Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/5220
Karar No: 2019/7782
Karar Tarihi: 10.10.2019

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/5220 Esas 2019/7782 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2018/5220 E.  ,  2019/7782 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı, dava dilekçesinde özetle: 2011-2012 yılı sezonunda bir yıl süre ile ürün hasat etmek üzere dava dışı üçüncü kişiden davaya konu serayı kiraladığını, masraf yaparak serayı ürün hasadı yapmaya elverişli hale getirdiğini; davalının, kendisine borcu olduğunu, bu nedenle borcuna karşılık olarak kiraladığı serada işçi olarak çalışıp, elde edilen ürünleri kendisine teslim ederek borcunu ödemeyi teklif ettiğini; bunun üzerine, davalıya serayı hazır halde teslim ettiğini, kendisinin komisyonculuk yapması nedeniyle sürekli serada bulunmadığını; davalının, üretilen sebzeleri kaçırmaya ve başkasına verdiğini anladığında davalının kendisine serada hakkının bulunmadığını beyan ettiğini ileri sürerek; dava konusu seradaki ürünün cinsi ile sezonda alınabilecek ürün miktarının belirlenmesine, seranın üçüncü kişiye yediemin olarak teslimine ve davalının vaki müdahalesi ile el atmasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; davacı vekili, mahkemenin 15.09.2014 tarihli duruşmasında bilirkişi raporunda belirtilen rakam üzerinden davayı tazminat davası olarak ıslah ettiğini bildirmiştir.
    Davalı; usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış, davaya cevap da vermemiştir.
    Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 30.530 TL"nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-) Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
    Somut olayda; davalı duruşmalara katılmamış; davaya cevap vermemiş, temyiz dilekçesinde de olaylara ilişkin açıklayıcı beyanda bulunmamıştır. Davacının dava dilekçesindeki anlatımından ve keşifte dinlenen tanıkların beyanlarından; davalının davacının kiraladığı serada işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, 4857 sayılı Yasanın 1.maddesi gereğince işçi işveren arasındaki dava sebebiyle iş mahkemesi görevlidir. Aynı yasanın 4. maddesindeki istisnaların da bulunmadığı anlaşılmakla 5521 sayılı Yasanın 1.maddesi gereğince davanın iş mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
    Mahkemece, bu husus gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
    2-) Bozma sebebine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.10.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
    Karşı Oy
    Davacı, dava dışı kişiden kiraladığı serayı ürün hasadı yapmaya elverişli hale getirdiğini, davalının ise kendisine olan borcunu bu serada işçi olarak çalışmak suretiyle ödemek istemesi üzerine talebi kabul ederek serayı davalıya teslim ettiğini, ancak davalının elde edilen ürünleri kaçırdığını ve başkalarına teslim ettiğini ileri sürerek, davalının vaki müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir. Yargılama esnasında ise davayı, bilirkişi raporunda belirtilen rakam üzerinden "uğranılan zararın davalıdan tahsili" olarak ıslah ettiği yönünde beyanda bulunmuştur.
    Mahkemece, bilirkişi raporunda davacının gider masrafı olarak belirlediği 30.530"nin davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
    Eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uygulanmakta olup (736 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici birinci maddesi uyarınca eldeki davada 7036 sayılı kanun uygulanamayacaktır.), buna göre 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 1. maddesi uyarınca, 4857 sayılı kanuna göre işçi sayılan kimselerle iş veren veya iş veren vekilleri arasında, iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözüm yeri iş mahkemeleridir. 4857 sayılı İş Kanun"unun "istisna" başlıklı 4. maddesinde ise, hangi iş ve iş ilişkilerinde bu Kanun"un uygulanmayacağı belirtilmiştir. Kanun"un 4/b maddesinde bulunan "50"den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı iş yerlerinde veya işletmelerinde" çalışanlar hakkında bu Kanun uygulanamayacaktır.
    Somut olayda; davalının davacıya olan borcunun edasına yönelik davacının serasında çalıştığı ileri sürülmüş olup, tüm dosya kapsamına göre davalının İş Kanunu kapsamında işçi olmaması nedeniyle hakkında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği (13. Hukuk Dairesinin 22/01/2019 tarih ve 2016/17878 E. - 2019/485 K., Hukuk Genel Kurulu"nun 2018/(7)22-562 E. 2018/14584 K. Sayılı ilamları), dolayısıyla davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanun"unun 1. maddesi uyarınca, uyuşmazlığın çözümünün İş Mahkemelerinin görevine girmediği anlaşılmakla, çoğunluğun göreve ilişkin bozma görüşüne katılmıyorum.
    Ancak, mahkeme kararının aşağıdaki sebeplerle bozulması görüşündeyim;
    Eldeki dava müdahalenin önlenmesi talebiyle açılmış olup, davacının dava dilekçesinde uğradığı zarar nedeniyle tazminata yönelik bir talebi bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece ıslah ile mevcut davaya, dava konusu olmayan ek bir talep eklenemeyeceği, kaldı ki usulüne uygun bir ıslah da söz konusu olmadığı gözetilmeksizin dava dilekçesi ile talep edilmeyen tazminat istemi hakkında karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
    Bundan ayrı olarak kabule göre de, iddiasını ispat külfeti üzerinde bulunan davacı, davalı tarafından ürününün götürüldüğü ve hükmedilen miktarda zarara uğradığına ilişkin iddiasını dosya kapsamı ile ispatlayamadığı halde davanın kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, açıklanan nedenlerle kararın bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine iştirak edilmemiştir.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi