
Esas No: 2021/2816
Karar No: 2022/2140
Karar Tarihi: 13.06.2022
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/2816 Esas 2022/2140 Karar Sayılı İlamı
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2816 E. , 2022/2140 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2816
Karar No : 2022/2140
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): … Odası
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısımlarının davacı tarafından, iptale ilişkin kısımlarının ise davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (aa) bendindeki "Fenni mesul" tanımında geçen "meslek mensupları" ibaresinin ve (şşş) bendindeki "Sicil durum taahhütnamesi" tanımının, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2 ve 3. alt bentlerinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1 ve 2. alt bentlerinin, 27. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde geçen "5.50 metre" ibarelerinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının son cümlesinin, 32. maddesinin 3. fıkrasının, 33. maddesinin 6. fıkrasının ve 10. fıkrasının son cümlesinin, 34. maddesinin 2. fıkrasının, 36. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının, 40. maddesinin 7. fıkrasının ilk cümlesi hariç kalan kısmının, 44. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin, 56. maddesinin 8. fıkrasının, 57. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendindeki "gerektiğinde" ibaresinin, aynı maddenin 7. fıkrasında geçen "elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makine mühendisince birlikte" ibaresinin ve 15. fıkrasının 1 ve 2. cümlelerinin, 20, 21 ve 23. fıkralarının, 64. maddesinin 7. fıkrasının ilk cümlesinin, 66. maddesinin 2 ve 3. fıkraları ile 10. fıkrasının son cümlesinin, 68. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde geçen "meslek adamlarının" ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararıyla;
1. Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (aa) bendindeki "Fenni mesul" tanımında geçen "meslek mensupları" ibaresi yönünden;
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28 ve 38. maddeleri ile 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kanunu'nun 33. maddesindeki düzenlemelere yer verilerek,
Uyuşmazlığa konu Yönetmelik hükmündeki fenni mesul tanımında yer alan "uzmanlığı haiz meslek mensupları" ifadesinden kastın, 3194 sayılı Kanun'un 28 ve 38. maddelerinde yer alan uzmanlık, çalışma konuları ve ilgili Kanunlarına göre, mühendisler, mimarlar ve şehir plancılarının olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu bent hükmündeki fenni mesul tanımında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
2. Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (şşş) bendindeki "Sicil durum taahhütnamesi" tanımı yönünden;
Yönetmeliğin 68. maddesinin 9. fıkrası uyarınca, meslek Odalarının, serbest sanat icrasından men'i veya Odadan ihraç kararı alınan veya istifa ederek üyeliğini veya büro tescilini sona erdiren veya adına büro tescili bulunup vefat eden üyelerini derhal merkez yapı denetim komisyonu ile bütün ilgili yerlere ve kuruluşlara elektronik ortamda bildirmek zorunda oldukları, bu bilgilerin aynı zamanda Bakanlığa yazılı olarak gönderilmesinin zorunlu olduğu, ilgili idarelerin, mimar ve mühendislerin kısıtlılık durumunu Bakanlığın yapı denetim sisteminden kontrol ederek yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerini düzenleyecekleri açık olduğundan, gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem yapılacağı hususunda başvuru sahiplerinin bilgilendirilmesi amacıyla sicil durum taahhütnamesi istenmesinde imar mevzuatına aykırılık görülmediği,
3. Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2 ve 3. alt bentleri yönünden;
(Uyuşmazlığın niteliği itibarıyla, Daire kararının özeti, bu kararın "Hukuki Değerlendirme" bölümünde belirtilmiştir.)
4. Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1 ve 2. alt bentleri yönünden;
(Uyuşmazlığın niteliği itibarıyla, Daire kararının özeti, bu kararın "Hukuki Değerlendirme" bölümünde belirtilmiştir.)
5. Yönetmeliğin 27. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden;
Düzenlemede yakıt odasına yer verilmemiş olması bir eksiklik olmakla beraber, söz konusu hüküm dava konusu Yönetmeliğin diğer hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde, yapılarda yakıt odası yapılmasında hukuki bir engel bulunmadığı, Yönetmeliğin 22. maddesinde emsal harici olarak yakıt deposuna da yer verildiği görüldüğünden dava konusu hükümde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
6. Yönetmeliğin 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "5,50 metre" ibareleri ile 3. fıkrasının son cümlesi yönünden;
3194 sayılı İmar Kanunu ile Mekansal Plan Yapım Yönetmeliği'ndeki "Uygulama imar planı" tanımlarına yer verilerek,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (rr) bendinde, "Kat yüksekliği"nin, binanın herhangi bir katının döşeme üstünden bir üstteki katının döşeme üstüne kadar olan mesafesi olarak tanımlandığı,
Dava konusu Yönetmelik hükmünde, kat yüksekliklerinin uygulama imar planlarında gösterileceği, Yönetmelik hükmünde kat yüksekliği eğer uygulama imar planında daha fazla gösterilmemiş ise en fazla ne kadar olacağının belirtildiği, bina yüksekliğinin uygulama imar planında gösterileceği ve davacı tarafından iddia edildiği gibi kat yüksekliğinin artırılmasının bina yüksekliğini artırmayacağı sonucuna varıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "5,50 metre" ibarelerinde imar mevzuatına aykırılık görülmediği,
Diğer taraftan, dava konusu 28. maddenin 3. fıkrasının son cümlesinde "Özellikli olan yapılarda bu hüküm uygulanmayabilir." düzenlemesine yer verilmiş ise de; "özellikli olan yapının" Yönetmelik'te tanımı yapılmadığı gibi kapsamı ve niteliğinin de anlaşılamadığı,
Farklı uygulamalara neden olacağı ve yargısal denetiminin dahi yapılamayacak kadar muğlak olan "özellikli olan yapı" ibaresi nedeniyle anılan düzenlemede imar mevzuatına uyarlık görülmediği,
7. Yönetmeliğin 32. maddesinin 3. fıkrası yönünden;
Yönetmeliğin 32. maddesinin 10. fıkrası gereğince havalandırma bacalarından elektrik ve doğal gaz tesisatı geçirilemeyeceğinden, davacı tarafından da belirtildiği gibi dava konusu düzenlemede yer alan ölçülerin doğal havalandırma için yeterli olduğu ve düzenlemede imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
8. Yönetmeliğin 33. maddesinin 6 ve 10. fıkraları yönünden;
3194 sayılı İmar Kanunu ile Mekansal Plan Yapım Yönetmeliği'ndeki "Uygulama imar planı" tanımlarına yer verilerek,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 69. maddesinin ilk iki fıkrasında, "Büyükşehir belediyeleri ile il belediyeleri, ikinci fıkrada belirtilen değiştirilemeyen hükümler dışında kalan hususlarda, beldenin tarihi ve yöresel şartlarını gözetmek kaydıyla Bakanlık onayına sunulmak üzere imar yönetmeliği hazırlayabilirler. İdarelerin imar yönetmelikleri yürürlüğe girinceye kadar uygulamalar bu Yönetmeliğe göre yapılır. Bu Yönetmeliğin birinci, ikinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu bölümleri, geçici maddeleri ile 19 uncu ve 20 nci maddelerinde yer alan hükümler, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemez ve planlarda bu hükümlere aykırı olarak getirilecek hükümler uygulanamaz." hükümlerinin yer aldığı,
Evsel atıkların yerinde ayrıştırılmasını teminen ilgili standartlara uygun atık ayrıştırma bacası için yer ayrılması gerektiği, ancak atık ayrıştırma bacasının bağımsız bölümlerin kat sahanlıklarında en az bir adet yapılabileceği fakat her bağımsız bölüm içinde de yapılabileceği, düzenlemenin en az ne kadar yapılabileceğini belirttiği, daha fazla sayıda yapılmasında hukuki bir engel bulunmadığı ve ayrıca dava konusu 33. maddenin, Yönetmeliğin beşinci bölümünde yer alması nedeniyle, atık ayrıştırma bacası ile uygun kotta depolama odasına ilişkin düzenlemenin imar planları ve ilgili idarelerce çıkarılacak Yönetmeliklerle değiştirilebileceği, bu nedenle, Yönetmeliğin 33. maddesinin 6. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin dava konusu maddesinin 10. fıkrasının son cümlesinde yer alan "10 katın üzerindeki binalarda aynı baca sistemi yapılmakla birlikte hermetik cihaz kullanılır." ibaresine ilişkin olarak ise;
Her ne kadar, davacı tarafından, hermetik cihazların kullanımının açık ve net olmadığı, mahal veya sıcak su ısıtması için denge bacalı (hermetik) ayrımına gidilmeksizin hermetik cihazların kullanımının belirlendiği ifade edilmekte ise de, dava konusu hükümde 10 katın üzerindeki binalarda baca sistemi aynı kalmakla birlikte hermetik cihaz kullanılacağı açıkça ifade edildiğinden anılan hükümde bir belirsizlik ve hukuka aykırılık bulunmadığı,
9. Yönetmeliğin 34. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 34. maddesinin 7. fıkrasında, "Asansörün yapılması ve işletilmesi ile ilgili hususlarda; bu madde hükümleri de dikkate alınarak, 29/6/2016 tarih ve 29757 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Asansör Yönetmeliği (2014/33/AB) ve TSE standartları hükümlerine uyulur." hükmüne yer verildiği,
Yönetmeliğin dava konusu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca asansörün yapılması ve işletilmesi ile ilgili hususlarda Asansör Yönetmeliği ve TSE standartları hükümlerine uyulacağı açıkça ifade edildiğinden davacı tarafın iddialarına itibar edilmediği,
Kaldı ki, dava konusu 34. madde, Yönetmeliğin beşinci bölümünde planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilebilecek kısımda yer aldığından, idarelerce Asansör Yönetmeliği ve TSE standartları hükümlerine uymak koşuluyla düzenleme yapabileceklerinin de tabi olduğu,
10. Yönetmeliğin 36. maddesinin 1 ve 2. fıkraları yönünden;
Dava konusu hükümde yapının kullanma amacı, günlük su ihtiyacı, seçilen yangın söndürme sistemi gibi kriterlere göre en az miktarın belirtildiği, daha yüksek miktarda belirlenmesinin önünde herhangi bir hukuki engelin bulunmadığı, dava konusu 36. madde, Yönetmeliğin beşinci bölümünde planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak Yönetmeliklerle değiştirilebilecek kısımda yer aldığından idarelerce bu yönde düzenleme yapılabileceği, ulusal ve uluslararası standartlara uyulmak ve gerekli drenaj ve yalıtım tedbirleri alınmak şartıyla hacmi belirlenen su deposu bulundurulması zorunlu olduğundan dava konusu hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığı,
11. Yönetmeliğin 40. maddesinin 7. fıkrası yönünden;
Yönetmeliğin 27. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde, ilgili mevzuatında öngörülen ölçülerde enerji odası ve merkezi ısıtma sistemli binalarda kazan dairesi veya kaskat sistemi veya teshin merkezinin, yapıda bulunması zorunlu kullanımlar olarak belirlendiği,
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Bina veya tesise ait olan ısıtma, soğutma, tesisat alanı, su sarnıcı, havalandırma sistemleri ve enerji verimliliği sistemlerinin bulunduğu alanlar, arıtma tesisi, gri su toplama havuzu, yakıt ve su depoları, silolar, trafolar, jeneratör, ısı merkezi, enerji odası, kömürlük, eşanjör ve hidrofor bölümleri"nin emsal hesabı dışında bırakıldığı,
Kaskat sisteminin, tek döşeme yoğuşmalı kazan sistemine alternatif, sitelerde veya çok katlı binalarda kullanılan merkezi ısıtma sistemi olduğu, birden fazla yoğuşmalı kombi, kontrol modülü aracılığı ile birbirine bağlanarak çalışmasının sağlandığı, teshin merkezinin ise, bir yerleşim yerindeki birçok yapıya, belli bir merkezden basılarak verilen buğu ya da sıcak suyla yapıların çeşitli bölümlerinin ısıtılmasını sağlayan sistem olduğu,
Yönetmeliğin 36. maddesinin 3. fıkrasında da "Tüm binalarda su deposunun bulunduğu kat itibariyle cazibeli akımın mümkün olmadığı durumlarda hidrofor konulması zorunludur." hükmüne yer verildiği,
Her ne kadar, dava konusu hükmünde çatı aralarında doğalgaz ısı merkezi ve hidrofor tesisatı sayılmamış ise de, uyuşmazlığa konu Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde ısı merkezi ve hidrofor tesisatı emsal hesabı dışında tutulduğundan, bu kullanımların gerekli olduğunda yapılarda inşa edilmesinde herhangi bir hukuki engelin bulunmadığı,
12. Yönetmeliğin 44. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi yönünden;
Kontrol kulübesinin kullanma amacı göz önüne alındığında 9 m²'lik alanın yeterli olduğu, ayrıca dava konusu 44. madde, Yönetmeliğin beşinci bölümünde planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak Yönetmeliklerle değiştirilebilecek kısımda yer aldığından idarelerce bu yönde farklı bir düzenleme yapabileceğinden dava konusu hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı,
13. Yönetmeliğin 56. maddesinin 8. fıkrası yönünden;
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, “Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek; Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri, fuar ve sergi alanları, eğlence merkezleri, şehirlerin ana giriş düzenlemeleri gibi şehirlerin marka değerini artırmaya ve şehrin gelişmesine katkı sağlayacak özel proje alanlarına dair her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyeti kurulmasını temin etmek; 02/03/1984 tarih ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile 20/7/1966 tarih ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan uygulamalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita, plan ve parselasyon planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak, ruhsat işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak..." hususlarının Bakanlığın görevleri arasında sayıldığı,
Dava konusu hükmün, 644 sayılı KHK'nın yukarıda yer verilen 2/1-ğ bendi ile uyumlu olduğunun görüldüğü, ayrıca mekansal alanın ve icra edilecek kamu hizmetinin çerçevesi açıkça belirtilip sayma yoluyla sınırlı sayıda gösterilen hususlarla ilgili olarak Bakanlığa tevdi edilen imara ilişkin yetkilerin, 3194 sayılı İmar Kanunu ile yerel yönetimlere verilen imar yetkisinin kaldırılmasını ya da kısıtlanmasını öngörmediği,
14. Yönetmeliğin 57. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendinde geçen "gerektiğinde" ibaresi yönünden;
Yönetmeliğin 57. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde, "Bodrum katlar dâhil olmak üzere bütün kat planları", 6. alt bendinde de, "Kat ve çatı planlarına ilişkin bir tanesi ortak merdivenden geçmek üzere en az iki adet kesit ve yeteri sayıda görünüş" mimari projenin parçaları olarak sayıldığı,
Yönetmeliğin 57. maddesinin 2. fıkrasının (b) alt bendinde de, "Ayrıca ilgili mühendis ve mimarlarca hazırlanan; asansör avan projesi, ısı ve su yalıtım projesi veya raporu, gürültüye karşı korunma proje veya raporu, yerleşme ve yapının özelliğine göre ilgili idarece istenecek peyzaj projesi de eklenir." hükmünün yer aldığı,
