Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/9910
Karar No: 2017/3420
Karar Tarihi: 24.04.2017

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/9910 Esas 2017/3420 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2016/9910 E.  ,  2017/3420 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
    Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

    K A R A R

    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
    2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya kapsamından, davacının 2008 yılında iş kazası geçirdiği, sürekli iş göremezlik oranının %40,00 olarak tespit edildiği, bu olay nedeniyle davacının 2008 yılında sadece şirketi davalı olarak gösterip 1.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat talepli dava açtığı, bahsedilen bu davada alınan kusur raporunda davacının %15, davalı şirketin %85 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bu aşamadan sonra davacı vekilinin 22/06/2012 tarihinde maddi tazminat istemlerinden feragat ettiği, yerel mahkemenin önceki açılan o dosyada maddi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiği, kararın taraf vekillerince temyiz edildiği, sonrasında Dairemizce onanarak kesinleştiği, 2014 yılına geldiğinde ise, aynı davacının aynı iş kazası nedeniyle hem önceki davada davalı olarak gösterdiği şirketi hem de eskisinden farklı olarak şirket yetkilisi olduğunu iddia ettiği gerçek kişiyi davalı olarak gösterip, eldeki temyiz incelemesine konu tazminat davasını açarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere 51.607,04 TL maddi tazminat talep ettiği, mahkemece davacı tarafın kesinleşen önceki dosyada maddi tazminat istemlerinden feragat ederken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadıklarından bahisle her iki davalı açısından kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Temyize konu uyuşmazlık; önceki açılan dava dosyasının o dava dosyasında taraf olmayan kişiler hakkında kesin hüküm teşkil edip etmediği, bunun yanında iş kazası neticesinde uğranılan cismani zarar nedeniyle açılan tazminat davalarında, işveren vekillerinin tazminattan sorumlu tutulup tutulamayacakları noktalarında toplanmaktadır.
    Maddi anlamda kesin hükmün koşulları, 6100 sayılı HMK’nun 303/1. maddesinde “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre ,kesin hükmün varlığı için davanın taraflarının aynı olması,dava sebeplerinin aynı olması ve davanın konusunun aynı olması gerekir.
    Öte yandan, günümüzde işletmelerin ve iş kapasitelerinin genişlemeleri, işverenin tek başına ve bizzat işi yönetmesini, iş yasalarından ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini olanaksız kılmaktadır. Özellikle sermaye şirketi olan tüzel kişi işverenin, zaman zaman toplanarak yönetime dair kararlar alan organlarının, sürekli olarak işleri doğrudan doğruya idare etmesi mümkün değildir. Bu durumda, şirket yönetimine yardımcı olacak gerçek kişilerin işveren vekili olarak iş yerlerinde çalıştırılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 4. bendine göre; işveren adına hareket eden ve işin, iş yerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere, işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Aynı maddenin 5. bendine göre de İş Kanununda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır.
    5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 12. maddesinin 2. fıkrasına göre işveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili, bu kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Gerek İş kanunu Gerekse 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre; bir kimsenin işveren vekili sıfatını kazanabilmesi için; işyerinde işveren adına hareket etmesi ve işin ve işyerinin yönetiminde görev alması gerekir.
    Öte yandan Mülga 506 sayılı Kanunun 4"üncü maddesinde de işveren vekili, “İşveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler” şeklinde tanımlanmış, anılan maddenin devamındaki, “Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur.” hükmü ile işveren vekilinin sorumluluğunun kapsamı belirlenmiştir.
    Bu düzenlemeler ışığında, şayet işyeri işveren vekilince yönetiliyorsa, maddelerde gösterilen "işveren" deyiminin yerine "işveren vekili" deyimi ikame olunacak ve işverenin sorumlu olduğu durumun sonuçlarına işveren vekili de katlanmak zorunda kalacaktır.
    İş Kanunun, işveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yüklemlerinden doğrudan doğruya işverenin sorumluluğunu kabul eden ilgili maddesi, işveren ile işveren vekili arasında doğrudan doğruya temsil ilişkisi bulunduğunu gösterir. Şu halde işveren vekili işveren adına ve hesabına hareket eden ve yaptığı hukuki işlemler ile onu alacaklı ve borçlu kılan kimsedir. Bu anlamda işveren vekili teknik yönden bir işveren temsilcisidir.
    İş kazalarında olay, İş Hukuku ve ... İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında, ilke olarak, iş akdinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin ve dolayısıyla da işveren vekilinin, işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak, bu hususta gerekli şartları sağlamak ve ilgili araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu"nun kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 77. maddesinin açık buyruğudur.
    İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, kaza tarihi dikkate alındığında İş Kanunu"nun mülga 77. maddesinde öngörülen koşullar göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü"nün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin ve işveren vekilinin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir )
    Sonuç itibariyle, iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; iş kazasında kusuru olduğunun tespiti halinde, işveren vekili de, işveren yanında zarardan sorumlu olacaktır.
    Somut olayda, ... 2. Mahkemesinin 2009/622 Esas 2012/504 Karar sayılı dava dosyasının, temyiz incelemesine konu eldeki dosyanın davalılarından olan .... hakkında kesin hüküm teşkil etmesinden dolayı bu şirket hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli ise de davalı gerçek kişi ... ... 2. Mahkemesinin 2009/622 Esas 2012/504 Karar sayılı dava dosyasında taraf olmadığından aynı şeyi davalı gerçek kişi hakkında söylemek mümkün değildir. Bu açıklamalara göre davalı gerçek kişi hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
    Yapılacak iş, davalı gerkçek kişinin kaza tarihi itibariyle işveren vekili olup olmadığının tespitinden sonra, 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine iş kazasının meydana gelmesinde davalı ..."nın şahsi kusurunun bulunup bulunmadığı konusunda inceleme yaptırmak, şahsi kusuru bulunduğunun tespit edilmesi halinde yalnızca davalı gerçek kişinin kusuru ile sınırlı olmak üzere çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.












    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi