20. Hukuk Dairesi 2018/2435 E. , 2020/1170 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... mevkiindeki 1143 parsel sayılı taşınmazda yapılan özel parselasyonla oluşan 68 ve 69 sayılı parsellerin ikiyüzer m²"den toplamda dört yüz m² olup, bu iki taşınmazın 04/04/1991 tarihinde müvekkilince ... haricen satın alındığını, daha sonra yapılan 2/B kadastrosunda yan yana olan iki parselden 68 sayılı parselin, 137 ada 28 parsel olarak; 69 sayılı özel parselin ise 137 ada 24 parsel olarak numaralandırıldığını, neticede müvekkiline ait 28 sayılı parsele tekabül eden 200 m²"lik yerin 170,48 m² olarak müvekkili adına, 24 sayılı parsele tekabül eden yerin ise davalı adına tespit edildiğini, halbuki 24 sayılı parsel üzerinde su basman (temel) seviyesinde müvekkilinin yaptığı inşaatın mevcut olduğunu, müvekkilince İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/385 E. sayılı dosyası üzerinden Hazine ve tapu müdürlüğü aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığını, o davada yapılan keşifte 137 ada 24 sayılı parselin kullanıcısı olarak davalı ..."nin yazıldığını, oysa ki davalı ..."nin kullanımında olan parselin bitişikteki 137 ada 23 parsel sayılı taşınmaz olup, parselin fiili kullanıcısının ise Kerime Talay olarak belirlendiğini, alınan bilirkişi raporunda açıkça kadastro tespitinde kaydırma yapıldığının tespit edildiğini beyan ederek; ... İlçesi, ... mahallesi, 137 ada 24 sayılı parselin "..." adına olan tapu kaydının iptaliyle, müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 137 ada, 24 sayılı parselin 6292 sayılı yasaya göre davalı ... tarafından davadan önceki 26/11/2013 tarihinde satın alındığı, idarenin satış işlemi iptal edilmeden, bu davanın görülmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle; davanın ön şart yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/12/2016 tarihli 2015/257 E. - 2016/419 K. sayılı kararının kaldırılmasına ilişkin yaptığı başvuru ile ilgili olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince; davanın 25/06/2015 tarihinde açıldığı, davaya konu taşınmazın satış yoluyla davalı tarafından 26/11/2013 tarihinde 6292 sayılı Kanuna istinaden satın alındığı, kullanım kadastrosu kesinleşen ve tapuya tescil edilen taşınmazın "beyanlar" hanesindeki şerhle ilgili olarak, taşınmazın üçüncü şahıs adına tapuya tescil edilmesinden sonra şerhe yönelik açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satışa yönelik idarenin satış işlemi iptal edilmeden tapu iptali ve tescil davası açılamayacağı, bu nedenlerle İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/257 E. - 2016/419 K. sayılı "davanın usulden reddine" ilişkin kararının usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle; dosya kapsamı, delil durumu dikkate alındığında, İstanbul
Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/257 E. - 2016/419 K. sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; 6292 sayılı Kanun kapsamında satın alınan 137 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tescili istemine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına göre; mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmesinden sonra, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, bu defa ilgili bölge adliye mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara yönelik davacı vekilince 24.01.2018 tarihinde temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz süreci devam ederken; davacı vekili 12.02.2020 tarihli "davadan feragat" istemli ve "e-imzalı" dilekçesini UYAP sistemi üzerinden yerel mahkeme aracılığıyla Dairemize ulaştırmış; yapılan incelemede davacı vekilinin davadan feragat etmeye yetkili olduğu da vekaletnamesinin içeriğinden anlaşılmış olmakla; 11/04/1940 günlü ve 70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, "Hükümden sonra ortaya çıkan bu durum esas hükmün temyiz yoluyla incelenmesine engeldir." hükmün kesinleşmesinden önce davacının davadan feragat etmesi nedeniyle, bu hususta hüküm kurulması görevi yerel mahkemeye ait olduğundan, davacının vaki feragati nedeniyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK"nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, feragat nedeniyle işlem yapılmak üzere hükmün BOZULMASINA, dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesi"ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde iadesine 04/03/2020 günü oy birliği ile karar verildi.