Sistem kesitinin, betonarme ve cephe sistemini aynı anda gösteren kesit olduğu, mimari projelerde bulunması gerekli plan, kesit ve görünüşlerde ısı yalıtımla ilgili bilgilerin verilmesinin, ayrıca özellik arz eden bölümlerde nokta kesit detayıyla uygulama ile ilgili ayrıntılı bilgi verilmesinin gerektiği,
Her ne kadar, davacı tarafından, binalarda ısı yalıtımının yetersiz yapılmasının ve enerji tüketiminin fazla oluşunun en büyük nedeninin sistem kesitlerinin verilmemesi ve denetlenememesi olduğu ifade edilmekte ise de, Yönetmeliğin 57. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendine göre, ilgili mühendis ve mimarlarca hazırlanacak ısı yalıtım projesi veya raporunun mimari projeye eklenmesi zorunlu olduğundan davacı iddiasına itibar edilmediği,
15. Yönetmeliğin 57. maddesinin 7. fıkrasında geçen "elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makina mühendisince birlikte" ibaresi yönünden;
Dairelerinin E:2017/4839 sayılı dosyasında, 05/04/2018-16/10/2018 tarih ve E:2017/4839 sayılı ara kararları ile Yükseköğretim Kurumu Başkanlığından, elektrik ve elektrik-elektronik mühendislerinin "elektronik" mühendislerinden hangi sebeplerden farklılaştığı sorularak buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği,
Yükseköğretim Kurumu Başkanlığı Üniversitelerarası Kurulun 04/03/2019 tarihli yanıtı ile gönderilen Fen-Teknik Bilimleri Eğitim Konseyi raporunun kabulüne ilişkin Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 20/02/2019 tarih ve 2019/02 toplantı sayılı kararında; asansör hizmetlerinin yapılabilmesi için gerekli olan "Asansör SMM Belgesi"nin hiçbir önkoşul, ders şartı aranmadan tüm "Elektrik", "Elektrik-Elektronik", "Elektrik ve Elektronik", "Elektronik", "Elektronik ve Haberleşme" Mühendislerince alınabileceği, 1000 V altındaki gerilimlerdeki projeler için gerekli "Elektrik 1 kV altı tesisler için SMM Belgesi"nin de hiçbir önkoşul, ders şartı aranmadan tüm "Elektrik", "Elektrik-Elektronik", "Elektronik", "Elektronik ve Haberleşme" Mühendislerince alınabileceği belirtildiğinden, Dairelerinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4839 K:2021/1122 sayılı kararı ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesinin 7. fıkrasında geçen "elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makina mühendisince birlikte" ibaresinin iptaline karar verildiği,
Bu nedenle, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 7. fıkrasında geçen "elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makina mühendisince birlikte" ibaresinde eksik düzenleme nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, anılan iptal kararının yerine getirilmesi aşamasında davalı idarece, davacının, Makine Mühendisleri Odasına kayıtlı imalat, mekatronik, üretim mühendislerinin de anılan düzenlemede yer alması gerektiğine dair iddiasının da göz önüne alınarak yeniden düzenleme yapılacağının açık olduğu,
16. Yönetmeliğin 57. maddesinin 15. fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri yönünden;
İmar Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca, yapı ruhsatı almak için dilekçe ekinde ilgili idareye sunulması gereken belgelerden biri elektrik ve tesisat projeleri olup, bu doğrultuda, söz konusu projelerin ruhsat alınmadan önce onaylanması gerektiği,
Bu durumda, anılan Kanun hükmüne aykırı olarak, yapı ruhsatı almak için dilekçe ekinde sunulması gereken belgelerden elektrik, doğalgaz ve tesisat projelerinin ruhsatın alındığı tarihi izleyen otuz gün içinde onaylanmasına yönelik düzenleme getirmek suretiyle Kanun'un amacına aykırı olarak tesis edilen dava konusu düzenlemelerde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,
17. Yönetmeliğin 57. maddesinin 20, 21 ve 23. fıkraları yönünden;
20 ve 21. fıkralar yönünden;
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 28. maddesi ile, meslek mensuplarına madde metninde yer verilen disiplin cezalarının tatbiki halinde Birlik tarafından ilgili kuruluşlara bilgi verilmesi yönünde pozitif yükümlülük yüklendiği,
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 2. maddesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, 12. maddesinde ise Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün görevlerine yer verildiği,
Dava konusu Yönetmelik hükümleri bir bütün halinde incelendiğinde, uyuşmazlığın fenni mesul olan mimar ve mühendislere ilişkin kayıtların kim tarafından tutulacağı noktasında düğümlendiği, Mülga Yönetmeliğin konuyu düzenleyen maddesinin 7 ve 8. fıkrasında, fenni mesuliyet üstlenen mimar ve mühendislerin bir önceki ayda yaptıkları işlemlere ilişkin bilgilerin ilgili idarelerce meslek odalarına gönderilmesi doğrultusunda zorunluluk öngörülürken, dava konusu Yönetmelik ile bu bilgilerin Bakanlığın taşra teşkilatına gönderilmesi hükme bağlanarak, kayıtların Bakanlığın taşra teşkilatı eliyle tutulmasının sağlandığı, aynı zamanda üyelerinin mesleklerinin icrasını etkileyecek değişikliklerin meslek odaları tarafından yine Bakanlığa bildirilmesinin zorunlu tutulduğu,
Her ne kadar davacı tarafından bu durumun hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, konuya ilişkin mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere, Yönetmelik hükümlerinin hem 6235 sayılı Kanun hem de 644 sayılı KHK hükümleri ile uyumlu olduğu, davacının iddiasının aksine meslek Odalarının kendi üyeleri hakkında kayıt tutmalarını engelleyici bir durumun da ortaya çıkmadığı, yalnızca Kanun gereği bu sorumluluğun elektronik ortamda denetim sistemi üzerinden merkezi idare tarafından üstlenilmesinin sağlandığı,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 68. maddesinin 9. fıkrası uyarınca, meslek Odalarının serbest sanat icrasından men'i veya Odadan ihraç kararı alınan veya istifa ederek üyeliğini veya büro tescilini sona erdiren veya adına büro tescili bulunup vefat eden üyelerini derhal merkez yapı denetim komisyonu ile bütün ilgili yerlere ve kuruluşlara elektronik ortamda bildirmek zorunda oldukları, bu bilgilerin aynı zamanda Bakanlığa yazılı olarak gönderilmesinin zorunlu olduğu, ilgili idareler, mimar ve mühendislerin kısıtlılık durumunu Bakanlığın yapı denetim sisteminden kontrol ederek yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerini düzenleyeceklerinden, gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem yapılacağı hususunda başvuru sahiplerinin bilgilendirilmesi amacıyla sicil durum taahhütnamesi istenmesinde ve dolayısıyla uyuşmazlık konusu hükümlerde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
23. fıkra yönünden;
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28 ve 38. maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde, Elektrik ile İlgili Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanununun 38 inci maddesinde Sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik düzenlemelerinde, mühendisler, mimarlar ve şehir plancılarının hazırlayacakları projeler ile bu meslek dışında kalan fen adamlarının hazırlayacakları projelerin hangileri olduğu belirtildiğinden, anılan düzenlemeler ile uyumlu dava konusu hükümde imar mevzuatına aykırılık görülmediği,
18. Yönetmeliğin 64. maddesinin 7. fıkrasının ilk cümlesi yönünden;
Davacı tarafından, dava konusu hükümde yapı kullanma belgesi bulunmayan yapılara doğalgaz hizmetinin de sunulmaması gerektiğinin de ifade edilmesi gerektiği belirtilmekte ise de, yapı kullanma belgesi bulunmayan yapılara elektrik hizmeti sunulmayacağından doğalgaz hizmeti sunulsa dahi bu hizmetten yararlanılamayacağı gibi hükümde geçen "ve benzeri" ifadesinden doğalgaz hizmetinin de anlaşılması gerektiği, bu nedenle düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
19. Yönetmeliğin 66. maddesinin 2, 3 ve 10. fıkraları;
Dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi ile uyumlu olduğu ve bu bendin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla iptali istemiyle yapılan başvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesinin 04/12/2014 tarih ve E:2013/114, K:2014/184 sayılı kararı ile (j) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verildiğinden, dava konusu 2 ve 3. fıkralarında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasına gelince,
5246 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 18. maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu, 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibarıyla mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği, 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğinin kurala bağlandığı,
Aynı Kanun'un "Vazgeçme" başlıklı 60. maddesinde ise, "Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vakı tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur." hükmünün yer aldığı,
Anılan Kanun hükümleri uyarınca, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine Kanun'la tanınan mali bir hakkı belli bir amaçla ya da sınırlı veya sınırsız bir süre, içerik ve yerle bağlı bir sözleşme ile devredebileceği açık olup, söz konusu mali haklardan vazgeçmelerinin önceki tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı şartlarına bağlandığı,
Uyuşmazlık konusu Yönetmelik maddesinin 10. fıkrası incelendiğinde, sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı durumlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağının öngörüldüğü,
Davalı idarece söz konusu düzenlemenin amacının uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi olduğu belirtilmekte ise de, 5246 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan mali bir hakkın kullanımının, Yönetmelik ile engellenmesi ya da sınırlanmasının hukuken mümkün olmadığı açık olduğundan, belli şartlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağına ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna uyarlık görülmediği,
20. Yönetmeliğin 68. maddesinin 4. fıkrasında geçen "meslek adamları" ibaresi yönünden;
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28 ve 38. maddeleri ile 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kanunu'nun 33. maddesindeki düzenlemeler ile dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (aa) bendindeki "Fenni mesul" tanımına yer verilerek,
Uyuşmazlık konusu Yönetmelik hükmünde yer alan "meslek adamları" ifadesinden kastın, İmar Kanunu'nun 28 ve 38. maddesinde yer alan uzmanlık, çalışma konuları ve ilgili Kanunlarına göre, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları oldukları anlaşıldığından dava konusu düzenlemede geçen "meslek adamları" ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
gerekçeleriyle, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu;
- 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerine ilişkin kısmının ve 3. alt bendinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinin "anaokulu ve kreş ile gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi gibi konut dışı hizmetler verilebilir." kısımları ile 2. alt bendinin "yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricindeki özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir." ibarelerinin, 28. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin, 57. maddesinin 7. fıkrasında geçen "elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makina mühendisince birlikte" ibaresinin, 57. maddesinin 15. fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin, 66. maddesinin 10. fıkrasının İPTALİNE,
- 4. maddesinin 1. fıkrasının (aa) bendi ile (şşş) bendindeki "sicil durum taahhütnamesi" tanımı, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmı, 27. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "5,50 metre" ibareleri, 32. maddesinin 3. fıkrası, 33. maddesinin 6 ve 10. fıkrası, 34. maddesinin 2. fıkrası, 36. maddesinin 1 ve 2. fıkraları, 40. maddesinin 7. fıkrası, 44. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi, 56. maddesinin 8. fıkrası, 57. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendinde geçen "gerektiğinde" ibaresi, 57. maddesinin 20, 21 ve 23. fıkraları, 64. maddesinin 7. fıkrasının ilk cümlesi, 66. maddesinin 2 ve 3. fıkraları, 68. maddesinin 4. fıkrasında geçen "meslek adamları" ibaresi yönünden DAVANIN REDDİNE,
karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu edilen hükümlerinin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun amacına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu, bu itibarla, dava dilekçesinde ileri sürülen hukuka aykırılık iddialarını karşılamayan Daire kararının davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulması, 57. maddesinin 7. fıkrasında geçen "elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makina mühendisince birlikte" ibaresine yönelik kısmının ise gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin üst normlara ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, bu nedenle Daire kararının iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Öte yandan, uyuşmazlığın niteliği itibarıyla, Daire kararında 3 ve 4 numaralı başlıklar altında incelenen düzenlemelere ilişkin olarak, taraflarca ileri sürülen ve dava aşamasından farklılık arz eden temyiz iddiaları, kararın "Hukuki Değerlendirme" kısmında ayrıca belirtilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Daire kararının, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu;
- 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmı yönünden bozulmasına,
- 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerine ilişkin kısım yönünden gerekçeli onanmasına,
- Diğer düzenlemeler yönünden ise aynen onanmasına,
karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler … ve …'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Odanın, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin; 4, 27, 32, 33, 34, 36, 40, 57, 64, 66 ve 68. maddelerinin davaya konu kısımları haricindeki diğer dava konusu düzenlemelerinin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki ayrışık oylarına karşılık, davacı Odanın, ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz istemlerinin esastan incelenmesine geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin yayımlanması üzerine, Yönetmeliğin muhtelif düzenlemelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması" başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı kurala bağlanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün belirtileceği vurgulanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 2. maddesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine tabi olduğu; 3. maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmasının mümkün olmadığı; 5. maddesinin son fıkrasında ise, bu Kanun'da adı geçen diğer tanımların Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edileceği öngörülmüştür.
Anılan Kanun'un "Yönetmelik" başlıklı 44. maddesinin (I) fıkrasının (f) bendinde, imar planı yapımı ve değişiklikleriyle ilgili kriterlerin tespiti ve imarla ilgili diğer hususların; (b) bendinde, imar planlarında okul, ibadet yeri, sağlık, spor, sosyal ve kültürel tesisler ile kamu kuruluşlarının yapıları için ayrılacak yerler ve bu konu ile ilgili diğer hususların ve (i) bendinde, yerleşme alanlarıyla ilgili genel esasların Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılacak Yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davalı idare tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, temyize konu Daire kararında dava konusu Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin iptaline karar verilen bazı düzenlemelerinin, 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın bu kısımlarının konusuz kaldığı ileri sürülmekte ise de; anılan Yönetmelik değişikliğinin, görülmekte olan davanın yürütme ve itiraz aşamalarında verilen ve işlemin yürürlüğünü askıya alan yürütmenin durdurulmasına ilişkin yargı kararlarının (Danıştay Altıncı Dairesinin 12/07/2018 tarih ve E:2017/4842 sayılı kararı ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/489 sayılı kararı) gereğinin yerine getirilmesi amacıyla, anayasal ve yasal zorunluluk nedeniyle yapıldığı görülmekte olup, bu haliyle, davanın bu kısımlarının konusuz kaldığından söz etme olanağı bulunmadığından, Kurulumuzca, temyiz istemleri esastan incelenmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde dosyanın incelenmesinden;
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu Yönetmeliğin;
1- 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2 ve 3. alt bentleri,
2- 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1 ve 2. alt bentleri,
HARİCİNDEKİ KISIMLARI, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının yukarıda yer verilen hususlara ilişkin kısımlarına gelince;
Kurulumuz kararının bu kısmında; Daire kararının onanan ve bozulan kısımları ayrıca belirtilmiştir. Başka bir ifadeyle, temyize konu Daire kararının onanan kısımları yukarıda belirtilenlerle sınırlı olmayıp, uyuşmazlığın niteliği gereği "Daire Kararının Özeti" bölümünde yer verilmeyerek, "Hukuki Değerlendirme" bölümünde yer alacağı belirtilen hususlara ilişkin Kurulumuz kararının bu kısmında da Daire kararının onanan kısımları bulunmaktadır.
1- Dava konusu 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2 ve 3. alt bentleri yönünden;
*Bu kısım temyize konu Daire kararının 3 numaralı başlığı altında incelenmiştir.
1.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2 ve 3. alt bentlerinde, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
c) Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;
...
2) 1000 m2 ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4.50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m2’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo,
3) Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark,
...
yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
1.2- Davacının İddiaları
Park alanlarına ilişkin bu hükümlerin, doğal alan olması gereken parkları, inşa edilmiş bir yapının terası konumuna dönüştürdüğü, deprem anı ve sonrası toplanma alanı olacak parkların güvenli sığınaklar olması durumunun ortadan kaldırılmakta olduğu, ayrıca parklarda yapılması mümkün kılınan çay bahçesi, büfe, muhtarlık, trafo benzeri türde emsal gösterilerek inşa edilebilecek birçok yapının, parkların doğal alan olmaktan uzaklaşmasına yol açacağı, neredeyse ağaç dikecek alan kalmayacağı, bu tanımla park alanlarının getirilen yapı yoğunluğu ve kullanım çeşitliliği ile rekreasyon alanı kullanımı niteliğine dönüştürüldüğü, amacına yönelik kullanım niteliğinin tamamen ortadan kaldırıldığı, söz konusu hükümlerdeki "trafo" ve "otopark" düzenlemelerinin, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nde park alanlarına ilişkin yapılan benzer değişikliğin Danıştay Altıncı Dairesinin E:2013/6220 sayılı dosyasında yapılan yargılama ile yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği ileri sürülmüştür.
