
Esas No: 2014/15386
Karar No: 2014/15386
Karar Tarihi: 19/7/2017
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MÜMİN KARAŞİNİK BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2014/15386) |
|
Karar Tarihi: 19/6/2017 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Burhan ÜSTÜN |
Üyeler |
: |
Serruh KALELİ |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ |
Raportör |
: |
Yakup MACİT |
Başvurucu |
: |
Mümin
KARAŞİNİK |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik itirazların Mahkeme ve
Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal
edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulması nedeniyle
Bulgaristan"dan Türkiye"ye gelmiş, Tekirdağ iline yerleştirilmiştir.
9. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine destek
olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile 20.000
adet konut yapımı kararlaştırılmış, bu kapsamda başvurucu Tekirdağ ilinde
yaptırılan göçmen konutlarından almak amacıyla 14/10/1991 tarihinde T.C. Emlak
Bankası Tekirdağ Şubesindeki hesaba2,5 TL (2.500.000 eski Türk Lirası)
yatırmıştır.
10. Başvurucu, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)
aleyhine Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, zorunlu göç
nedeniyle Türkiye"ye gelen soydaşlar için yaptırılan konutlardan kendisine
daire tahsis edilmediği gibi yatırdığı paranın da iade edilmediğini, idarenin
tüketici fiyatları endeksine göre uyarlama yaparak parayı ödemek istediğini
ancak bu durumun zararlarını karşılamayacağını belirterek paranın rayiç
değerinin tespit edilerek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep
etmiştir.
11. Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/6/2012 tarihli
kararında, başvurucunun zorunlu göçe tabi tutularak 1990 yılında Türkiye"ye
geldiğini, 14/10/1991 tarihinde konut edinmek üzere davalı idareye ait hesaba
2,5 TL (2.500,000 TL eski Türk Lirası) para yatırdığını, aradan geçen süreye
rağmen kendisine konut tahsis edilmediği gibi 19/9/2006 tarihli ve 5543 sayılı
İskân Kanunu"nun yürürlüğünden sonra yapılan başvurusu üzerine de paranın
ödenmediğini, davacının geçersiz taşınmaz satışı uyarınca ödediği peşinatın denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleştirilmiş
karşılığını talep edebileceğini belirterek bilirkişi raporunda tespit edilen
1.662 TL üzerinden davayı kısmen kabul etmiştir.
12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin
23/11/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının ilgili kısımları
şöyledir:
"...
Davacı, 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu
göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiğini, Devlet Başkanlığı’nın hazırladığı
göçmen evleri projesi kapsamında borçlanarak konut
satın aldığını, bu amaçla 2.50 TL peşinat ödediğini, daha sonra
aralarında sözleşme düzenlendiğini, peşin ödediği paranın konut maliyet
bedelinden mahsup edilmediğini ileri sürerek bu ödemenin güncelleştirilmiş
değerinin tahsilini istemiş; davalı ise, peşin olarak yatırılan paranın
mahsubunun yapıldığını, davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın
reddini dilemiştir. Mahkemece dairemiz bozması üzerine verdiği kararında
mahsubun yapılmadığı gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak
suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
...
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından
taraflar arasında sözleşme kurulmadan önce davacının konut edinmek amacıyla
davalı hesabına bir kısım paralar yatırdığı, daha sonra davacıyla dava dışı
Emlak bankası arasında yapılan sözleşmeyle borcun takside bağlandığı,
sözleşmede mahsup konusunda hüküm bulunmasa da taksit tutarlarının tamamının
ödendiği konusunda ihtilaf yoktur. İhtilaf önceden peşin olarak yatırılan 2.50
TL nın mahsubunun yapılıp yapılmadığı noktasında
toplanmaktadır.
...
Yukarıda özetlenen gerek Devletin resmi
kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı
belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin
incelenmesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça
anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı
anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi
gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı
gerektirir."
13. Bu süreçte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)
kararıyla Kadıköy Adliyesi kapatılmış, dosya İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk
Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.
14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 25/3/2013 tarihli
kararıyla reddedilmiştir.
