Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2013/2407
Karar No: 2014/1028
Karar Tarihi: 10.12.2014

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/2407 Esas 2014/1028 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2013/2407 E.  ,  2014/1028 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “tasarruf teşvik kesintisi, katkı payı ve nema alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon İş Mahkemesi’nce asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.09.2010 gün ve 2005/723 E. 2010/699 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 11.10.2012 gün ve 2012/19000 E. 2012/21949 K. sayılı ilamı ile;
    “…Davacı, tasarruf teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm, davacı, davalı şirket ve maliye Hazinesi avukatları tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar gereğince ilgili banka hesabına yatırılmaması nedeniyle tasarrufu teşvik ve nema alacağının davalı Hazine Müsteşarlığından tahsiline karar verilmesi isteğine ilişkindir.
    Resmi Gazete"nin 14/10/2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20/12/2010 tarih ve 156-328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir…”
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Asıl ve birleşen dava, tasarruf teşvik kesintisi ve nema alacağı istemlerine ilişkindir.
    Davacı vekili, belirsiz süresi iş akdi ile çalıştığı dönemde ücretinden 3417 sayılı Kanun uyarınca yapılan kesinti ve işveren katkı paylarının işverence Ziraat Bankasında adına açılan hesaba yatırılmaması nedeniyle kendisine ödeme yapılmadığını belirterek, tasarrufu teşvik kesinti ve işveren katkı payları ile nema toplamının belirlenerek, şimdilik 1.000 TL’nin asıl davada işveren şirketten, birleşen davada ise Maliye Hazinesinden tahsilini talep etmiştir.
    Davalı Bülbüloğlu AŞ vekili, 3417 sayılı Kanun uyarınca yapılan kesintilerin katkı payları ile birlikte Bankaya yatırıldığını belirterek, davanın husumet nedeniyle reddini savunmuştur.
    Birleşen dava davalısı Hazine vekili, dava konusu işlemlerin kamu hukuku karakterli olması nedeniyle uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini, hesapların Hazine Müsteşarlığına devri tarihinde banka kayıtlarında olmayan miktardan sorumlulukları bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, bilirkişi raporu uyarınca davacının alacağının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle işveren yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Hazine yönünden hüküm tesis edilmediği ise kararın gerekçesinde belirtilmiştir.
    Özel Daire, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, işveren katkısı ve nemaların tahsili istemiyle idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararı bozmuştur.
    Mahkemece, uzlaşma yoluna gitmeyen kamu ve özel sektör işyerleri için işverenin sorumluğunun devam etmekte olduğu, özel şirket hakkında açılan nema alacağına ilişkin davada Maliye Hazinesi"nin de sorumlu olmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda direnilmiştir.
    Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    I-2005/723 E sayılı asıl dava yönünden yapılan incelemede;
    Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında; işin esasına girilmeden önce, bozma ve direnme kararları ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kapsamı ve hükme konu miktar ve karar tarihi itibariyle, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK)’nun 427. maddesi gereğince, direnme kararının temyiz incelemesinin yapılıp yapılamayacağı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
    Bilindiği üzere, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yürürlük tarihinden sonra mahkemelerce verilen hükümler yönünden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını bir milyar TL olarak değiştirmiştir.
    Sonraki yıllarda 5219 ve 5236 sayılı Kanunlarda öngörülen katsayılar çerçevesinde miktarlar giderek artmıştır. Buna göre, 01.01.2013 tarihinden 31.12.2013 tarihine kadar katsayı artışı sonucu uygulanması gereken kesinlik (temyiz edilebilirlik sınırı) "1.820,00 TL"dir.
    Eldeki davada, temyiz istemine konu direnme kararının verildiği 28.03.2013 tarihinde, 5219 ve 5236 sayılı Kanunlar gereği temyiz (kesinlik) sınırını 1.820,00 TL olarak değiştiren hüküm yürürlükte bulunduğuna göre, hükmedilen ve davacı tarafından temyiz edilmeyen 486,92 TL olan uyuşmazlığa konu miktar bu sınırın altında kaldığından, direnme kararına karşı temyiz yoluna gidilmesi, miktar itibariyle mümkün değildir.
    Hal böyle olunca, davalı Bülbüloğlu İnşaat San ve Tic AŞ vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
    II-2010/187 E. sayılı birleşen dava yönünden yapılan incelemede;
    Uyuşmazlık, tasarruf teşvik kesintisi ve nema alacağının tahsili istemine ilişkin davada adli yargı mahkemelerinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Hukuk Genel Kurulunun 16.01.2013 gün 2012/22-1657 E. 2013/1 K. sayılı kararında da; 3417 sayılı Kanunun yükümlü tuttuğu kamu kurum ve kuruluşlarınca 4. maddesindeki yükümlülüğün zamanında veya hiç yerine getirilmemesi halinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın idari bir işlemden kaynaklandığı ve konunun kamu hukuku alanına ilişkin olduğu, bu nedenle kamu çalışanları tarafından tasarruf kesintisi, işveren katkısı ve nema alacağının tahsili istemiyle, İdareye karşı açılan davalarda, idari yargı yerinin görevli olduğunun kabul edilmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda;
    1-(I) numaralı bette açıklanan nedenlerle davalı Bülbüloğlu İnşaat San ve Tic AŞ vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    2-(II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun"un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    10.12.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi