Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2012/6-1512
Karar No: 2013/704
Karar Tarihi: 15.05.2013

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/6-1512 Esas 2013/704 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2012/6-1512 E.  ,  2013/704 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Uşak 1.Sulh Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 21/02/2012
    NUMARASI : 2011/647 E-2012/145 K.

    Taraflar arasındaki “ortaklığın giderilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak 1.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 06.05.2010 gün ve 2007/2171 E.-2010/498 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nin 28.04.2011 gün ve 2011/1457 E-5528 K. sayılı ilamı ile;
    (...Uyuşmazlık beş adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu beş adet taşınmazın ortaklığının giderilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar ise aynen taksim talebinde bulunmuşlardır. Mahkemece taşınmazlarla ilgili olarak taraflar arasında taksim sözleşmesi yapılmış olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
    Taşınmazın elbirliği mülkiyetine konu olması halinde ortaklığın giderilmesi geçerli bir paylaşma (taksim) sözleşmesine dayanılarak isteniyorsa bu şekilde açılmış davanın reddine karar verilmelidir. Zira bu gibi durumlarda taksim sözleşmesine göre tescil davası açılması gerekir. Taksim (paylaşma) sözleşmesinin geçerliliği bütün mirasçıların katılmış olmasına ve yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
    Olayımıza gelince; mahkemece her ne kadar taraflarca paylaşım sözleşmesi yapıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyaya ibraz edilen 14.07.2008 tarihli sözleşmeye ortakların tümünün katılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda geçerli bir miras taksim sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken olayda uygulanma yeri olmayan Dairemizin 12.10.1999 tarih 1999/7796–7931 sayılı ilamına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
    Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
    TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
    HUKUK GENEL KURULU KARARI
    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, beş adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
    Davacı, .... .... 355, 351, 644, 653 ve 356 parsel nolu taşınmazların davacı ve davalıların ortak murisi, İbrahim Yılmaz ve anneleri Fatma Yılmaz"dan intikal ettiğini, taşınmazların aynen taksimi mümkün olmadığı taktirde satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalılar B.Y., M.Y., H. Y. ve E. Y. taşınmazların aynen taksimi suretiyle, E. Y.ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemişlerdir.
    Davalılar E.S.G., K. Y., M.K. Y., N.Y., B., F. Ö. ve A.Y.duruşmalara katılmamış, savunmada bulunmamışlar.
    Mahkemece, dava konusu taşınmazları tarafların fiilen taksim ettiği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar; Özel Dairece metni yukarıda başlık bölümünde aynen alınan gerekçeler ile bozulmuş, mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararını davacı vekili temyize getirmektedir.
    Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu taşınmazlar hakkında mirasçılar arasında geçerli bir taksim sözleşmesinin bulunup bulunmadığı; buradan varılacak sonuca göre davanın kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
    İşin esasına geçilmeden önce davacı vekilinin direnme kararını süresinde temyiz edip etmediği hususu önsorun olarak tartışılmıştır.
    Önsorunu oluşturan olgu şöyledir.
    Davacı yargılamada Avukat .....tarafından temsil edilmiş, mahkemece, 14.05.2009 tarihli duruşmada 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 70/2.maddesi gereğince davacı avukatının duruşmadan çıkartılmasına ve daha sonraki duruşmalara kabul edilmemesine, davacının yargılamayı bizzat ya da başka bir vekil aracılığı ile takip etmesine karar verilmiş, bundan sonraki duruşmalara davacı asil bizzat katılmış ancak direnme kararının verildiği 21.02.2012 tarihli duruşmada yine davacı vekili duruşmaya katılmış ve gerekçeli direnme kararında da aynı avukat davacının vekili olarak gösterilmiştir.
    Direnme kararı, davacı asilin adresine tebliğe çıkartılmış “muhatabın hastanede olması nedeniyle aynı çatı altında görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş kızı Kübra Öz”e 05.03.2012 tarihinde tebliğ edildi” şerhi ile tebliğ edilmiş; davacı vekili hükmü direnme kararının 09.03.2012 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ederek 16.03.2012 tarihinde temyiz etmiştir.
    Her ne kadar, mahkemece HUMK.nun 70/2.maddesi gereğince davacı vekilinin duruşmalara katılmamasına karar verilmiş ise de, davacının vekilini vekillikten azletmediği, dolayısı ile vekilin vekillik görevinin devam ettiği, direnme kararının da vekile tebliğ edilmesi gerektiği, bu durumda davacı vekilinin direnme kararını temyizinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı vekiline TK.nun 11.maddesi uyarınca tebligat yapılmadığı, temyizinde süresinde olduğu oybirliği ile kabul edilerek, önsorun bu şekilde aşılmıştır.
    İşin esasına yönelik incelemeye gelince;
    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun “Paylaşma Sözleşmesi” başlıklı 676.maddesinde; “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
    Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
    Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” denilmiştir.
    Maddeden açıkça anlaşılacağı üzere “Paylaşma Sözleşmesi” yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli kabul edilemeyecektir.
    743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (TKM)’nin 611.maddesinde de “Taksim Sözleşmesi”nin yazılı yapılması gerektiği hususuna vurgu yapılmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava konusu taşınmazların davacı ve davalıların ortak murisleri İbrahim ve Fatma Yılmaz adlarına kayıtlı olduğu dosyada bulunan tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.
    Taraflarca dosyaya 14.07.2008 tarihli “Sözleşme” başlıklı adi yazılı bir belge sunulmuş ve dava konusu taşınmazların bu sözleşme gereğince mirasçılar arasında fiilen taksim edildiği ve taksime göre herkesin kendisine ait yeri kullandığı ileri sürülmüştür. Mahkemece de, davacı ve davalılardan bir kısmının beyanlarına değer verilerek taşınmazların mirasçılar arasında fiilen taksim edildiği gerekçesi ile ret kararı verilmiştir.
    Geçerli bir miras taksim sözleşmesinden bahsedebilmek için, taşınmazın tüm paydaşlarının katılımı ile yazılı bir belgenin düzenlenmesi gerekmektedir. 10.12.1952 gün ve 1950/2 E., 1952/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da aynı yöne işaret edilmiştir. Bu şekilde hazırlanmış geçerli bir miras taksim sözleşmesinin bulunması durumunda paydaşlar bu belgeye dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunabileceklerinden ortaklığın giderilmesi davası açmalarında hukuki yararları olmayacaktır.
    Eldeki davadaki taksim sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmediği ve tamamı tarafından imzalanmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Esasen bu husus yerel mahkeme ile özel daire arasında uyuşmazlık konusu da değildir.
    Bu durumda, yukarıda bahsedilen ilkelere göre, geçerli bir miras taksim sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taşınmazların fiilen taksim edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Açıklanan nedenle; aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, yazılı gerekçe ile önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.
    S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, aynı Kanun"un 440.maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 15.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi