14. Hukuk Dairesi 2018/1403 E. , 2018/7650 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.09.2013 gününde verilen dilekçe ile ... iptali ve tescil mümkün olmazsa alacak talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.09.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi vekili ve ihbar olunan S.S ... Konut Yapı Kooperatifi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ... iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalılar arasında yapılan 18.01.1993 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalılardan yükleniciye bırakılan 4 adet bağımsız bölümün 11.11.2005 ve 21.02.2006 tarihli satış vaadi sözleşmeleriyle müvekkiline satışının vaat edildiğini belirterek ... iptali ve müvekkili adına tescilini, olmadığı taktirde tazminat istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılan davada, ... iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 09.07.2013 tarihli, 2013/7293 Esas, 2013/10371 Karar sayılı ilamı ile "...davalı yüklenici, davacıya 308 ada 38 sayılı parsel üzerinde bulunan 8. Bloktaki 16 ve 18 No"lu bağımsız bölümler ile 6. Bloktaki 8 ve 13 No"lu bağımsız bölümlerin satışını vaat etmiştir. Davacıya satışı vaat edilen bağımsız bölümlerin adedi itibariyle Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğinden davayı görmeye tüketici mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir..."" gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, davacının davasının davalı ... İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti yönünden reddine, davalı S.S ... Konut Yapı Kooperatifi yönünden kabulü ile, 308 ada 38 sayılı parselde kayıtlı 6. Blok 8 ve 13 No"lu bağımsız bölüm ile 8. Blok 16 ve 18 No"lu bağımsız bölümlerin davalı S.S ... Konut Yapı Kooperatifi adına kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı S.S ... Konut Yapı Kooperatifi vekili ve ihbar olunan S.S ... Konut yapı Kooperatifi vekili temyiz etmiştir.
I- 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
a)Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
b)Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve Yönetmeliğin 30. maddesine göre yapılan araştırma sonunda yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.
II- Tebligat Kanununun 35. maddesinin;
a) Birinci ve ikinci fıkralarında, gerçek kişilerle ilgili olarak, muhatabın kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmasından sonra, eğer bu kişi adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu; adresini değiştiren kişinin yeni adres bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.
b) Dördüncü fıkrasında, tüzel kişi muhataplara daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişilerin resmî kayıtlarındaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; davalı arsa sahibi S.S ... Konut Yapı Kooperatifi"ne dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşıldığından savunma hakkı kısıtlanmıştır. Savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yargılama yapılması usulüne uygun değildir.
Öte yandan ikinci yüklenici S.S ... Konut yapı Kooperatifi yüklenici sıfatını taşıyan ... İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti."den 20.01.1993 tarihli 1498 yevmiye numaralı düzenleme suretiyle kat karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesi ile 308 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 200 konut bağımsız bölüm yapım işini devraldığından, S.S ... Konut yapı Kooperatifi"nin ihbar olunan sıfatı ile taraf sıfatını kazanması mümkün değildir. Davanın S.S ... Konut yapı Kooperatifi"ne de yöneltilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.