19. Hukuk Dairesi 2017/2559 E. , 2019/2079 K.
"İçtihat Metni"19. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davacının tarımsal krediler sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı müşterek borçlu müteselsil kefilin haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aynı kredi alacağı için davacı tarafından daha önce ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını ve kesinleştiğini, bu takibin sonuçlandırılmasından dolayı davaya konu ikinci takibin müvekkili aleyhine yapılmasının İİK 45. maddesine aykırılık oluşturduğunu ve mükerrer takip olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 07/05/2013 Tarih 2011/272 Esas 2013/113 Sayılı Karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06/05/2015 Tarih, 2014/15348 Esas, 2015/6755 Karar sayılı ilamında belirtilen “ Davacı bankaca davalıya gönderilen 16.03.2010 tarihli ihtarnamede 22.05.2008 tarihli sözleşmedeki kefaleti nedeniyle 68.610,00 TL kredi borcunun ödenmesinin talep edildiği görülmektedir. Davacı bankanın ... İcra Müdürlüğü"nün 2010/654 takip sayılı 12.08.2010 tarihinde davalıyla birlikte dava dışı borçlular aleyhine başlattığı ilamsız takip üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalının 22.05.2008 tarihli Tarımsal Krediler Sözleşmesinde 400.000,00 TL limit ile kefil olduğu ayrıca borcun teminatını oluşturmak üzere davacı yararına ipotek verdiği dosya kapsamındaki ipotek senedinde görülmektedir. Davalı yan kefil olarak yer aldığı bu sözleşmeden dolayı kefalet limiti kadar davacı bankaya karşı sorumlu olup, mahkemece bu hususa dikkat edilmeden, 22.05.2008 tarihli sözleşme kapsamında davalının sorumlu olduğu borç miktarı saptanmadan, yetersiz incelemeyi içeren bilirkişi raporuna uyularak karar verilmiştir. O halde mahkemece, bankacılık konusunda uzman bilirkişilere mahallinde banka defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davalının kefil olarak yer aldığı kredi sözleşmesi kapsamında oluşan borçtan ne miktarda sorumlu bulunduğunun belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi yargılama sürerken 20.10.2011 tarihinde davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... Ltd. Şti. arasında takibe konu kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasına dair sözleşme akdolunduğu, kredi borcunun taksitlere bağlandığı, ilk taksitinin 20.10.2011 tarihinde dava dışı şirketten tahsil olduğu bilirkişi raporu kapsamından anlaşılmakta olduğundan bu hususlar da gözetilerek davalının sorumlu tutulması gereken miktarın belirlenmesi gerekirken, anılan yön üzerinde durulmadan karar verilmesi isabetsiz olmuştur.” şeklindeki gerekçelerle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre, takibe konu iki kredi sözleşmesinden yalnızca birinde davalının imzasının olduğu, bu sözleşme nedeniyle davalının sorumlu olduğu miktardan dava tarihinden sonra yapılan ilk taksit ödemesinin mahsubu ile yapılan hesaplama neticesinde davanın kısmen kabulüne, itirazın 67.752,67 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına ve asıl alacağın %40’ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
(1)Davacı vekili, davalı vekilinin temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürmüşse de söz konusu dilekçenin HUMK’un 433. Maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
(2) Davalı vekilinin temyizine gelince, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının imzalamış olduğu kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olduğu miktara ilişkin inceleme ve hesaplama yapılmış olmasına rağmen yargılama sürerken 20/10/2011 tarihinde davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd.Şti. arasında takibe konu kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasına dair sözleşme akdolunduğu, kredi borcunun taksitlere bağlandığı ve ilk taksitin 20.10.2011 tarihinde dava dışı şirketten tahsil edildiği anlaşılmış, ancak bilirkişi tarafından bu tarihten sonra yeniden yapılandırma sözleşmesi gereğince ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar ödeme yapıldığı ve borcun yeniden yapılandırma sözleşmesi ayakta ve uygulanıyor ise bunun eldeki davaya etkisi (muaccel borcun imhal edilip edilmediği) belirlenmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere davacı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine, (2) nolu bentte açıklandığı üzere hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.