13. Hukuk Dairesi 2016/30044 E. , 2017/6569 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı spor kulübü ile 05.09.2013 başlangıç ve 31.05.2014 bitiş tarihli Profosyonel Futbolcu Transfer Sözleşmesi bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan ve ödenmeyen 800 TL peşinat ücret alacağı ile 48.500 TL maçbaşı ücret alacağının bulunduğunu, alacağının 41.800 TL si bakımından başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini, takip dışı 7.500 TL alacağının bulunduğunu ileri sürerek; 41.800 TL alacağına yönelik başlattığı takibe vaki itirazın iptali ve takibin devamı ile ödenmeyen 7.500 TL alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı tarafa ödemeler yapıldığını, alacağın muaccel olmadığını, maç başı ücretlerinin ödeme tarihini sözleşmede belirgin olmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 12.10.2015 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile ... 23. İcra Müdürlüğü"nün 2014/26128 sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin devamına, 7.500 TL alacağın dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı kulüp vekili ve davacı vekili (katılma yoluyla) tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, iki numaralı bent uyarınca hüküm fıkrasında yer alan" Davacının inkar tazminatı talebinin reddine," cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine" Davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 2.471,92 TL kalan harcın davalıya verilmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.