
Esas No: 2012/869
Karar No: 2012/869
Karar Tarihi: 16/4/2013
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
GÖKSEL KORKMAZ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2012/869) |
|
Karar Tarihi: 16/4/2013 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Serruh KALELİ |
Üyeler |
: |
Mehmet ERTEN |
|
|
Zehra Ayla PERKTAŞ |
|
|
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Zühtü ARSLAN |
Raportör |
: |
Özcan ÖZBEY |
Başvurucu |
: |
Göksel KORKMAZ |
I. BAŞVURUNUN
KONUSU
1. Başvurucu, iç denetçi olarak
atamasının yapılması talebinin reddine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle
açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesi tarafından
reddedilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU
SÜRECİ
2. Başvuru, 3/12/2012
tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari
yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin
bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci
Komisyonunca, 25/12/2012 tarihinde başvurunun karara
bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3)
numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar
verilmiştir.
III. OLAY VE
OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesindeki
ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Kara Kuvvetleri
Komutanlığı Tek. ve Prj. Ynt. D. Başkanlığında proje subayı olarak görev
yapmaktadır.
6. Başvurucu, 2010 yılında ÖSYM
tarafından düzenlenen “İç Denetçi Aday Belirleme” sınavında başarılı olmuş ve
31 Ocak-6 Mayıs 2011 tarihleri arasında iç denetçi eğitimine katılarak, 28/5/2011 tarihinde yapılan sınav sonucunda iç denetçi
sertifikası almaya hak kazanmıştır.
7. Başvurucu, 16/6/2011 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı İç Denetim Birim
Başkanlığına iç denetçi olarak atanma talebinde bulunmuş, ancak ataması
yapılmamıştır.
8. Başvurucunun iç denetçi
olarak atamasının yapılmamasına karşı açtığı dava, Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi Birinci Dairesince “5018 sayılı
Kanun’un 65. maddesinde ve İç Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmeliğin 21. maddesinde, Bakan’a, sertifikalı adaylar arasından iç denetçi
belirleme yönünden takdir yetkisinin verildiği, takdir yetkisinin kamu yararı
amacı ve hizmet gerekleriyle sınırlı bulunduğu, olayda takdir yetkisinin
kullanımının nesnel ölçütlere dayandığı, hizmet gereklerine uygun olduğu ve
kamu yararı amacını gözettiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık
bulunmadığı” gerekçesiyle 15/5/2012 tarih
ve E.2011/1646, K.2012/629 sayılı kararıyla reddedilmiş ve bu karara karşı yapılan
karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 9/10/2012 tarih ve E.2012/1254,
K.2012/1050 sayılı kararıyla reddedilerek, karar başvurucuya 7/11/2012
tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
9. 10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “İç
denetçinin nitelikleri ve ataması” kenar başlıklı 65. maddesi
şöyledir:
“İç denetçi olarak atanacakların, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilenler ile aşağıdaki şartları
taşıması gerekir:
a) İlgili kamu idaresinin özelliği de dikkate alınarak İç
Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenen alanlarda en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş olmak.
b) Kamu idarelerinde denetim elemanı olarak en az beş yıl
veya İç Denetim Koordinasyon Kurulunca belirlenen alanlarda en az sekiz yıl
çalışmış olmak.
c) Mesleğin gerektirdiği bilgi, ehliyet ve temsil yeteneğine
sahip olmak.
d) İç Denetim Koordinasyon Kurulunca gerekli görülen diğer
şartları taşımak.
…
İç denetçiler, bakanlıklar ve bağlı idarelerde, üst
yöneticilerin teklifi üzerine Bakan, diğer idarelerde üst yöneticiler
tarafından sertifikalı adaylar arasından atanır ve aynı usûlle
görevden alınır. İç denetçilerin kamu idareleri itibarıyla sayıları, çalışma
usul ve esasları ile diğer hususlar İç Denetim Koordinasyon Kurulunca
hazırlanarak, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
10. 12/7/2006 tarih ve 26226 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İç
Denetçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “İç denetçiliğe atanma” başlıklı 21.
maddesi şöyledir:
“İç denetçiler, bakanlıklar ve bağlı idarelerde, üst
yöneticilerin teklifi üzerine Bakan, diğer idarelerde üst yöneticiler tarafından,
sertifikalı adaylar arasından atanır ve aynı usulle görevden alınır.”
IV. İNCELEME VE
GEREKÇE
11. Mahkemenin 16/4/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun
3/12/2012 tarih ve 2012/869 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
12. Başvurucu, iç denetçi olarak
atamasının yapılmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davada, dava
dilekçesinde yer alan taleplerin karşılanmadığını, davalı idare tarafından
belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı halde mahkemenin bunları tespit etme
yoluna gitmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini
belirterek, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin ret kararının
düzeltilmesini ve ödediği vekâlet ücretinin kendisine iadesini talep etmiştir.
13. Başvurucu ek olarak, iç
denetçi ataması yapması konusunda idarenin bağlı yetki içerisinde olduğunu, 7
kişilik boş kadro varken 6 adayın başvuru yaptığını, bu durumda takdir
yetkisinin söz konusu olamayacağını, yurt dışında yaptığı yüksek lisansın iç
denetçi olarak atanmasına engel bir durum teşkil etmediğini, yurt dışında
yüksek lisans yapmış bir adayın idare tarafından iç denetçi olarak atamasının
yapıldığını ve bu sebeple eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden
14. Başvurucu, taleplerinin
mahkemece karşılanmaması suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini
iddia etmiştir.
15. Anayasa’nın 148. maddesinin
üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,
Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki
herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden kişilere
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.
16. Anayasa’nın 148. maddesinin
dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken
hususlarda inceleme yapılamaz.”
17. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları
ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası
şöyledir:
“Mahkeme,
…açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
18. 6216 sayılı Kanun’un “Esas
hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı
fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel
başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve
bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.
Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
19. Bir anayasal hakkın ihlali
iddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden
incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve
Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin
olduğu açıktır.
20. Bireysel başvuruya konu
davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve
uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve
değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından
getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru
incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yer alan hak ve
özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece
mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru
incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri
takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire
müdahalesi söz konusu olamaz.
21. Başvurucu, iç denetçi olarak
atamasının yapılması talebinin reddedilmesi işlemine karşı açtığı davanın
mahkemece kabul edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüş olup, başvurucunun iddialarının esas itibariyle derece
mahkemesince dava konusunun değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet
bulunmadığına ve dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır.
22. Somut olaydaki uyuşmazlığın
meslek ile ilgili olduğu ve idarenin takdir yetkisini kullanması kapsamında
bulunduğu açıktır. Yapılan incelemede yargılamanın derece
mahkemeleri tarafından usul şartlarına ve hukuka uygun olarak
gerçekleştirilmediğine ve başvurucunun kendi delillerini ve iddialarını sunma
fırsatı bulamadığına dair açık bir bulgu saptanmadığından derece mahkemesinin,
ilgili hukuku yorumlamasında ve delilleri takdirinde keyfilik bulunmadığı ve
iddiaların kanun yolunda gözetilecek hususlara ilişkin olduğu anlaşıldığından
başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan
yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi
gerekir.
2. Eşitlik
İlkesi Yönünden
23. Başvurucu, idare tarafından
başka bir adayın iç denetçi olarak atanmasının eşitlik ilkesini ihlal ettiğini
ileri sürmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere (§ 15), bireysel başvuru
kapsamındaki hakların içeriğinin tespit edilmesinde Anayasa ve Sözleşme
hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve ortak koruma alanının tespit
edilmesi gerekmektedir.
24. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.
maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
…
Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine
uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
25. Sözleşme’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden
yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal
veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak
üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin
sağlanmalıdır.”
26. Başvurucunun, anayasal
haklarının ihlal edildiğine yönelik bu iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut
olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında
yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması
gerekir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin
tartışılabilmesi için kişinin, hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda
ayrımcılığa maruz kaldığı sorusuna cevap verebilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla
ayırımcılık yasağı, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp, temel hak
ve özgürlüklerin kullanılması ve korunmasını güvence altına alan tamamlayıcı
nitelikte bir haktır.
27. Başvurucunun eşitlik
ilkesinin ihlali iddiası, iç denetçi
olarak kendisinin atanmayıp başka birisinin atanmasına ilişkin idari işleme
yöneliktir. Meslek ile ilgili ve idarenin takdir yetkisinde bulunan somut talep
Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme
kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışındadır.
28. Açıklanan
nedenlerle, başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, konusu bakımından Anayasa’da güvence altına
alınmış temel hak ve özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek
Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında olmadığı anlaşıldığından,
başvurunun bu bölümünün
“konu bakımından yetkisizlik”
nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A.
Başvurunun,
1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki
iddiaları içeren bölümünün “açıkça
dayanaktan yoksun olması”,
2. Eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı yönündeki
iddialara ilişkin bölümünün ise “konu
bakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
16/4/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar
verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.