16. Hukuk Dairesi 2021/1389 E. , 2021/3125 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 115 ada 4, 5, 342, 345, 347 ve 348 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan, 115 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 115 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 115 ada 342 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 115 ada 345 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 115 ada 347 parsel sayılı taşınmaz ... adına ve 115 ada 348 parsel sayılı taşınmaz ise ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazların murisinden intikal ettiğini ileri sürerek, kök muristen babasına intikal edecek payın kendisi ve diğer mirasçılar adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında müdahil ..., 115 ada 345 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; müdahil ... ise, 115 ada 347 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı ... davasının kabulüne, ... ve ...’in davalarının kısmen kabulüne, 115 ada 4, 5, 342, 345, 347 ve 348 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 115 ada 4, 5, 342 ve 348 parsel sayılı taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... murisi ... mirasçıları ile davalı tespit malikleri adlarına, 115 ada 345 parsel sayılı taşınmazın hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... murisi ... mirasçıları ile müdahil davacı ... adına ve 115 ada 347 parsel sayılı taşınmazın Mahkeme’nin 2008/18 Esas sayılı dosyadan örneği alınan fen bilirkişinin 15.07.2014 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4.175,61 metrekare yüzölçümlü kısmının hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... murisi ... mirasçıları ile müdahil davacı ... adına, geriye kalan 5.117,41 metrekare yüzölçümlü kısmının ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... murisi ... mirasçıları ile tespit maliki adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı ... vekili, davalı ..., davalılar Şahin, Mustafa, ... ve ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ... iddiası yönünden, çekişmeli taşınmazların ..., ... ve ...’e ait olduğu ve bu kişiler arasında bir taksim bulunmadığı, diğer taraftan dosya arasında bulunan 02.06.1952 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazlar ile birlikte geniş bir alanı kapsadığının aynı Mahkeme’nin 2008/18 Esas sayılı dosyasında belirlendiği, anılan kayıtta davacının murisi ...’ın 1/5 payının bulunduğu gerekçesiyle; müdahil davacı ...’ın davası yönünden, çekişmeli 115 ada 345 parsel sayılı taşınmazın evveliyatında Muzaffer Bekar’ın zilyetliğinde iken ...’a sattığı ve Kadastro Kanunu’nun 13/B- b koşullarının sözü edilen kişi yararına gerçekleştiği gerekçesiyle ve müdahil davacı ...’in davası yönünden ise, Mahkeme’nin 2008/18 Esas sayılı dosyasında dava konusu 115 ada 347 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısmının davacı ve murislerinin zilyetliğinde olduğunun belirlendiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı ..., çekişmeli taşınmazların murisi ...’dan kaldığını ve babası ...’ın miras payı bulunduğunu ileri sürerek babasının payının mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmış; yargılama sırasında ise, müdahil ..., çekişmeli 115 ada 345 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak, taşınmazı 1990 yılında tespit maliki ve eşinden satın aldığını ve bu tarihten beri zilyetliğinde bulundurduğunu ileri sürerek taşınmazın adına tescilini istemiyle; müdahil ..., 115 ada 347 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak taşınmazın dedesine ait iken taksim yoluyla babasına kaldığını, babasının ise kendisine bırakıldığını ileri sürerek davaya katılmışlar ve davalı taraf ise, taşınmazların tarafların ortak murisleri ... ve ... ile ...’den kaldığını savunmuşlardır. Şu halde, taraflar arasındaki ihtilafın çekişmeli taşınmazın kimden kaldığı, davalıların ileri sürdüğü ... ve ... ile ...’den kalmış ise bu kişiler arasında ilişkinin ne olduğu ve bu kişiler arasında bir taksim bulunup bulunmadığı, taksim yapılmış ise taşınmazın hangisine düştüğü, 115 ada 345 parsel sayılı taşınmazın davacı ...’ın bayii durumunda bulunan Muzaffer’e taksim yoluyla intikal edip etmediği, bu kişinin kullanımının zilyetlikle taşınmaz edinimine yeter süreye ulaşıp ulaşmadığı, 115 ada 347 parsel sayılı taşınmazın ise davacı ... murisi Hakkı’ya taksim yoluyla intikal edip etmediği ve etmiş ise babası tarafından davacıya bırakılıp bırakılmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, taşınmazların evveliyatı hususunda alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları çelişkili olduğu gibi, taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından ne şekilde kullanıldığı yönünden ve taksim hususunda ayrıntılı beyanları da sorulup saptanılmamıştır. Ayrıca, müdahil davacı ...’in iddiası yönünden, eldeki dosyada her hangi bir beyan alınmadığı halde başka dosyadaki beyanlara dayalı olarak karar verilmiştir. Diğer taraftan, dosya kapsamı ile davacı tarafından tapu kaydına dayanılmadığı, hükmün gerekçesine esas olan tapu kaydına davalılardan 115 ada 5 parsel maliki olan ... tarafından dayanıldığı halde, tüm taşınmazlar yönünden anılan kayda dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, anılan kaydın uygulaması da son derece yetersiz olup, dayanılmadığı halde bir başka dosyadaki uygulamaya atıf yapılarak karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte davalı ...’ın dayandığı tapu kaydının sınırları yerel bilirkişilere tek tek okunmak suretiyle göstertilmeli, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ile denetlenerek tapu kaydının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; diğer taraftan çekişmeli taşınmazların evveliyatında kime ait olduğu, kime nasıl intikal ettiği, önceki keşifte belirtildiği gibi tarafların murisleri olan ... ve ... ile ...’den kaldığının belirtilmesi halinde, ... ve ... ile ... aynı kökten gelmediklerine göre aralarındaki ilişkinin ne olduğu, aralarında bir taksim bulunup bulunmadığı, taksim mevcut ise taşınmazı kime intikal ettiği, davacı ...’ın iddiasına konu 115 ada 345 parselin bayii durumundaki Muzaffer’e taksim ya da başka yolla intikal edip etmediği, yine diğer davacı ... iddiasına konu taşınmazın bu kişiye taksim ya da başka yolla intikal edip etmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu taktirde bu çelişkilerin yöntemine uygun şekilde giderilmesine çalışılmalı, fen bilirkişinden keşfi izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.04.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.