
Esas No: 2014/9337
Karar No: 2014/9337
Karar Tarihi: 19/7/2017
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
NADİR GÜNDOĞAN BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2014/9337) |
|
Karar Tarihi: 19/7/2017 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Burhan ÜSTÜN |
Üyeler |
: |
Serruh KALELİ |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ |
Raportör |
: |
Yakup MACİT |
Başvurucu |
: |
Nadir
GÜNDOĞAN |
Vekili |
: |
Av. Rasim
AYHANER |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasında usul ve kanuna
aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma
hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 56 yaşında olup Eskişehir"in Mahmudiye ilçesinde
ikamet etmektedir.
9. Başvurucunun iddiasına göre babası İ.G.nin
11/12/1982 tarihinde vefatıyla tüm mirasçılar 22/3/1985 tarihli rızai taksim sözleşmesi (sözleşme) düzenleyerek muristen
intikal eden taşınmazları paylaşmışlardır.
10. Başvurucu 20/12/2001 tarihinde Mahmudiye Asliye Hukuk
Mahkemesine açtığı davada, sözleşmeyle taşınmazların mirasçılar arasında
paylaştırıldığını ancak taksimin tapuya yansıtılmadığını belirterek sözleşme
hükümlerine göre taşınmazların tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini
talep etmiştir.
11. Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesi 5/3/2009 tarihli kararında
davaya dayanak teşkil eden belgenin mahiyeti ve itibar edilebilir nitelikte
olup olmadığı hususunun öncelikle halledilmesi gerektiğini, bahsi geçen
belgenin Mahmudiye Asliye Ceza Mahkemesinin E.1996/61, K.1998/51 sayılı dava
dosyasına konu olduğunu, bu dosyada davacı Nadir Gündoğan"ın özel evrakta
sahtecilik suçu nedeniyle sanık olarak yargılandığını, davalılardan N.G.nin ceza davasına müdahil olarak katıldığını,
yargılamada rızai taksim senedinin Adli Tıp Kurumu
Başkanlığı Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesince incelendiğini, Adli Tıp Kurumu
raporunda 22/3/1985 tarihli senette pulların üzerine gelecek şekilde atılan
imzaların ve parmak izi mürekkebinin pulların üzerine ve dışına yoğun bir
şekilde dağıldığını, pulların yapıştırılmasında kullanılan yapıştırıcı
nedeniyle oluşan kayganlık sonucunda sağlıklı bir şekilde inceleme
yapılamadığını, dolayısıyla bunların hangi şahısların eli ürünü olduğu
hususunun tespit edilemediği görüşüne yer verildiğini, Mahmudiye Asliye Ceza
Mahkemesince bu rapora itibar edilerek delil yetersizliğinden N.G.nin beraatine karar
verildiğini, davacının taksimin varlığını, taksime bütün paydaşların veya
yetkili temsilcilerinin katıldığını, haricî taksimin hiç bozulmadığını
kanıtlayamadığını, taksim sözleşmesinin Mahmudiye Asliye Ceza Mahkemesinin
E.1996/61, K.998/51 sayılı dosyasında bulunan Adli Tıp Kurumu Fizik Grafoloji
İhtisas Dairesinin 1/6/1998 tarihli raporuna göre taraflara ait olup
olmadığının tespitinin mümkün olamayacağının kesinlik kazandığını, bu açıdan bu
senede dayanılarak iptal, tescil talebini kabul etmenin mümkün olamayacağını
belirterek davayı reddetmiştir.
12. Bu arada Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun 15/6/2012
tarihli kararı ile Mahmudiye Adliyesi kapatılmış, dosyaÇifteler
Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) devredilmiştir.
13. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin (Daire)
24/9/2012 tarihli kararıyla onanmıştır.
14. Karar düzeltme talebi Dairenin 10/4/2014 tarihli kararıyla
reddedilmiştir.
15. Ret kararı 13/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve
başvurucu 11/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına
İlişkin İddia
17. Başvurucu, 22/3/1985 tarihli sözleşme ile ilgili yargılamada
bilirkişi incelemesi yapılmadığını, Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında alınan
bilirkişi raporuyla yetinilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu açıdan
bilirkişi incelemesi talebinin Mahkemece değerlendirilmemesinin hukuki
dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, yine keşif sırasında dinlenen tanık
beyanları, taksimin varlığını ispatladığı hâlde Mahkemenin bu beyanları da göz
ardı ederek karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun
yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda
incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri
önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin
değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece
mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup
olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece
mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda
açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun
kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş
olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:
2012/1027, 12/2/2013, § 26).
19. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat
kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu
ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini
somut olay çerçevesinde değerlendirmek ve davanın esasıyla ilgili olduğu
gerekçesiyle Adli Tıp Kurumu raporuna itibar etmek suretiyle (bkz. § 11)
davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları
incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk
kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet
olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır.
20. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede
yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna
karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23.Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin
yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın
ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra
aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması
devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma
hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas
alınır (Güher Ergun ve diğerleri,
B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
24. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin
yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın
karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama
sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki
menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
25. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda
verdiği kararlar dikkate alındığında başvuru konusu davada yaklaşık 12 yıl 3
aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence
altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi
gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun"un 50. Maddesi Yönünden
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı
fıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının
ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi
hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere
hükmedilir…”
28. Başvurucu yeniden yargılama ve 40.000 TL manevi tazminata
karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
29. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği
sonucuna varılmıştır.
30. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında
başvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800 TL
vekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede
yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR
OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede
yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede
gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar
geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Çifteler Asliye Hukuk Mahkemesine
(Kapatılan Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2001/92, K.2009/13 sayılı
dosyası) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.