul ve yasaya uygun olduğu benimsenen direnme kararının onanması gerekmiştir.
    SONUÇ: Davalı T.C.D.D.Çalışanları ve Em.Sos.Yard.Vakfı vekilinin ve diğer davalıların temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, eksik kalan 4,05"şer lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.05.2014 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
    KARŞI OY

    Dava, görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla, davalı vakıf yöneticilerinin görevden alınması istemine ilişkindir.
    Yerel mahkeme ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, dava açıldıktan sonra 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10. maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Yerel mahkemece; davalı vakıf yöneticilerinin görevi kötüye kullanma eylemleri sabit olduğundan, Türk Medeni Kanununun Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 23. maddesine göre vakıf yöneticiliğinden azillerine (görevden alınmalarına) karar verilmiştir.
    Dairemizce; dava açıldıktan sonra 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10. maddesi, vakıf yöneticilerinin Kanunda belirtilen nedenlerden dolayı, ancak Vakıflar Meclisinin vereceği karara dayalı olarak denetim makamının başvurusu üzerine, vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden alınabileceğini düzenlediğinden, bir ön şart olarak gerekli görülen Vakıflar Meclisince alınmış bir karar bulunmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.
    Kural olarak, bir yasanın uygulanması ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olay ve ilişkileri, başka bir anlatımla, yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki dönemi kapsar. Hukukun bu temel kuralının amacı, hukuka olan güveni sarsmamak ve herkesi bir işlemi yaptığı sıradaki kurallarla sorumlu tutmaktır. Bu sebeple hukuk kuralları ilke olarak geriye yürümez. Bu kural kazanılmış (müktesep) hakları korumak için kabul edilmiştir.
    Ne var ki, her kuralın istisnaları olduğu gibi bu kuralın da istisnaları vardır. İlk olarak kişilerin lehine olan düzenlemelerin geriye yürütülmesi de hukukun genel ilkeleri arasında yer almıştır. Mesela Dairemiz, eğitim ve öğretim tazminatı davalarında, sorumluluğu daraltan ya da kısmen kaldıran kanun hükümlerini lehe hükümler taşıdığından derdest davalarda istikrarlı biçimde uygulayarak lehe kanun bozmaları yapmıştır. Yurt içi aylıklarının, personel ve amortisman giderlerinin tahsilinden vazgeçilmesi gibi.
    Olayımızda da 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10. maddesi kişiler lehine yeni hükümler getirdiğinden, lehe olan bu kanun hükmünün uygulanması gerekmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin 04.06.2003 tarih ve 2001/392 Esas 2003/60 sayılı kararı aynı mahiyettedir.
    İkinci olarak; vakıflar medeni hukuk tüzel kişisi olmalarına rağmen vakıfla ilgili hükümler, kamuyu yakından ilgilendirdiğinden kamu düzeni ile ilgilidir. Kamu düzenini ilgilendiren düzenlemelerin derdest davalara da uygulanması gerektiğinde tereddüte yer yoktur. Nitekim 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenini ilgilendiren hükümleri derdest davalara da uygulanmış, Yüksek Yargıtay tarafından uygulama bu şekilde yönlendirilmiştirÜçüncü olarak; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10. maddesine getirilen düzenleme, açıkca görüleceği üzere maddi hukuka ilişkin bir usul hükmünü içermektedir. Çünkü, düzenleme ile vakıf yöneticilerinin görevden alınabilmeleri için bir ön şart getirmiştir. Bilindiği üzere, dava şartları 6100 sayılı HMK.nun 114. maddesinde düzenlenmiş ve özel kanunlarda yer alan dava şartları saklı tutulmuştur.
    Maddi hukuka ilişkin usul hükmü de bir usul hükmüdür. Usul hükümleri kanunda farklı bir yürürlülük tarihi öngörülmemiş ise derhal yürürlüğe girerler ve derdest davalara da uygulanırlar.
    Bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekirken, onanmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyoruz.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi