1. Hukuk Dairesi 2020/1865 E. , 2021/3003 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş,davacının istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince, istinaf başvusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacı, yurt dışında ikamet ettiğini, 12 parsel sayılı taşınmazı satmak üzere Ünye"de ikamet eden yeğeni ..."e vekaletname verdiğini, bir süre sonra evin satılamaması nedeniyle yeğenini arayarak evi satmamasını, kendisinin Türkiye"ye geleceğini söylediğini, davalı ...’in bu durumu kabul ettiğini, ancak hem ticaret yaptığı, hem de borçlu olduğu davalı ..."a çok düşük bir bedele temlik etmek suretiyle vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek, tapunun iptalini ve adına tescil edilmesini istemiştir.
Davalı ..., taşınmazı diğer davalı ...’a 5000 TL bedelle temlik ettiğini, bedelini dava dışı ...’e ödemesine rağmen, ...’in parayı davacıya ödemediğini belirterek davanın reddini savunmuş; davalı ..., taşınmazı 5000 TL ödeyerek satın aldığını, iyiniyetli 3.kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, usulüne uygun şekilde düzenlenen vekaletnameye dayanılarak resmi şekilde satış işleminin yapıldığı, davacının parasını alamadığı davalı ..."in ikrarı ile sabit olsa da; davacının bu paranın tahsiline yönelik bu davalı aleyhine dava açabileceği,davalı ...’ın iyiniyetli 3. kişi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,davacının istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince, istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının ...,Başkonsolosluğu"nun 23/07/2018 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile vekil tayin edilen davalı ..."in dava konusu 905 ada 1 parsel sayılı taşınmazı 29/08/2018 tarihinde 6.716,00 TL bedelle davalı ..."a temlik ettiği, davalı ...’ın satım bedelini dava dışı akrabası olan ...’e dükkanında elden ödediği savunmasında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; davalı vekil kredi temin edilebilmesi için taşınmazla ilgili kendisine vekaletname verildiğini, davalı kayıt maliki taşınmaz bedeli olan 50.000 TL’yi dava dışı ...’e elden teslim ettiğini savunmuşlar, davacı tanıkları ise davacının vekilinin kredi temini amacıyla vekile vekaletname verdiğini, ancak vekilin davacının iradesi dışında taşınmazı sattığını ve bedelini ödemediğini beyan etmişler ve davalılar herhangi bir delil birdirmemişlerdir.
Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı davalarda en önemli unsur, vekil edenin zararlandırılıp zararlandırılmadığı hususudur.
Davacı vekiledenin iradesinin dışında taşınmazının satıldığı tanık beyanlarından anlaşıldığına göre; kayıt maliki davalı ...’ın, dava dışı ...’e satış bedeli olarak 50.000 TL ödediğini savunması, taşınmazın satış tarihindeki keşfen belirlenen bedelinin ise 75.037,34 TL olması ve davacı ya da vekiline ödeme olgusunun bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; vekil ile kayıt maliki davalıların el ve işbirliği içinde davacıyı zararlandırdıkları sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Davacıların değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 HMK"nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.