1. Hukuk Dairesi 2017/1657 E. , 2018/9469 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : MİRASÇILIK BELGESİ İSTEMİ - TESPİT
Taraflar arasında görülen mirasçılık belgesi istemi, tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, duruşma isteği davanın niteliği gereği reddedilip, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, veraset ilamı verilmesine istemine ilişkindir.
Davacı, ... ile ..."den doğma ... oğlu ... (... ) ..."nın mirasçılarını gösterir hasımlı veraset belgesinin verilmesini istemiş, 03.10.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile isteğine ilave olarak, 92 ada 62 ve 63 parsel sayılı taşınmazların mahlulen tescilden önceki malikleri ... kızı ... ile ... oğlu ... isimli kişiler ile mirasbırakanları ... ve ... oğlu ..."nın aynı kişiler olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş olup, yargılama sırasında diğer mirasçılar da davaya dahil edilmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Dava, ... 1. Sulh hukuk mahkemesinde açılmış, mahkemenin kapatılmasıyla ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde devam edilmiş, mahkemenin görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacının süresinde talebi üzerine Asliye hukuk mahkemesinde görülmüştür.
Mahkemece, kesin hüküm ve hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup, iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir. Gerek öğreti gerekse Yargıtay, ıslah yoluyla davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini, aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Vurgulamakta yarar vardır ki, kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilecektir. Ancak, bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır.
Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK"nun 29.06.2011 tarih, 2011/1-364 E., 2011/453 K.)
Öte yandan, HMK"nın 1. maddesinde, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 2. maddesinde ise "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi" olduğu vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK"nın 4/1-ç bendinde, "Bu kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davalara sulh hukuk mahkemesi bakar" yine aynı kanunun, görevli mahkeme başlığını taşıyan 383/1. fıkrasında; "çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi" olduğu açıklanmıştır.
Ayrıca, genel hüküm niteliğinde bulunan TMK"nın 598/1 maddesinde de veraset belgesinin sulh hukuk mahkemesince verilmesi öngörülmüştür. 6100 sayılı HMK"nın "çekişmesiz yargı işleri" başlığını taşıyan 382/2-c maddesinin 6. bendine göre mirasçılık belgesi verilmesi sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girmekte ve çekişmesiz yargı kapsamında kalmaktadır.
Hâl böyle olunca; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince, görev dava şartlarından olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırması gerektiğinden, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken değinilen husus gözardı edilerek işin esası bakımından yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.