23. Hukuk Dairesi 2015/7916 E. , 2017/3123 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kooperatif üyeliğinin tespiti davası sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 15.04.2017 gün ve 2014/11253 Esas, 2015/2575 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılında ortaklığa kabul edildiğini, müvekkiline tahsis edilen B blok 20 numaralı daire için 25.750,00 TL aidat ve ara ödemesi olmasına rağmen kooperatif tarafından 11.06.2004 tarihli yazıyla borç çıkartıldığını, cevabi ihtarnamelerle borcun olmadığının tespiti ve fazla ödemelerin mahsubunu istemesine rağmen bu isteminin yerine getirilmediğini, ikinci ihtarla borcunu bir ay içinde ödememesi halinde ihraç edileceğinin bildirildiğini, 21.09.2005 tarihinde davacının yapılan genel kurul sonrasında yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, 10.10.2005 ve 15.11.2005 tarihlerinde 500,00"er TL daha ödeme yaptığını, 23.09.2005 tarih ve 19 numaralı yönetim kurulu kararı ile ihraç kararının ortadan kaldırılarak davacının üyeliğinin devamına karar verildiğini ileri sürerek, müvekkilinin kooperatif ortağı olduğunun tespitine, B blok 20 numaralı dairenin davacı adına tahsisine, davacı adına tahsis kararı verilemediği takdirde aidatların eskalasyon değeriyle hesaplanarak ve yıllık %30 faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aidat borçlarını yerine getirmemesi sebebiyle ihraç edildiğini ve davanın beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, ihraç kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde hiçbir başvuru yapmadığından kararın kesinleştiğini, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin eski kooperatif başkanı ... önderliğinde 02.08.2005 ve 21.09.2005 tarihli iki sahte genel kurul toplantısı yaptıklarını, anılan genel kurulların mutlak butlanla batıl olduğuna dair mahkeme kararları olduğunu, yok hükmündeki bir genel kurul kararına dayalı hak iddia edilemeyeceğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin yasal olmadığını,davacının ödemelerinin tespiti ve ihraç kararının kaldırılmasının sahte genel kurul kararıyla gerçekleşen bir mizansen olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının 25.750,00 TL ödeme yaptığına dair sunduğu belgelerin kooperatif kaşesini taşıdığı ancak hangi kooperatif yetkilisinin imzasını taşıdığının tespit edilemediği, davacı adının yer aldığı 02.08.2005 ve 21.09.2005 tarihli genel kurulların mahkeme kararıyla mutlak butlanla batıl olduğunun tespit edildiği, kooperatiflerde açık kapı ilkesinin geçerli olup, geçerlilik .../...
S.2
bakımından herhangi bir şekle bağlı değil ise de, dosya kapsamında yer alan kesin hüküm niteliğindeki yargı ilamları da dikkate alındığında pek çok yönetim kurulu kararının sahte olarak düzenlendiği, sahte ödeme makbuzlarının düzenlenmiş olduğu, davacının isminin mahkemece tespit edilen üye listesinde yer almaması ve mutlak butlanla batıl olan genel kurul kararlarının iptal edilmiş olduğu da gözönüne alındığında ortaklık payının usulüne ilişkin devralındığına ilişkin adi yazılı belge fotokopileri dışında bir belgenin sunulmadığı, bu belgenin de kooperatif kayıtları ile doğrulanmadığı, davacının hak iddia ettiği bağımsız bölümün başka bir kişi adına tahsisli olduğu, bu davada verilecek herhangi bir kararın bu kişinin haklarını etkileyeceği, ortaklık payının bölünmezliği ilkesi dışında mahkeme olarak değerlendirme yapmasının zorunlu olduğu, B blok 20 numaralı dairenin tahsis işlemi görülmekle birlikte davacının ihraç kararlarının yasaya uygun şekilde yapıldığı, aksi yönde delilin sunulmadığı, kooperatiflerde yönetim kurulu kararlarının noterden onaylı karar defterlerine yazılmasının zorunlu olduğu, karar defterlerine ulaşılamadığı, genel kurul tutanakları itibariyle de bir kısım usulsüzlüklerin varolduğu, dolayısıyla sunulan deliller kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında davada kesin ve inandırıcı delillerle davacının üyeliğinin varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle, kanıtlanamayan ve yasal koşulları oluşmayan davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 2014/11253 esas, 2015/2575 karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamının taraflara tebliğinden sonra, karar düzeltmenin süresinden sonra talep edilmesi halinde karar verecek mercii yine Yargıtay olup yerel mahkemenin red veya kabul kararı vermesi gibi bir görevi yoktur.
Her ne kadar yerel mahkemece 21.07.2015 tarihinde ara kararla süresinde olmayan karar tashih talebinin reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kararı yok hükmündedir.
Davacıya onama kararının 01.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 20.07.2015 tarihinde harcının da yatırılmak suretiyle karar tashihi yoluna başvurulduğu ancak süresinde olmadığı görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin süresinden sonra yapılan karar düzeltme isteminin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.