Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/231
Karar No: 2021/2995
Karar Tarihi: 02.06.2021

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2021/231 Esas 2021/2995 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2021/231 E.  ,  2021/2995 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar ...vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
    Davacılar, davalı kardeşleri ...’in hayvan barınağı yapabilmek için krediye ihtiyaç duyduğunu söylemesi üzerine, babalarından kalan dava konusu 18 parça taşınmazdaki payları üzerinde krediye karşılık ipotek tesis ettirebilmesi için diğer davalı kardeşleri ...’i vekil tayin ettiklerini, okuma ve yazma bilmemelerinden de fayda sağlanılarak satış yetkisi de verdirildiğini, vekil ...’in çekişme konusu 18 parça taşınmazdaki paylarını el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği ...’e satış göstererek devrettiğini, kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini, aldatıldıklarını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tescilini, mümkün olmazsa paylarına karşılık miktarın davalılardan tahsilini istemişlerdir.
    Davalı ..., davacı kardeşlerinin çekişmeli taşınmazlardaki miras paylarını bedeli karşılığında satın aldığını, üçüncü şahıslara payların satılmaması için hareket ettiğini, satışların davacıların iradesine uygun yapıldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında davacıların iradesine uygun hareket ettiğini, davalı ...’in kredi çekip hayvan barınağı yapabilmesi için devrin yapıldığını, bu hayvan barınağının işletilmesinde tüm kardeşlerin payı olacağının ve kredi ödendikten sonra payların iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak ...’in hayvan barınağı inşa etmediğini, taşınmazları da iade etmediğini beyan etmiştir.
    Mahkemece, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacılar ile davalıların kardeş olduğu, davacılar... Erzurum 4. Noterliği’nin 20.06.2011 tarih ve 8222 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile, davacı ...’in ise Horasan Noterliği’nin 17.06.2011 tarih ve 1852 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile; Ağrı ili Eleşkirt ilçesi Gökçayır köyünde bulunan taşınmazlardaki hak ve paylarını dilediğine, dilediği bedelde satmaya, satış bedellerini almaya, satış vaadi sözleşmesi yapmaya davalı ...’i vekil tayin ettikleri, davalı ...’in kendi adına asaleten ve davacılar adına vekaleten dava konusu 104 ada 7, 25, 26 ve 28, 105 ada 22 ve 25, 106 ada 4, 130 ve 146, 111 ada 5 ve 6, 112 ada 1, 113 ada 19, 116 ada 18 ve 27, 118 ada 1 ve 11 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 21.06.2011 tarih ve 928 yevmiye no’lu akitle diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
    Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca; dava değerinin ve buna göre alınacak harcın çekişme konusu taşınmazın değeri ile talep edilen tazminat miktarının toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur. (4.3.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.)
    Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re"sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Anılan Kanunun 30. ve 32. maddelerinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
    Ne var ki eldeki davada, keşif deliline dayanılmasına rağmen dava konusu taşınmazlardaki çekişmeli payların keşfen değerinin saptanmadığı ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. ve 32. maddeleri uyarınca tespit edilmesi halinde eksik harcın tamamlatılmadığı, sadece dava dilekçesinde gösterilen 1.000,00 TL dikkate alınarak bu değer üzerinden neticeye gidildiği anlaşılmıştır.
    İşin esası bakımından;
    Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
    Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
    Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Açıklanan ilke ve esaslar gözetildiğinde eldeki davada yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
    Şöyle ki, davacı tarafın ... ve ... isimli kişileri tanık olarak bildirdiği, ...’in 15.03.2016 tarihli celsede dinlendiği, davalı ...’in de ..., ...ve...isimli kişileri tanık olarak bildirdiği, ... ve ...’ın dinlenmesi için İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazıldığı, talimat mahkemesince bildirilen adreslerde ilgili tanıklara ulaşılamadığından talimatın yerine getirilemediğinin bildirildiği, davalı ...’in diğer tanıkları ...ve...yönünden ise bir işlem yapılmadığı ve bu şekilde neticeye gidildiği tespit edilmiştir.
    Taşınmazın aynını ilgilendiren, bir başka ifadeyle kişilerin mülkiyet hakkına yönelik eldeki davanın sağlıklı bir şekilde çözümlenebilmesi için taraf delillerinin eksiksiz bir biçimde toplanması gerektiği muhakkaktır.
    6100 sayılı HMK’nin 240/3. fıkrasında; "Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
    Somut olayda, kendilerine tebligat yapılamayan tanıklar ... ve ...’ın tebligata elverişli adreslerinin bildirilmesi için ilgili tarafa süre verilmediği gibi diğer tanıklar ...ve...yönünden ise dinlenmeleri için herhangi bir işlem yapılmamıştır. Yine yukarıda belirtildiği üzere keşif ve bilirkişi delillerinin de toplanmadığı saptanmıştır.
    Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazlardaki çekişmeli payların keşfen temlik ve dava tarihlerindeki değerlerinin belirlenmesi, dava tarihindeki değerleri dikkate alınarak Harçlar Kanununun 30. ve 32. maddeleri uyarınca tespit edilmesi halinde eksik harcın tamamlatılması, akabinde dinlenmeyen taraf tanıklarının beyanlarına başvurulması ile toplanan ve toplanacak deliller yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacılar ...vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.











    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi