3. Hukuk Dairesi 2014/14171 E. , 2015/804 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9.AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2013/226-2013/928
Taraflar arasında görülen yardım nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı İ.. B.. vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı kurum vekili; davalıların babaları olan S.. Ç.."in 15/02/2004 tarihinden itibaren Darülaceze Müdürlüğünde kalmaya başladığını, bakım ve korumasını müdürlükleri tarafından yapıldığını; S.. Ç.."e, yasal olarak bakmakla yükümlü olan çocuklarının, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde babalarına bakmak, yardım etmek, aile onurunu koruyup gözetlemekle yükümlü olduklarını, kanunen bakmakla yükümlü yakınları tarafından bakılmayan kişilerin bakımının ise; nafaka davası açılması şartı ile yapıldığını, aylık 500,00"er TL nafakanın davalılardan alınarak davacı kuruma verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan G.. Ç.., davacı tarafından istenilen nafakayı ödeme durumlarının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan E.. Ç.. ise, zor geçindiğini, davacı tarafından istenilen nafakayı ödeme durumunun olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davalıların, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde babalarına bakmak, yardım etmek, aile onurunu koruyup gözetmekle yükümlü oldukları; yakınları tarafından bakılmayan kişiler için, kurumca nafaka davası açılabileceği; tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, dava tarihinden geçerli olmak üzere davalıların her birinden aylık 200,00"er TL olmak üzere toplam 400,00 TL yardım nafakasının davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı İ.. B.. vekili ve davalılarca ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi kurum tarafından açılan yardım nafakasına ilişkindir.
TMK.nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür".
TMK.nun 365/2 maddesinde; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" 365/4.maddesinde de; "Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir." düzenlemeleri yeralmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını toplum ve kişilerin vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, yasa maddesinde sayılı kişilerden yardım nafakası isteyebilir. Ne varki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın nafaka isteyenin geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliri ile orantılı olacak şekilde TMK 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece; davacı kurum tarafından kendisine bakılan nafaka alacaklısının mirasçılarının sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin araştırma yapılmak suretiyle karar verilmiş ise de; nafaka alacaklısı S.. Ç.."in malvarlığı hakkında araştırma yapılmaksızın hüküm tesis edilmiştir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.