Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.02.2011 gün ve 2010/624 E.- 2011/177 K. sayılı kararın incelenmesi davalı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.12.2011 gün ve 2011/12982 E.-30394 K. sayılı ilamı ile;
(...HUMK"nun 298. maddesine göre; senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise, inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir.
Somut olayda, keşideci borçlu aleyhinde çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesinde, çekin keşide tarihindeki paraf imzanın kendisine ve yetki verdiği vekiline ait olmadığını, tahrifat nedeniyle çekin kambiyo senedi vasfı bulunmadığını, takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, takip dayanağı çekin keşide tarihi kısmında bulunan paraf imzasının keşidecinin vekiline ait bulunduğu, yıl hanesindeki değişikliği yapan kalem ile parafı yapan kalemin aynı olduğu, ancak ay hanesindeki değişikliğin başka bir kalemle daha sonra yapıldığı, parafın bu düzeltmeyi kapsamadığı, ilk yazılan rakamlarında okunamadığının bildirilmesi üzerine, keşide tarihinin ay hanesindeki düzeltmenin parafsız olması ve önceden yazılan rakamlarında okunamaması nedeniyle keşide tarihinin bulunmadığı ve bu nedenle çek vasfında olmadığı incelemesi gerekçe gösterilerek takibin iptaline karar verilmiştir.
Günümüz teknolojik şartlarında yazı ve imzanın yaşının tespitinin mümkün olmadığı ve paraf imza ile düzeltme yazılarının aynı el ve kalem tarafından yapılmasının da zorunlu olmadığı nazara alındığında, paraf imzasının keşide tarihinin gün, ay ve yıl bölümlerinde yapılan tüm değişiklikleri kapsadığının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikâyetin reddine karar verilmesi gerekirken, parafın keşide tarihindeki ay hanesi düzeltmesini kapsamadığı gerekçesiyle istemin kabulü ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, takibin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu çekin yıl hanesindeki rakamın sonradan değiştirildiği, ayrıca aylar hanesindeki rakamın da mekanik olarak silindiği, paraf imzasının sadece yıl hanesindeki değişikliği kapsadığı, oysa ay hanesindeki değişikliğin keşidecisi tarafından onaylanmadığı, bu haliyle çekin keşide tarihinde aylar hanesinin bulunmaması, bu nedenle çeke dayalı olarak kambiyo hukukuna göre icra takibi yapılamayacağından takibin iptalinin gerektiği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı/alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı/alacaklı vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu çekin keşide tarihinin altına atılan parafın, keşide tarihinin ay ve yıl bölümlerinde yapılan iki ayrı değişikliği de kapsayıp kapsamadığı; buradan varılacak sonuca göre de, çekin kıymetli evrak vasfı taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, bir çekte bulunması gereken yasal unsurların neler olduğu 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 692. maddesinde (6102 Sayılı TTK 780) açıklanmıştır. Bu zorunlu yasal unsurları ihtiva etmeyen çek, aynı kanunun 693. maddesinde düzenlenen ödeme yeri ve keşide yerine ilişkin iki istisnai hal dışında kambiyo senedi niteliği taşımayacaktır.
Somut olayda, çekin üzerinde yazılı olan keşide tarihi “30.03.2010” tarihidir. Bu tarihin ilk yazılış halinde yer alan, ay ve yıl hanelerinde değişiklik yapıldığı ve bu değişikliğin altına paraf atıldığı görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de bu parafın çeki vekâleten keşide eden kişinin eli ürünü olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, keşide tarihi üzerinde yapılan değişikliğin altına atılmış bulunan parafın keşide tarihindeki her iki değişikliği(ay ve yıl) da kapsadığının kabulü gerektiği Kurul çoğunluğunca kabul edilmiştir.
O halde, Özel Daire bozma kararına uyularak şikâyetin reddine karar verilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen “Geçici 7.madde” atfıyla aynı Kanun’un 366. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.