15. Bozma kararına uyan Mahkeme 2/7/2013 tarihli kararıyla
davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Bozma
ilamı ve bozma öncesi dosyaya alınan belgeler ile, davacının 1989 yılında
Bulgaristan"dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye"ye geldiği, göçmen evleri
projesi kapsamında borçlandırılarak konut satın aldığı, peşinatı ödediği,
aradan geçen sürede kendisine konut tahsis edilemediği iddiası ile eldeki
davayı açmış ise de, resmi kurumlar arasındaki yazışmalara göre, davacının,
peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşıldığından, alacağının
bulunmadığı anlaşılmakla, kanıtlanamayan davasının reddine karar vermek
gerekmiştir."
16. Temyiz üzerine karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin
23/12/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.
17. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/6/2014 tarihli
kararıyla reddedilmiştir.
18. Ret kararı 25/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve
17/9/2014 tarihinde başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. 5543 sayılı Kanun"un geçici 1. maddesinin (5) numaralı
fıkrası şöyledir:
"Bulgaristan"dan
zorunlu göçe tabi tutulup, Türkiye"ye gelerek yerleşmek isteyen Türk soylu
kişilere yaptırılan konutlardan almak üzere müracaat ederek para yatıranlardan
konut sahibi olamayanların, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl
içerisinde müracaat etmeleri halinde yatırmış oldukları bedel, yatırıldığı
tarihten ödeneceği tarihe kadar Tüketici Fiyat Endeksi esas alınmak suretiyle
hesaplanarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından göçmen konutları
hesabından ödenir. Bu durumda olan şahıslar, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca
aranılacak başvuru şartlarını taşımaları kaydıyla talepleri halinde, herhangi
bir kura şartına tabi olmaksızın yukarıdaki şekilde hesaplanarak kendilerine
ödenecek bedelin, konut peşinat ya da anapara ödemesinden mahsup edilmesi
suretiyle Toplu Konut İdaresi Başkanlığının alt gelir grubu ile yoksullara
yönelik sosyal konut projelerinden yararlandırılırlar. Süresi içerisinde
müracaat etmeyen soydaşların yatırmış oldukları bedel, göçmen konutları
hesabına gelir kaydedilerek toplanmış bulunan paralar bu şekilde tasfiye
edilir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca göçmen konutları hesabından karşılanamayan
tutarlar, Maliye Bakanlığınca bu amaçla Toplu Konut İdaresi Başkanlığına
aktarılacak tutarlardan karşılanır. Bu fıkra hükümlerinin uygulanmasına ilişkin
gerekli düzenlemeleri yapmaya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yetkilidir."
20. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu"nun 96.
maddesi şöyledir:
"Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen
istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı
tazmine mecburdur."
21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun
112. maddesi şöyledir:
"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse
borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının
bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. 5543 Sayılı Kanun"un Geçici 1. Maddesinin
(5) Numaralı Fıkrasının İptal Edilmesi Gerektiğine İlişkin iddia
23. Başvurucu 5543 sayılı Kanun"un geçici 1. maddesinin (5)
numaralı fıkrasının Anayasa"ya aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep
etmiştir.
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un 45. maddesinin (3) numaralı
fıkrasında yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireysel
başvuru konusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bir yasama işleminin, temel hak
ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda doğrudan yasama işlemi aleyhine
değil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve
ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (Süleyman
Erte, B. No: 2013/469, 16/4/2013, § 17; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 37).
25. Somut olayda başvurucu, yasama işleminin Anayasa"ya aykırı
olduğu ve iptal edilmesi gerektiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
Bireysel başvuru kapsamında, bir yasama işleminin doğrudan ve soyut olarak
Anayasa"ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvuru yapılamaz.
26. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu, TOKİ"den konut satın almadığı hâlde Mahkeme ve Yargıtayın dosyadaki iddia, savunma ve maddi olgulara
aykırı değerlendirme yaparak kendisini konut satın almış gibi kabul ederek
ödediği peşinatın mahsup edildiğine karar verdiğini ve davayı reddettiğini,
yargılamada buna ilişkin itirazların cevapsız bırakıldığını belirterek
gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile
adil yargılanma hakkına sahiptir.”
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa"nın 2., 10. ve 35.
maddelerinde güvence altına alınan hakların ihlal edildiği iddiasının adil
yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
30. Başvurucunun davanın esasına yönelik itirazın Mahkeme ve
Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle ileri sürdüğü ihlal iddiasının
gerekçeli hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan
gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir
olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
32. Anayasa"nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil
yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından
açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa"nın 36. maddesine "adil
yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye"nin taraf
olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama
hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki
hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da
dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında
vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil
yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul
edilmesi gerekir (Canan Tosun, B.
No: 2014/8891, 10/5/2017, § 22).
33. Anayasa"nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli
olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma
yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa
kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde
bulundurulmalıdır (Canan Tosun, §
23).
34. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde
yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme
sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip
incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına
verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de
gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri
[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
35. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen
her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt
verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine
sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,
§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan
anlaşılmalıdır.
36 Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,
davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut
bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması
başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde
davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile
yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve
diğerleri, § 35).
37. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu
kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya
yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız
bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
38. Başvurucu; göçmen konutlarından satın almak amacıyla
TOKİ"nin bankadaki hesabına peşinat yatırdığını ancak daire satın almadığını,
yatırdığı paranın iadesi talebiyle açtığı davada Mahkeme ve Yargıtayın
kendisine daire satılmış gibi peşinatın borcundan mahsup edildiğini kabul etmek
suretiyle davayı reddettiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
39. Başvurucunun, dava dilekçesi ve yargılamanın tüm
aşamalarında göçmen konutlarından kendisine herhangi bir tahsisat
yapılmadığını, yatırdığı peşinatın haksız olarak idarenin uhdesinde bulunduğunu
iddia ettiği davalı TOKİ"nin, davacıya konut satılmadığını, bu konuda garanti
de verilmediğini, davacının alacağı ile ilgili zamanında idareye
başvurmadığını, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığını beyan ettiği
anlaşılmaktadır.
40. Taraflar arasında iddia savunma kurgusunun, başvurucunun
idare adına para yatırdığı ve göçmen konutlarından daire satın almadığı olgusu
üzerine kurulduğu, bu hususun uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
41. Mahkemenin 5/6/2012 tarihli kararında bu olgudan hareketle
iddia ve savunmanın değerlendirdiği ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin
23/11/2012 tarihli bozma kararında, yargılamada o ana kadar ileri sürülmeyen
"başvurucunun göçmen konutlarından daire satın aldığı ve peşinatın borçtan
mahsup edildiği" olgusundan hareketle değerlendirme yaptığı anlaşılmıştır.
42. Esasen Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23/11/2012 tarihli
bozma kararının, göçmen konutlarından "daire
satın alan kişilerin yatırdığı peşinatın borçlarından mahsup edilip
edilmediği" hususuna ilişkin başka dava dosyalarında verdiği şablon bozma
kararlarından olduğu anlaşılmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 10/9/2012
tarihli ve E.2012/18247, K.2012/19015 sayılı; aynı Dairenin 10/9/2012 tarihli
ve E.2012/18246, K.2012/19014 sayılı kararı).
43. Buna göre başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği,
davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu iddialara (bkz. § 39) karşı,
Yargıtay ve Mahkemenin taraflarca ileri dahi sürülmeyen "başvurucunun
göçmen konutlarından daire satın aldığı ve peşinatın borcundan mahsup
edildiği" olgusundan
hareketle yaptığı değerlendirmenin, başvurucunun itirazlarını karşılamada
makul, ilgili ve yeterli bir yanıt niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.
maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine
karar verilmesi gerekir
C. 6216 Sayılı Kanun"un 50. Maddesi Yönünden
45. 6216 sayılı Kanun"un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da
edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali
ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya
ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar
bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel
mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla
yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucu 25.000 TL tazminata karar verilmesi talebinde
bulunmuştur.
47. Anayasa"nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna
varılmıştır.
48. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan
kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 16.
Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan
yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. 5543 sayılı Kanun"un geçici 1. maddesinin (5) numaralı
fıkrasının iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla
ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk
Mahkemesine (E.2013/172, K.2013/320) GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden yargılama kararı verilmesi nedeniyle başvurucunun
tazminat talebinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede
gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar
geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.