3. Hukuk Dairesi 2014/14644 E. , 2015/774 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 4.AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2014
NUMARASI : 2013/748-2014/359
Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde; boşanma davasında, davalı lehine aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini; kararın kesinleşmesinden sonra, davalıya aylık 776,00-811,00 TL arasında maaş bağlandığını, müvekkilin de aynı miktarlarda emekli maaşı aldığını, yoksulluk nafakası sebebiyle müvekkilinin yoksul duruma düştüğünü, davalının zenginleştiğini belirterek davalı lehine hükmedilen aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aylık 835,00 TL ölüm aylığı aldığını, bunun dışında bir gelirinin bulunmadığını, davacının muhtarlık yaptığını, gayrimenkullerinden kira geliri elde ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; tarafların boşanmalarından sonra davalıya vefat eden babasından dolayı aylık 862,74 TL ölüm aylığı ödendiği, davalının kızına ait evde oturduğu, kira ödemediği, davacının da emekli olduğu, davalının yalnız yaşadığı, 862,74 TL ölüm aylığının davalıyı yoksulluktan kurtaracak miktarda olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların Eskişehir 4.Aile Mahkemesinin 04.12.2012 günlü kararı ile boşandıkları ve aylık 300 TL tedbir nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, nafakanın kararın kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına ilişkin verilen karar, sadece yoksulluk nafakası yönünden davacı yanca temyizi üzerine Yargıtay Yüksek 2.Hukuk Dairesince 29.05.2013 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.
TMK."nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Davacı; 31.10.2013 tarihinde açtığı bu dava ile de, yukarıdaki yasa hükmü gereğince, davalının yoksulluğunun kalktığı iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu"nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması, yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi, asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK."nun 07.10.1998 gün 1998/2-656 E.- 688 K. ve 26.12.2001 gün 2001/2-1158 E.1185 K.) Bu durumda ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacının emekli olup, aylık 1529 TL maaş aldığı ve köy muhtarlığı yaptığı, üzerine kayıtlı taşınmazları ve aracının olduğu, davalının ise ev hanımı olduğu, davacı ile boşandıktan sonra aylık 862,74 TL ölüm aylığı almaya başladığı, kızına ait evde oturduğu, sosyal ekonomik durum araştırması ile anlaşılmaktadır.
Davalı ise, davanın mahalle muhtarlığı yaptığını, nakliye aracı ile ticari faaliyette bulunduğunu ve gayrimenkullerden kira geliri bulunduğunu, 30 dönüm ekilebilir tarlası bulunduğunu bildirmiştir.
Nafaka alacaklısı kadının aldığı ölüm aylığı, yukarıda belirtilen zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davalının eline geçen gelir miktarı onu yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir. Davalı kadının belirli düzeyde de olsa, ölüm aylığı alması, ayrıca yoksulluk nafakası almasına engel olmadığı gibi nafakaların kaldırılmasına da gerekçe olamaz (3.HD.04.07.2006, 2006/16515 E.-2006/9027 K.). Davalının aldığı ücret, nafakanın kaldırılmasını değil, azaltılmasına etki edecek olgulardandır.
O halde mahkemece yapılacak iş; davacının sosyal ve ekonomik durumu yeterince araştırılarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek, taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin, nafakanın indirilmesini de kapsadığı kabul edilerek, TMK"nun 4.maddesine vurgulanan hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın uygun miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.