17. Ceza Dairesi 2019/13725 E. , 2019/16716 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zara verme
Hükümlüler ..., ... ve ..."ın, müştekiler ... ve ..."e yönelik mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 31/3, 168/1 ve 52/2. maddeleri gereğince ikişer kez 520,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair Bergama 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2018 tarihli, 2018/9 Esas, 2018/294 Karar sayılı kararlarının kesinleşmesini müteakip anılan kararlara karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 29/11/2019 tarihli ve 94660652-105-35-1260-2019-Kyb sayılı “Kanun Yararına Bozma” talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığının 04/12/2019 tarihli ve 2019/120748 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istem yazısında;
“Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuklar ... ve ... müdafilerinin anılan kararı temyiz etmeleri üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 10/10/2018 tarihli, 2018/4178 Esas ve 2018/12406 Karar sayılı ilâmında yer alan, "Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 16.04.2013 günlü, 2012/6-1307 Esas ve 2013/151 sayılı Kararı uyarınca iddianamedeki olayların anlatım biçimi ve uygulanması istenen yasa maddelerine göre; suça sürüklenen çocuklar hakkında müştekiler ... ve ..."e yönelik mala zarar verme suçundan 5271 sayılı CMK"nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, iddianame de düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında, bu hususta suça sürüklenen çocuklar hakkında kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür." şeklindeki açıklamalar karşısında,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 225/1. maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 21/03/2013 tarihli ve 2013/956 soruşturma, 2013/450 Esas, 2013/158 sayılı iddianamesiyle, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... haklarında müştekiler ... ve ..."e yönelik mala zarar verme suçundan cezalandırılma talebini içerir bir iddianame bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.05.2014 tarihli, 2012/6-1486 Esas ve 2014/238 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nun 170/1. maddesi uyarınca
ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nun 225. maddesi uyarınca ise; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Açıklanan hükümlere göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylemdir. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, diğer bir ifadeyle, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nun 225/1 maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinde; “sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” hükmü getirilmiştir.
Bu düzenlemeyle; iddianamede anlatılan eylemin değişmeyip, o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını kanun koyucu anılan ilkeye aykırı görmemiş, bu gibi hallerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkan sağlamıştır. Bunun sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. Örneğin iddianamede kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin, kasten yaralama suçunu oluşturacağı görüşünde olan mahkeme, sanığa ek savunma hakkı da vermek suretiyle anılan suçtan hüküm kurabilecektir. Öte yandan iddianameye konu edilen eylem bakımından iddianamede gösterilen suçtan beraat kararı verildikten sonra, aynı eyleme ilişkin olarak değişen suç vasfı doğrultusunda sanığa ek savunma hakkı tanınıp mahkûmiyet hükmü verilmesi de mümkün olmayacaktır. İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail ve fiilin yargılanması söz konusu olduğunda, suç duyurusunda bulunulması ve iddianame ile dava açılması halinde gerekli görülürse her iki iddianame ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidilebilecektir.
İnceleme konusu somut olayda:
Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 21/03/2013 tarihli, 2013/158 sayılı iddianamesi ile hükümlüler ..., ... ve ...’in, müştekiler ...’a ve ...’e yönelik eylemleri nedeniyle 142/1-b, 143, 116/2-4, 31/3 maddeleri uyarınca ikişer kez cezalandırılmaları istemiyle kamu davasının açıldığı, mahkemece anılan suçlardan kurulan hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22/11/2017 tarihli, 2015/24403 Esas, 2017/14397 Karar sayılı ilamındaki “Olay yeri inceleme raporlarına göre, suça sürüklenen çocuklar hakkında müştekiler ... ve ..."e yönelik mala zarar verme suçu yönünden zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.” şeklindeki ihbar üzerine yerel mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına anılan suçlar yönünden suç duyurusunda bulunulması gerekirken bulunulmadığı ve bunun üzerine açılmış bir kamu davası bulunmamasına rağmen Bergama 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2018 tarihli, 2018/9 Esas, 2018/294 Karar sayılı ilamı ile hükümlüler ..., ... ve ...’ın, müştekiler ... ve ..."e yönelik mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 31/3, 168/1 ve 52/2. maddeleri gereğince ikişer kez 520,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına hükmedildiği olayda;
CMK’nin 225/1. maddesi uyarınca, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilmesi, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılmasının, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılmasının ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna açıkça aykırılık oluşturması, görevsizlik kararı yoluyla iddianameye konu edilmemiş bir olayın dava konusu haline getirilmesinin yani iddianamede anlatılmayan bir eylemden dolayı görevsizlik kararı verilmesi durumunda, bu eylemden dolayı hüküm kurulmasının mümkün olmaması, iddianame veya yerine geçen görevsizlik kararında anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail ve fiilin yargılanması söz konusu olduğunda ise, suç duyurusunda bulunularak iddianame ile dava açılması hâlinde gerekli görülürse davaların birleştirilmesi yoluna gidilmesinin gerekmesi karşısında; hükümlüler ..., ... ve ...’ın haklarında, müştekiler ... ve ..."e yönelik mala zarar verme suçlarından açılmış bir kamu davası bulunmadığı gözetilmeden, hükümlülerin anılan suçlardan 151/1, 31/3, 168/1 ve 52/2. maddeleri gereğince ikişer kez 520,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair Bergama 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2018 tarihli, 2018/9 Esas ve 2018/294 Karar sayılı kararlarında isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Bergama 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/04/2018 tarihli, 2018/9 Esas ve 2018/294 Karar sayılı kararının anılan husus yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kararda yer alan sanıkların mala zarar verme suçundan TCK’nin 151/1, 31/3, 168/2 ve 52/2 maddeleri gereğince ikişer kez 520,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hükmün 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kaldırılmasına, 24/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.