1.3- Davalı İdarenin Savunması
Yönetmelik hükümleri ile park alanlarında eğlenme, dinlenme, ibadet, oyun, piknik, güvenlik, olası sağlık sorunlarına karşı ambulans istasyonu gibi toplumun yeşil alanlarda vakit geçirirken gereksinim duyacağı fonksiyonların ve asgari konfor şartlarının sağlanması ve bunlardan yararlanması için yapılmasına izin verilen yapıların tamamının, belediye encümeni kararına ve asgari yapılaşma koşullarında (taban alanı, yükseklik, metrekare gibi değerlerin sınırlı tutulması, yeterli derinlik gibi koşullara bağlı tutulması) birtakım sınırlamalara uyulmak koşuluyla yapılabileceği, yeşil alanların ve parkların, mekânsal planlamaya karşılık gelen kullanım aralığında da yukarıda belirtilen asgari ve temel gereksinim ve konfor koşullarının bu mekânlarda da sağlanmasının gereği ve esası ele alındığından, belli koşullara dayandırılarak madde kapsamında yapılmasına müsaade edilen asgari ve temel kullanımlarla, bahse konu sosyal ve teknik altyapı fonksiyonlarının ilgili mekânsal planlama mevzuatı kapsamında taşıması gereken temel kullanımlarını ve gösterim tekniklerini ortadan kaldırmasının söz konusu olamayacağı,
İmar planında yeşil alan olarak ayrılan parsellerde halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ve civarın karakterine göre bulunması gereken kullanımların yeşil alanın fonksiyonu ve ölçeği ile kullanıcı niteliğine göre farklılık arz edeceğinden izin verilen yapıların madde hükmünde belirtilen yapılaşma şartlarını sağlamak kaydıyla sayısının ve büyüklüğünün belirlenmesi hususunun idarenin takdirine bırakıldığı ve bu sayılan hususların belediye encümeni kararı alınması aşamasında halihazırda göz önüne alınması gerektiği, Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında Yönetmeliğin alan kullanım tanımlarında belirtilen işlevlerin imar planlarında daraltılabileceği ancak genişletilemeyeceği ifade edildiğinden, yeşil alanlarda yer alacak kullanımlara ilişkin plan kararı alınmasının önünde bir engelin bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
1.4- Daire Kararı
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1, 3 ve dava tarihinde yürürlükte olan haliyle 18. maddesindeki hükümlerle, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesindeki "Sosyal altyapı alanları" ve "Teknik altyapı alanları" tanımlarına, aynı Yönetmeliğin 24. maddesinin 2 ve 3. fıkralarındaki düzenlemelere, dava tarihinde yürürlükte bulunan İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesindeki düzenlemelere yer verilerek,
Mevzuat düzenlemelerinde, içerisinde "Parklar'ın da bulunduğu bazı sosyal donatı alanlarının öncelikle parselasyon işlemi sırasında belirlenecek düzenleme ortaklık payı ile kamuya geçmesinin hedeflendiği, diğer taraftan sosyal altyapı niteliğinde olan bu kullanımların öngörülen hizmetler dışında başka maksatlar için kullanımının da amir hükümle yasaklandığı,
Elbette söz konusu yasağın, yalnız düzenleme ortaklık payından elde edilen sosyal donatı alanları için değil, mekansal kullanımı plan kararı ile belirlenen tüm sosyal altyapı alanları için geçerli olduğunun kabulü gerektiği, nihayetinde Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eliyle sosyal ve teknik alt yapı alanları için sayısal standartların da belirlendiği, planlama alanı içerisinde yer alan bu kullanımların zeminde fiilen varlığını korumasının esas olduğu,
Park alanları içerisinde, bu kullanım ile bütünleşik biçimde, parkı kullananların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla çeşitli tesislerin yapımının mümkün olduğu açık olmakla birlikte, parkların orantısız bir şekilde daraltılmasının önlenmesi amacıyla, bu yapıların yer alabileceği park alanları ile söz konusu yapıların, park içerisinde kaplayacakları alana yönelik somut kriterlerin ortaya konulması gerektiği,
Uyuşmazlık bu açıdan incelendiğinde, dava konusu düzenleme ile parklarda çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi gibi tesislerin yer alabilmesi öngörülmüş olmakla birlikte, bu tesislerin yapımının, ancak belli yapılaşma koşulları ile 1000 m² ve üzeri park alanlarında mümkün kılındığı,
Bu doğrultuda, Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin, park alanlarında yapılması mümkün kılınan çay bahçesi, büfe, muhtarlık ve güvenlik kulübesine yönelik kısımlarında imar mevzuatına aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendinde, tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark yapılabileceğinin belirtildiği,
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara karşılık gelen, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden farklı olan kullanımların, yer seçimi kararlarının imar planı kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,
Bu doğrultuda, otopark ve park kullanımları da birbirinden farklı nitelikte kullanımlar olduğundan, "Otopark"ın Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde teknik alt yapı alanları içerisinde sayılarak, ayrı bir lejant olarak gösterildiği,
Öngörülen park kullanımının konumu ve büyüklüğüne bağlı olarak içerisinde kendi ihtiyacının karşılanabileceği ölçüde otopark yapılmasının mümkün olduğu, ancak düzenleme incelendiğinde, ne parkın büyüklüğüne ne de park içerisinde ayrılacak otoparkın vasfı ve miktarına yönelik bir ayrıma yer verilmediği,
Bu durumda, parkın ihtiyacının karşılanması amacıyla öngörülebilecek otopark ihtiyacını aşacak nitelikte, kamunun genel otopark ihtiyacının karşılanmasına yönelik imar planında ayrı bir kullanım kararı olarak yer alması gereken "otopark" alanının park alanlarında yapılmasına imkan sağlayan dava konusu düzenlemede bu yönüyle imar mevzuatına uyarlık görülmediği,
"Trafo" alanlarının da otopark alanları gibi Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde teknik alt yapı alanları içerisinde yer aldığı ve ayrı bir lejant gösterimine sahip olduğu, büyük alan kullanımı gerektiren trafo kullanımlarının nazım ve uygulama imar planı ölçeğinde, küçük alan kullanımı gerektiren trafo kullanımlarının ise uygulama imar planında mekansal kullanımının gösterilmesinin mevzuat gereği zorunlu olduğu,
Bu sebeple, trafo merkezlerinin, doğası gereği bünyesinde yaşamsal tehlike barındıran kullanımlar olduğundan, bu tehlikenin bertaraf edilmesi için çevresinden usulüne uygun bir biçimde izole edilmesi, ayrıca planlama sırasında da trafo alanlarına komşuluğu bulunan çevre kullanımların da hassasiyetle seçilerek, konumunun niteliğine uygun olarak belirlenmesi gerektiği,
Her ne kadar, uyuşmazlığa konu hükümde trafonun, oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla yapılabileceği belirtilmiş ise de, trafo merkezlerinin her yaştan nüfus kitlesine hitap eden park kullanımı ile bağdaşmak bir yana, kesin bir şekilde birbirinden ayrılması gereken bir kullanım türü olduğu anlaşıldığından fıkra hükmünde "Trafo" ibaresi yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı,
Kaldı ki, dava tarihinde yürürlükte bulunan İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca, esasen kamu ortaklık payından karşılanması gereken ve tescile tabi olan "Trafo" alanlarının, kural olarak düzenleme ortaklık payından karşılanan "Park alanları" içerisinde yapılabilmesi hususunun edinim yöntemleri ve mülkiyet hukuku yönünden de hukuka aykırı olduğu,
gerekçeleriyle, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerine ilişkin kısmı ile 3. alt bendinin iptaline, 2. alt bendin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
1.5- Kurulumuzun Hukuki Değerlendirmesi
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmı ile 3. alt bende ilişkin kısımları aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerine ilişkin kısmına gelince;
Temyize konu Daire kararında, bu kısımla ilgili olarak, teknik altyapı alanı kullanımı olan "Trafo alanları" ile sosyal altyapı alanı kullanımlarından olan "Park alanları"nın birbirinden ayrılması gereken kullanımlar olduğuna yönelik gerekçe ile birlikte; dava tarihinde yürürlükte bulunan İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca, esasen kamu ortaklık payından karşılanması gereken ve tescile tabi olan "Trafo" alanlarının, kural olarak düzenleme ortaklık payından karşılanan "Park alanları" içerisinde yapılabilmesi hususunun edinim yöntemleri ve mülkiyet hukuku yönünden de hukuka aykırı olduğuna yönelik gerekçeye de yer verildiği görülmektedir.
