21. Hukuk Dairesi 2016/2512 E. , 2017/1723 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 15.11.2011 tarihli iş kazası sonucu sigortalının vefatı nedeniyle hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş için 53.214,03 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı çocuk... için 998,06 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 2.325,89 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 12.396,41 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, Davacı çocuk ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; olayın iş kazası olarak tespit edildiği, davacıların desteği sigortalı ...’ın davalı alt işveren ... işçisi olarak, davalı asıl işveren...Limited Şirketinin yapımını üstlendiği bina inşaatında kalıp ustası olarak çalışırken yüksekten düşmeye bağlı olarak vefat ettiği, kazanın gerçekleşmesinde kazalının %30, asıl işveren şirketin %50, alt işverenin ise %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
İş kazası nedeniyle tazminat alacağı haksız fiile dayalı olup faiz başlangıcı tazminatı doğuran zararlandırıcı olay tarihidir. Somut olayda, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat istemleri için kaza tarihinden itibaren faiz istenilmekle beraber, 08.09.2014 tarihinde harçlandırılan talep artırım dilekçesinde davacı eş ve davacı çocuklar ... ve ... için istenilen maddi tazminatlar için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talep edildiğinin anlaşılmasına göre, Mahkemece HMK’nun 76.(HMUK 74. madde) maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde davacı eş ve davacı çocuklar ... ve ... için istenilen maddi tazminatlar için faiz yönünden kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olmuştur.
3- Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56. maddesi hükmüne göre, Hakim, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların ... ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş ve çocukların her biri için takdir edilen manevi tazminatların ayrı ayrı az olduğu açıktır.
Mahkemece yapılacak iş davacı eş ve davacı çocuklar ... ve ... için istenilen maddi tazminatlar için faiz yönünden 08.09.2014 tarihli dilekçe ile talebin daraltıldığı dikkate alınarak bu davacıların maddi tazminat istemleri için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ile davacıların her biri için takdir edilen manevi tazminatların ayrı ayrı az olduğu dikkate alınarak davacıların her biri için yukarıda açıklanan ilkelere göre hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmesinden ibarettir.
O halde, taraf vekillerini bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 07.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.