16. Hukuk Dairesi 2020/1848 E. , 2021/3122 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, tapu kaydı, taksim, ifraz, hibe ve irsen intikal nedenleri ile ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 1, 6, 8, 105 ada 2, 4, 109 ada 3 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan 104 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ... ve müşterekleri, 104 ada 6, 8 ve 105 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar ..., 105 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ... ve 109 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ise ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı ... ve müşterekleri, 104 ada 4, 5, 7, 105 ada 5 ve 109 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak, taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak miras payları oranında tapu kayıtlarının iptali ile bu payların adlarına tescili istemiyle dava açmış, yargılama sırasında, dava konusu 104 ada 7 ve 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki dava eldeki dosyadan tefrik edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 104 ada 1, 6, 8, 105 ada 2, 4 ve 109 ada 3 parsel taşınmazların tapu kayıtlarının davacıların hissesi oranında iptali ile davacıların hisseleri oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişisi ... ait 28.01.2015 tarihli rapor ve ekindeki tablonun karar ekinden sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazlardan 104 ada 7 ve 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazların Kadastro Mahkemesinde itirazlı olmaları nedeniyle tefrik edildikleri, bu parseller dışında eldeki dosyada dava konusu olarak 104 ada 1, 6, 8, 105 ada 2, 4 ve 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kaldığı, bu parseller yönünden ise, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, taşınmazların tarafların murisi ... kaldığı ve davalı yanın satın alma iddiasını kanıtlayamadığı, ayrıca taksim olgusununda bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen bu karar dosya kapsamına uygun düşmediği gibi usul ve yasaya da aykırı bulunmaktadır.
Davacı ... ve arkadaşları, 27.7.2010 tarihli dava dilekçesinde, kendilerinin ... oğlu ... mirasçıları olup, kök muris ... terekesinin taksim edilmediğini ileri sürerek, 104 ada 4, 5, 7, 105 ada 5 ve 109 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, kök muris ...’den gelen miras paylarına yönelik olarak dava açmışlar ve husumeti de doğru olarak sözü edilen parsel maliklerine yöneltmişlerdir. Yargılamanın devamı sırasında 07.02.2012 tarihli celsede, çekişmeli taşınmazlardan 104 ada 7 ve 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki dava eldeki dosyadan tefrik edilmiştir. Dolayısıyla, eldeki dava dosyasında, davanın konusu olarak 104 ada 4, 5 ve 109 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar kalmış olduğundan, bu taşınmazlar yönünden inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki Mahkemece, dava konusu 104 ada 4, 5, ve 109 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yerine, davanın konusu olmayan 104 ada 1, 6, 8, 105 ada 2, 4 ve 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden karar verilmiş olup, dava konusu taşınmazlar hakkında karar verilmediğine ve dava dışı taşınmazlar hakkında karar verilmesi mümkün bulunmadığına göre, bu yöndeki kararın usul ve yasaya uygun olmadığı kuşkusuzdur. Öte yandan, mahallinde yapılan keşif sırasında, hangi parseller üzerinde keşif yapıldığı keşif zaptından anlaşılamadığı gibi, keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar olarak, “104 ada 1, 6, 8, 105 ada 2, 4 ve 109 ada 3 parseller” gösterilmiş olup, davacı vekilinin 25.08.2014 tarihli beyan dilekçesiyle, dava konusu parsellerin “104 ada 4, 5 ve 109 ada 2 parsel” sayılı taşınmazlar olduğu, fen bilirkişi raporunda hata yapıldığı yönündeki itirazı üzerine, bu kez anılan taşınmazlar yönünden 16.10.2014 tarihli ek rapor tanzim edilmiş, 17.11.2014 ve 28.01.2015 tarihli teknik bilirkişi raporlarında da, bu parseller yönünden pay tablosu hazırlanmıştır. Bu haliyle, Mahkemece, hangi taşınmazlar yönünden araştırma ve inceleme yapıldığı ve keşfin doğru parsellerde yapılıp yapılmadığı hususlarında tereddüt hasıl olmuştur.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmazların 104 ada 4, 5 ve 109 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar olduğu gözönüne alınmak suretiyle, bu parseller yönünden iddia ve savunma çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, dava konusu olmayan taşınmazlar yönünden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, hakkında hüküm kurulan 104 ada 1, 6, 8, 105 ada 2, 4 ve 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazların Kadastro Mahkemesinde dava konusu olmaları nedeni ile tespitlerinin kesinleşmediğinin anlaşılmasına göre, Kadastro Mahkemesi’nin görevli olacağının düşünülmemesi; yine 104 ada 1, 105 ada 4 ve 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar dava dışı şahıslar adına tespit edildikleri halde, taraf teşkili sağlanması gerektiğinin gözetilmemesi ve 28.01.2015 tarihli pay durumuna ilişkin rapor, hakkında hüküm kurulan taşınmazlara ait olmayıp, 104 ada 4, 5 ve 109 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu halde, bu rapor karar eki sayılarak infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması ve bir kısım davacıların karar başlığında gösterilmemesi dahi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.