Genel, soyut ve sürekli uygulanması gereken kurallar bütününden oluşan dava konusu Yönetmelik kurallarının hukuki değerlendirmesinin, dava tarihinde yürürlükte olan ancak sonradan ilga edilen diğer mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde yapılamayacağı, anılan değerlendirmenin mer'i mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde yapılması gerektiği açıktır.
10/07/2019 tarih ve 30827 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesi ile değiştirilen 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin yeni halinde, teknik altyapı alanlarının da düzenleme ortaklık payından karşılanmasına ilişkin kurallar getirilmiş, anılan maddeye dayalı olarak hazırlanan ve 22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 39. maddesi ile de, arazi ve arsa düzenlemelerinde kamu ortaklık payı kesilmesine ilişkin uygulamanın dayanağı olan 02/11/1985 tarih ve 18916 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Dolayısıyla, halihazırdaki mevzuat düzenlemelerinde, kamu ortaklık payına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, Daire kararında yer alan, esasen kamu ortaklık payından karşılanması gereken ve tescile tabi olan "Trafo alanları"nın, kural olarak düzenleme ortaklık payından karşılanan "Park alanları" içerisinde yapılabilmesi hususunun edinim yöntemleri ve mülkiyet hukuku yönünden de hukuka aykırı olduğuna yönelik gerekçede hukuki isabet bulunmamaktadır.
Ancak, Daire kararında yer alan, teknik altyapı alanı kullanımı olan "Trafo alanları" ile sosyal altyapı alanı kullanımlarından olan "Park alanları"nın birbirinden ayrılması gereken kullanımlar olduğuna yönelik gerekçe doğrultusunda, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan Daire kararının dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerinin iptaline ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.
2- Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1 ve 2. alt bentleri yönünden;
*Bu kısım temyize konu Daire kararının 4 numaralı başlığı altında incelenmiştir.
2.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1 ve 2. alt bentlerinde, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
f) Konut alanı: Bu alanda;
1) İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut alanlarında bulunan parsellerin; zemin kat ve yol seviyesinde veya açığa çıkan bodrum katlarının yoldan cephe alan mekânlarında ya da binanın birinci katında veya bodrum katlarında zemin katta yer alan mekanla içten bağlantılı olan ve binanın ortak merdivenleri ile ilişkilendirilmeyen, getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacını karşılamak kaydıyla, gürültü ve kirlilik oluşturmayan ve imalâthane niteliğinde olmayan, gayrisıhhi özellik taşımayan, halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik dükkân, kuaför, terzi, eczane, anaokulu ve kreş ile gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan sağlık kabini, muayenehane, aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi ve lokanta, pastane gibi konut dışı hizmetler verilebilir.
2) İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut kullanımına ayrılan parsellerde ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak ve ayrıca getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacı karşılanmak kaydıyla müstakil olarak; yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir. Konut alanlarında (1) numaralı alt bentte belirtilenler haricinde özel sağlık tesisi yapılabilmesi için uygulama imar planında bu amaçla değişiklik yapılarak konut kullanımından çıkarılması gerekir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
2.2- Davacının İddiaları
Dava konusu düzenleme nedeniyle, yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği belirlenen konut alanlarında çok farklı fonksiyonlarda çeşitli kullanım alanlarının yapılabileceği, düzenlemede, lokanta, pastane vb. gibi farklı fonksiyonlara sahip bu kullanım alanlarının, alanın asıl işlevi olan konutlara olumsuz etkilerinin göz önüne alınmadığı, hangi binalarda ne tür tesis ve işletme yapılabileceğine dair kriterin belirlenmediği, oysa söz konusu tesis ve işletmelerin konutlara olumsuz etki etmemesi bakımından, tesis ve işletmelerin binaların projelerinde yer alması gibi bir kriterin belirlenmesi gerektiği, 01/0/2013 tarih ve 28664 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin benzer düzenlemeleri içeren hükümlerinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2016 tarih ve E:2013/6220 sayılı kararıyla, "Yol boyu ticaret bölgesi olarak teşekkül etmiş konut kullanımına ayrılan parsellerde müstakil olarak yüksek nitelikli konut (rezidans), yurt; kurs, anaokulu, özel eğitim tesisi, kreş, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesis gibi binalar yapılabilir." düzenlemesinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği ileri sürülmüştür.
2.3- Davalı İdarenin Savunması
Sağlık Bakanlığının 12/10/2015 tarih ve 21492 sayılı yazısıyla bu yönde düzenleme yapılmasının istendiği, mevzuatın paydaşı olan ilgili sektör ve meslek mensuplarından müteşekkil komisyon tarafından ele alınarak sonucunda Bakanlıkça da uygun bulunduğu, bu kullanımların halkın günlük ihtiyacının karşılanması, otopark ihtiyacının çözümlenmesi, trafik yükünün azaltılması, peyzaj, bahçe düzenlemesi, günübirlik sağlık hizmetinin sunulması, yurt, anaokulu hizmetlerinin karşılanması gibi hizmetlerin yerine getirilmesi için ilgili idare meclisi kararı, ilgili kamu kurumunun belirlediği standartların sağlanması gerektiği, geçit hakkı alınması gerektiği gibi bir takım şartlara bağlandığı, söz konusu konut alanlarında belirtilen kullanımlara ilişkin koşulların yerine getirilmesi aşamasında ilgili idare tarafından göz önünde bulundurulması gereken tedbirlerin alınması ve bu koşulların sağlanması gerektiğinden iptal talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2.4- Daire Kararı
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesinde, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz." hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun'un 5. maddesinde de, "Nazım imar planı"nın, halihazır haritalar üzerine çizilen ve ticaret, sanayi, konut gibi bölgelerle iskan bakımından yoğun veya seyrek bölgeleri ve iskana elverişli, iskana elverişli olmayan veya iskana izin verilmeyen bölgeleri, topoğrafik özelliklerden faydalanma konularını, ulaşım sistemlerini ve bu gibi ana hatları göstermek suretiyle arazi parçalarının kullanma şekillerini belirleyen planlar; "Uygulama imar planları"nın ise, varsa kadastral durumu da işlenmiş halihazır haritaların üzerine nazım plan esaslarına göre çizilen ve yol, yapı adası ve muhtelif bölgelerin detayları ile inşaat nizamlarını ve uygulama için gerekli bilgileri içeren planlar, olarak tanımlandığı,
Uyuşmazlık konusu düzenlemeler ile imar planında "konut kullanımına" ayrılan mekansal alanlarda; ilgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan alanlarda ayrıntılı bir şekilde belirlenen koşullara bağlı olarak, bu alanlarda yaşayan insanların günlük ihtiyaçlarını karşılamaya dönük "sağlık kabini, muayenehane, lokanta, pastane dükkân, kuaför, terzi, eczane" yapımına imkan tanındığı,
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara karşılık gelen, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden farklı olan kullanımların, yer seçimi kararlarının imar planı kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,
Bu doğrultuda, bu nitelikteki kullanımlara, imar planı kararı bulunmaksızın, konut fonksiyonu içerisinde yer verilmesinin imar mevzuatı uyarınca mümkün görülmediği,
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinde yer alan "muayenehane", "lokanta", "pastane" ve "sağlık kabini" kullanımlarının, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde herhangi bir lejant ile gösterilmediği, bu fonksiyonlara karşılık gelen başka herhangi bir lejant da bulunmadığı anlaşıldığından, bu kullanımların konut kullanımı kapsamında yer alabileceğinin kabulü gerektiği,
Bu doğrultuda, imar planında konut kullanımında olan bir alanda otopark ihtiyacının karşılanması kaydıyla, gürültü ve kirlilik oluşturmayan ve imalâthane niteliğinde olmayan, gayrisıhhi özellik taşımayan, halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik "muayenehane", "lokanta", "pastane" ve "sağlık kabini" kullanımlarına yer verilmesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinde yer alan "anaokulu ve kreş" ibareleri ile "gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi gibi konut dışı hizmetler verilebilir." ibaresine ilişkin kısma gelince;
Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan ve konut kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan söz konusu kullanımlara imar planı kararı bulunmaksızın konut alanlarında yer verilmesinde 3194 sayılı İmar Kanunu'na uyarlık görülmediği,
gerekçesiyle, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinde yer alan "anaokulu ve kreş ile gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi gibi konut dışı hizmetler verilebilir." düzenlemeleri ile 2. alt bendinde yer alan "yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir" düzenlemesinin iptaline, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinin yukarıda iptaline karar verilen ibareleri dışındaki kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, ancak kararın hüküm fıkrasında 2. alt bendin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmı yönünden hüküm kurulmamıştır.
2.5- Davacının Temyiz İddiaları
Temyize konu Daire kararının hüküm fıkrasında, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmı hakkında davanın reddine karar verilip verilmediğinin belirtilmediği ileri sürülmüştür.
2.6- Kurulumuzun Hukuki Değerlendirmesi
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinde yer alan "yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir" düzenlemesine ilişkin kısımları aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmına gelince;
Temyize konu Daire kararında; dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmıyla ilgili hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu kısmın eksik hüküm nedeniyle bozulması gerekmektedir.
Sonuç Olarak; temyize konu Daire kararının, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu;
- 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmı yönünden BOZULMASI;
- 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerine ilişkin kısım yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASI;
- Temyize konu diğer düzenlemeleri yönünden ise aynen ONANMASI,
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE;
2. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararının 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin iptaline karar verilen ibareleri haricindeki kısmı yönünden BOZULMASINA,
3. Davacının diğer kısımlara yönelik temyiz istemi ile davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE;
4. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararının 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerine ilişkin kısım yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
5. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/4842, K:2021/1091 sayılı kararının 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin temyize konu diğer düzenlemeleri yönünden ONANMASINA,
6. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
7. Kesin olarak, 13/06/2022 tarihinde, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2 ve 3. alt bentleri yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinde, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
c) Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;
...
2) 1000 m2 ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4.50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m2’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo,
...
yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Sosyal altyapı alanlarının, hitap ettiği kitle tarafından sorunsuz ve aktif kullanımı için, kimi tesis ve yan kullanımları barındırması faydalı olabileceği gibi zorunlu da olabilmektedir. Ancak, söz konusu tesis ve yan kullanımların, sosyal alt yapı alanı ile öncelikle bütünleşebilecek nitelikte olması, ayrıca eklemlenmek istenilen sosyal alt yapı kullanımının belirli bir alansal büyüklüğü haiz olması gözetilerek, plan kararı ile belirlenen sosyal alt yapı alanının kendisinden beklenen temel kullanımının akamete uğratılmasının engellenmesi zorunludur.
Madde metninde sayılan tüm yan tesis ve kullanımların "park" kullanımı ile bütünlüşebileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır. O halde burada değerlendirilmesi gereken husus, söz konusu tesisler için getirilen kriterlerin, "park" alanını asli kullanımından uzaklaştırıp uzaklaştırmadığı noktasında düğümlenmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde, yapımına izin verilen kullanımlar için öncelikle yükseklik ve taban alanı katsayısı yönüyle makul miktarda sınırlama getirilmiş, bu suretle "park" alanının yukarıda söz edilen kriter çerçevesinde asli fonksiyonunu koruması sağlanmıştır. Diğer taraftan muvakkat yapılar için de öngörülen malzemelerin kullanılması zorunlu tutularak, söz konusu tesislerin tali ve muvakkat niteliğinin vurgulandığı ve ayrıca trafolar için oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşulu getirilerek ilave tedbirlerin alındığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, Daire kararında trafo merkezlerinin, doğası gereği bünyesinde yaşamsal tehlike barındıran kullanımlar olduğundan, bu tehlikenin bertaraf edilmesi için çevresinden usulüne uygun bir biçimde izole edilmesi, ayrıca planlama sırasında da trafo alanlarına komşuluğu bulunan çevre kullanımların da hassasiyetle seçilerek, konumunun niteliğine uygun olarak belirlenmesi gerektiği belirtilmekte ise de; bu hususların trafo merkezlerinin planlanması ve kurulması aşamasında dikkate alınacağı açıktır.
Bu durumda, madde metninde yer verilen "oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibarelerinde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendindeki "oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendinde,
"(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
c) Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;
...
3) Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark,
...
yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemede, otoparkın, imar planı ile belirlenmek ve mevcut ağaç dokusu dikkate alınarak tabii zemin veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma ve bitkilendirme için yeterli derinlikte toprak örtüsü olması ve standartları sağlaması kaydıyla park içinde yer alabileceği belirtilmiş olup; bu haliyle madde hükmü ile getirilen otopark kullanımının, parkın altında kalan zemin altı otoparkı şeklinde anlaşılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, zemin altı otoparkı şeklindeki kullanımın park alanınının daraltılması ya da parkın otoparka dönüşümü sonucunu doğurmayacağından, bu haliyle, uyuşmazlık konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 3. alt bendi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.