Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/1604
Karar No: 2021/3007
Karar Tarihi: 02.06.2021

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020/1604 Esas 2021/3007 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2020/1604 E.  ,  2021/3007 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, tapu iptal ve tescil davası kayıt malikine karşı açılabileceği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-
    Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, dava konusu 854 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davacı belediyeye aitken, ihale ile davalı ..."a satıldığını, satışa dayanak teşkil eden meclis kararının İstanbul 5. İdare Mahkemesi"nin 2009/1410 E, 2010/942 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın iptal kararının sonuçlarını bertaraf etmek üzere davalılar arasında satış gibi gösterilerek kötüniyetli bir biçimde devredildiğini, dava konusu 854 ada 3 parsel ile yine davalılardan ... adına kayıt ve tescilli 854 ada 4 parselin tevhiden ifrazı ile 854 ada 9,10,11,12 nolu parsellerin oluştuğunu, dava konusu 854 ada 3 parselden gelen 854 ada 9 parsel ile 854 ada 10 parselin davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
    Davalılar tapu siciline güven ilkesi ve iyiniyetli olarak bu taşınmazı edinmeleri nedeniyle davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece davalıların iyi niyetli olmadıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, tapu iptal ve tescil davası kayıt malikine karşı açılabileceği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 854 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davacı ... Belediyesi adına kayıtlı iken, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18.maddesinin “e” bendi uyarınca satışının yapılmasına dair 06.07.2009 tarih ve 53 sayılı Belediye Meclis Kararı ile 13.12.2012 tarih ve 1776 sayılı Belediye Encümen Kararı gereğince yapılan ihale sonucunda 13.12.2012 tarihinde davalı ...’a ihale edildiği ve 03.01.2013 tarihinde ... adına tescil edildiği, ...’ın da 16.03.2016 tarihinde ...’ya satış suretiyle temlik ettikleri, bu arada 3. kişiler tarafından ... aleyhine dava konusu taşınmazın satışına dayanak teşkil eden 06.07.2009 tarih ve 53 sayılı Belediye Meclis Kararının iptali isteğiyle açılan davanın yargılaması neticesinde İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin 31.05.2010 tarih ve
    2009/1410 Esas- 2010/942 Karar sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay 8. Dairesi’nin 2015/11981 Esas 2016 /3497 karar sayılı ilamıyla onanıp, karar düzeltme isteği de 08.04.2016 tarihinde reddedilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Davacı, çekişmeli taşınmazın satışının dayanağı olan Belediye Meclis Kararının idari yargı yerinde iptali nedeniyle ortada geçerli bir işlem kalmadığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
    Son kayıt maliki davalı ... ise, dava konusu taşınmazın tapu kaydına güvenen ve iyiniyetli 3. kişi olarak maliki bulunduğunu ve ilk el ...’a yapılan satışın dayanağı Meclis Kararının iptalinin kendi iktisabını geçersiz hale getirmeyeceğini savunmuştur.
    Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
    Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
    Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
    Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def"i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 08.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
    Somut olaya gelince, dava konusu taşınmazın davalı ... adına tescilinin dayanağı olan idari işlem, yani 06.07.2009 tarih ve 53 sayılı Belediye Meclis Kararı idari yargı yerinde iptal edildiğine ve bu karar kesinleştiğine göre, sicilin illetten yoksun hale geldiği, başka bir ifadeyle ilk el konumunda olan davalı ... adına oluşan sicil kaydının Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu kuşkusuzdur. Ne varki, son kayıt maliki ... ikinci el konumunda bulunup, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koşullarının gerçekleşmesi halinde ediniminin korunacağı tartışmasızdır. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, davalı ...’nin aynı yerde 4 nolu taşınmazın maliki bulunduğu, diğer yönden o bölgede müteahhitlik yaptığı, dosya kapsamından davalı ...’nin taşınmazın belediyeden davalı ...’a intikalini bilebilecek konumda olmakla iyi niyetli kabulünün mümkün olmadığı gibi kabule göre de davanın niteliği gereği ...’nin el ve işbirliği içerisinde olduğu kabulüyle davanın ... açısından da kabulü gerekirken reddi doğru değildir.
    Hâl böyle olunca, her iki davalı açısından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK"nun 371/1-a maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK"nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi