1. Hukuk Dairesi 2017/5270 E. , 2018/688 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL- TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... "ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde bedel ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, çekişme konusu 351 ve 2008 ada 12 parselin tamamı ile 2008 ada 14 parselin 1/2 payı adına kayıtlı iken, davalı ..."ün dava dışı abisi ... hesabından kendi hesabına 120.000,00 TL yatırdığını bildirmesi üzerine çekişme konusu taşınmazların satış bedelllerinin ödendiği inancıyla diğer davalı ..."ı satış yetkisi de içerir biçimde vekil tayin ettiğini ve taşınmazların vekil marifetiyle davalı ... adına tescilinin sağladığını, bilahare dava dışı ... ... .Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/217 Esas sayılı dosyası ile açtığı alacak davasında satış bedelinin geri aldığını, davalının hile ile taşınmazları adına tescil ettirdiğini ileri sürerek tapuların iptali ile adına tescilini olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini istemiş, yargılama sırasında davalı ... yönünden davasından feragat etmiştir.
Davalı ..., davacının vekili olarak talimatına istinaden çekişme konusu taşınmazları sattığını, alıcı olan diğer davalı ... tanımadığını belirterek davanın husumetten reddini savunmuştur.
Davalı ..., davacı ile uzun süredir tanıştığını, davacının 3. kişilerden aldığı paralarla taşınmaz alıp tekrardan onlara devrettiğni, 3. kişilerin de bu durumdan kar ettiğini bildiğinden yatırım maksadıyla ve davacının kendilerinde oluşturduğu güven sebebiyle davacıya 17.10.2006 tarihinde satış bedeli olan 22.000,00 TL"yi gönderdiğini ve dava konusu taşınmazların adına tescil edildiğini, davacının dava dışı ... tarafından gönderilen 120.000,00 TL"nin dava konusu taşınmzaların satış bedeli olduğuna ilişkin iddialarının doğru olmadığını, zira dava dışı ... ile davacı arasında ... . Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2009/217 Esas sayılı dosyasında görülen alacak davasının reddedildiğini, kararın da Yargıtay 13. Hukuk Dairesi"nce onanarak kesinleştiğini, ayrıca hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise iddianın yazılı delille ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ..."ın malik olduğu 351 , 2008 ada 12 parsel ile 2008 ada 14 parselin 1/2 payının vekaleten davalı ... tarafından 07.02.2007 tarih ve ... yevmiye nolu senetle diğer davalı ..."e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
İddianın içeriğinden ve ileriye sürülüş biçiminden davada hile hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 39. maddesinin 1. fıkrasındaki “ Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır” hükmü amirdir.
Somut olaya gelince, mahkemece hak düşürücü süre üzerinde durulmadığı gibi hile iddiasının kanıtlanması bakımından davacının bildirdiği tanıklar dinlenmemiş, deliller toplanmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle davanın TBK"nun 39.maddesinde düzenlenen süre içerisinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması, süresinde açıldığı saptanırsa işin esasına girilip taraf delilleri toplandıktan ve yukardaki ilkeler uyarınca irdeleme yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açılanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.