Abaküs Yazılım
Birinci Bölüm
Esas No: 2014/15386
Karar No: 2014/15386
Karar Tarihi: 19/7/2017

        Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MÜMİN KARAŞİNİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/15386)

 

Karar Tarihi: 19/6/2017

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Mümin KARAŞİNİK

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik itirazların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulması nedeniyle Bulgaristan"dan Türkiye"ye gelmiş, Tekirdağ iline yerleştirilmiştir.

9. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine destek olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile 20.000 adet konut yapımı kararlaştırılmış, bu kapsamda başvurucu Tekirdağ ilinde yaptırılan göçmen konutlarından almak amacıyla 14/10/1991 tarihinde T.C. Emlak Bankası Tekirdağ Şubesindeki hesaba2,5 TL (2.500.000 eski Türk Lirası) yatırmıştır.

10. Başvurucu, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aleyhine Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, zorunlu göç nedeniyle Türkiye"ye gelen soydaşlar için yaptırılan konutlardan kendisine daire tahsis edilmediği gibi yatırdığı paranın da iade edilmediğini, idarenin tüketici fiyatları endeksine göre uyarlama yaparak parayı ödemek istediğini ancak bu durumun zararlarını karşılamayacağını belirterek paranın rayiç değerinin tespit edilerek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

11. Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/6/2012 tarihli kararında, başvurucunun zorunlu göçe tabi tutularak 1990 yılında Türkiye"ye geldiğini, 14/10/1991 tarihinde konut edinmek üzere davalı idareye ait hesaba 2,5 TL (2.500,000 TL eski Türk Lirası) para yatırdığını, aradan geçen süreye rağmen kendisine konut tahsis edilmediği gibi 19/9/2006 tarihli ve 5543 sayılı İskân Kanunu"nun yürürlüğünden sonra yapılan başvurusu üzerine de paranın ödenmediğini, davacının geçersiz taşınmaz satışı uyarınca ödediği peşinatın denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleştirilmiş karşılığını talep edebileceğini belirterek bilirkişi raporunda tespit edilen 1.662 TL üzerinden davayı kısmen kabul etmiştir.

12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23/11/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

 Davacı, 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiğini, Devlet Başkanlığı’nın hazırladığı göçmen evleri projesi kapsamında borçlanarak konut satın aldığını, bu amaçla 2.50 TL peşinat ödediğini, daha sonra aralarında sözleşme düzenlendiğini, peşin ödediği paranın konut maliyet bedelinden mahsup edilmediğini ileri sürerek bu ödemenin güncelleştirilmiş değerinin tahsilini istemiş; davalı ise, peşin olarak yatırılan paranın mahsubunun yapıldığını, davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece dairemiz bozması üzerine verdiği kararında mahsubun yapılmadığı gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

...

 Toplanan delillerden ve dosya kapsamından taraflar arasında sözleşme kurulmadan önce davacının konut edinmek amacıyla davalı hesabına bir kısım paralar yatırdığı, daha sonra davacıyla dava dışı Emlak bankası arasında yapılan sözleşmeyle borcun takside bağlandığı, sözleşmede mahsup konusunda hüküm bulunmasa da taksit tutarlarının tamamının ödendiği konusunda ihtilaf yoktur. İhtilaf önceden peşin olarak yatırılan 2.50 TL nın mahsubunun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.

...

 Yukarıda özetlenen gerek Devletin resmi kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin incelenmesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."

13. Bu süreçte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararıyla Kadıköy Adliyesi kapatılmış, dosya İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.

14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 25/3/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Bozma kararına uyan Mahkeme 2/7/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bozma ilamı ve bozma öncesi dosyaya alınan belgeler ile, davacının 1989 yılında Bulgaristan"dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye"ye geldiği, göçmen evleri projesi kapsamında borçlandırılarak konut satın aldığı, peşinatı ödediği, aradan geçen sürede kendisine konut tahsis edilemediği iddiası ile eldeki davayı açmış ise de, resmi kurumlar arasındaki yazışmalara göre, davacının, peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşıldığından, alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, kanıtlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir."

16. Temyiz üzerine karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23/12/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.

17. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

18. Ret kararı 25/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 17/9/2014 tarihinde başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 5543 sayılı Kanun"un geçici 1. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bulgaristan"dan zorunlu göçe tabi tutulup, Türkiye"ye gelerek yerleşmek isteyen Türk soylu kişilere yaptırılan konutlardan almak üzere müracaat ederek para yatıranlardan konut sahibi olamayanların, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde müracaat etmeleri halinde yatırmış oldukları bedel, yatırıldığı tarihten ödeneceği tarihe kadar Tüketici Fiyat Endeksi esas alınmak suretiyle hesaplanarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından göçmen konutları hesabından ödenir. Bu durumda olan şahıslar, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca aranılacak başvuru şartlarını taşımaları kaydıyla talepleri halinde, herhangi bir kura şartına tabi olmaksızın yukarıdaki şekilde hesaplanarak kendilerine ödenecek bedelin, konut peşinat ya da anapara ödemesinden mahsup edilmesi suretiyle Toplu Konut İdaresi Başkanlığının alt gelir grubu ile yoksullara yönelik sosyal konut projelerinden yararlandırılırlar. Süresi içerisinde müracaat etmeyen soydaşların yatırmış oldukları bedel, göçmen konutları hesabına gelir kaydedilerek toplanmış bulunan paralar bu şekilde tasfiye edilir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca göçmen konutları hesabından karşılanamayan tutarlar, Maliye Bakanlığınca bu amaçla Toplu Konut İdaresi Başkanlığına aktarılacak tutarlardan karşılanır. Bu fıkra hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmaya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yetkilidir."

20. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu"nun 96. maddesi şöyledir:

"Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur."

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 112. maddesi şöyledir:

"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. 5543 Sayılı Kanun"un Geçici 1. Maddesinin (5) Numaralı Fıkrasının İptal Edilmesi Gerektiğine İlişkin iddia

23. Başvurucu 5543 sayılı Kanun"un geçici 1. maddesinin (5) numaralı fıkrasının Anayasa"ya aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep etmiştir.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireysel başvuru konusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bir yasama işleminin, temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda doğrudan yasama işlemi aleyhine değil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (Süleyman Erte, B. No: 2013/469, 16/4/2013, § 17; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 37).

25. Somut olayda başvurucu, yasama işleminin Anayasa"ya aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru kapsamında, bir yasama işleminin doğrudan ve soyut olarak Anayasa"ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvuru yapılamaz.

26. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, TOKİ"den konut satın almadığı hâlde Mahkeme ve Yargıtayın dosyadaki iddia, savunma ve maddi olgulara aykırı değerlendirme yaparak kendisini konut satın almış gibi kabul ederek ödediği peşinatın mahsup edildiğine karar verdiğini ve davayı reddettiğini, yargılamada buna ilişkin itirazların cevapsız bırakıldığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa"nın 2., 10. ve 35. maddelerinde güvence altına alınan hakların ihlal edildiği iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Başvurucunun davanın esasına yönelik itirazın Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle ileri sürdüğü ihlal iddiasının gerekçeli hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

32. Anayasa"nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa"nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye"nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Canan Tosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017, § 22).

33. Anayasa"nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, § 23).

34. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

35. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

36 Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

37. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

38. Başvurucu; göçmen konutlarından satın almak amacıyla TOKİ"nin bankadaki hesabına peşinat yatırdığını ancak daire satın almadığını, yatırdığı paranın iadesi talebiyle açtığı davada Mahkeme ve Yargıtayın kendisine daire satılmış gibi peşinatın borcundan mahsup edildiğini kabul etmek suretiyle davayı reddettiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Başvurucunun, dava dilekçesi ve yargılamanın tüm aşamalarında göçmen konutlarından kendisine herhangi bir tahsisat yapılmadığını, yatırdığı peşinatın haksız olarak idarenin uhdesinde bulunduğunu iddia ettiği davalı TOKİ"nin, davacıya konut satılmadığını, bu konuda garanti de verilmediğini, davacının alacağı ile ilgili zamanında idareye başvurmadığını, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.

40. Taraflar arasında iddia savunma kurgusunun, başvurucunun idare adına para yatırdığı ve göçmen konutlarından daire satın almadığı olgusu üzerine kurulduğu, bu hususun uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

41. Mahkemenin 5/6/2012 tarihli kararında bu olgudan hareketle iddia ve savunmanın değerlendirdiği ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23/11/2012 tarihli bozma kararında, yargılamada o ana kadar ileri sürülmeyen "başvurucunun göçmen konutlarından daire satın aldığı ve peşinatın borçtan mahsup edildiği" olgusundan hareketle değerlendirme yaptığı anlaşılmıştır.

42. Esasen Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23/11/2012 tarihli bozma kararının, göçmen konutlarından "daire satın alan kişilerin yatırdığı peşinatın borçlarından mahsup edilip edilmediği" hususuna ilişkin başka dava dosyalarında verdiği şablon bozma kararlarından olduğu anlaşılmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 10/9/2012 tarihli ve E.2012/18247, K.2012/19015 sayılı; aynı Dairenin 10/9/2012 tarihli ve E.2012/18246, K.2012/19014 sayılı kararı).

43. Buna göre başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu iddialara (bkz. § 39) karşı, Yargıtay ve Mahkemenin taraflarca ileri dahi sürülmeyen "başvurucunun göçmen konutlarından daire satın aldığı ve peşinatın borcundan mahsup edildiği" olgusundan hareketle yaptığı değerlendirmenin, başvurucunun itirazlarını karşılamada makul, ilgili ve yeterli bir yanıt niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir

C. 6216 Sayılı Kanun"un 50. Maddesi Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun"un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu 25.000 TL tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa"nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. 5543 sayılı Kanun"un geçici 1. maddesinin (5) numaralı fıkrasının iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/172, K.2013/320) GÖNDERİLMESİNE,

D. Yeniden yargılama kararı verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi