17. Hukuk Dairesi 2016/16219 E. , 2019/8052 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.06.2019 Pazartesi günü davacı vekili Av. ... geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davacı bankanın davalı ... San. Yat. Paz. İhr. Anonim Şirketi"den İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2013/19839 ve İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün 2013/19838 sayılı dosyalarından alacaklı olduğunu, davalı borçlu hakkındaki icra takiplerinin kesinleştiğini, davalı ... San. Yat. Paz. İhr. Anonim Şirketi"nin sahibi olduğu ... (İşletme), Erişim No: ... Maden ruhsatını 15/08/2011 tarihinde diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şirketine devrettiğinin öğrenildiğini, dava konusu ruhsat devir işleminin İİK."nın 280. maddesi gereğince iptale tabi olduğunu, davalı ... San. Yat. Paz. İhr. Anonim Şirketi"nin ortakları ile dava konusu ruhsatı devralan davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şirketi"nin ortaklarının yakın akraba olduğunu, davalı her iki şirketin gerçekte aynı aileye (Kan
ailesi) ait şirketler olduğunu belirterek dava konusu ruhsat devir işlemine ilişkin tasarrufun İİK."nın 277 ve devam eden maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu 19.maddesi gereğince davacı banka yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şirketi vekili; kredi borcunun teminatı olan ipotek ve rehinlerin güncel değeri borcu fazlası ile karşıladığı halde, davacı bankanın yalnızca haciz tutanaklarını geçici aciz vesikasının delili olarak göstererek tasarrufun iptali davasını açmasının iyi niyetli olmadığının kanıtı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... San. Yt. Paz. İhr. Anonim Şirketi vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davanın kabulüne; ...,...,... Maden ruhsatının 15/08/2011 tarihinde davalı ... San. Yt. Paz. İhr. Anonim Şirketi tarafından diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şirketine devrine ilişkin tasarrufun iptaline, İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün 2013/19838 sayılı dosyasında davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına, İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün 2013/19839 sayılı dosyasında davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nun 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK"nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir.
Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK 297/II maddesinde; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay"ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 29/03/2016 tarihli kısa kararında "Davanın kabulüne, davalılar arasında gerçekleşen ruhsat devrine ilişkin tasarrufun iptaline, davacı alacağını karşılayacak miktarda davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına" denildiği halde, gerekçeli kararda "Davanın kabulüne; ...,... ,... :7427) II-B Grup (İşletme), ... Maden ruhsatının 15/08/2011 tarihinde davalı ... San. Yt. Paz. İhr. Anonim Şirketi tarafından diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şirketine devrine ilişkin tasarrufun iptaline, İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün 2013/19838 sayılı dosyasında davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına, İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün 2013/19839 sayılı dosyasında davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına," şeklinde yazıldığı görülmektedir. Bu durum HMK"nın 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük
Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre bu aşamada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 16/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.