
Esas No: 2009/7088
Karar No: 2010/2687
Karar Tarihi: 24.05.2010
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2009/7088 Esas 2010/2687 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
... ile Hazine ve ... Tüzel Kişiliği, dahili davalılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair...Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 02.04.2009 gün ve 364/52 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, miras yolu ile intikal ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı bulunan, kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak bırakılan taşınmaz bölümünün 123 ada 1 parsele ilave yoluyla vekil edeninin miras bırakanı Hüseyin Kale adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi, dava konusu yerde umuma ait yol bulunmadığını açıklayarak, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, kadastro tespit çalışmalarının kesinleştiği 22.03.2001 tarihinden dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan sürenin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay’ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre; dava konusu taşınmazın paftasında yol olarak bırakılma işleminin yapıldığı 06.12.2000 tarihinden davanın açıldığı 30.10.2008 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı ve miras bırakanı yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğine göre, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 15,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,55 TL’nın temyiz edenden alınmasına 24.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.