
Esas No: 2017/2478
Karar No: 2018/378
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/2478 Esas 2018/378 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.05.1991 gün ve 1990/260 esas 1991/159 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 28.04.1993 gün ve 1455-5408 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacı tarafın iddiasını kanıtlamış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairece, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onanmıştır.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 1326 doğumlu mirasbırakan...’nın 04.06.1985 tarihinde öldüğü, geriye eşi ... ile davacı kızı ... ve davalı oğlu ...’ı bıraktığı, dava konusu 5007 parsel sayılı taşınmazın arsa vasfı ile davalı ... adına kayıtlı olduğu, taşınmazın iktisabının dava dışı paydaşlar ..., ..., ...,..., ...,... mülkiyetlerinde iken paylarını toplamda 600.000 TL bedelle davalıya satışından tescil edilmek sureti ile olduğu, davacının iddiasının öncesinde mirasbırakana ait çekişme konusu taşınmazın tapu kaydının, davalı tarafından kendi adına çıkarıldığı, bu nedenle iptalinin gerektiği yönünde olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, gerek 01.04.1974 günlü 1/2 sayılı, gerekse 16.03.1990 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında açıkça vurgulandığı üzere "muris muvazaası, miras bırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacı ile gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz mal hakkında, tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin B.K"nun 18.maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu olarak tanımlanmaktadır." görüldüğü üzere, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan bu içtihadı birleştirme kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda iradesini satış doğrultusunda açıklaması gerekmektedir.
Somut olayda ise, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının ise dava dışı kişilerden davalıya yapılan satış sureti ile oluştuğu anlaşılmakla söz konusu işlemin 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında kaldığı söylenemez.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Anılan bu husus, karar düzeltme isteği üzerine yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 440. maddesi uyarınca kabulüyle, Dairenin 28.04.1993 tarihli, 1993/1455 E., 1993/5408 K. sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemenin 07.05.1991 tarihli 1990/260 E., 1991/159 K. sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.