1. Hukuk Dairesi 2015/7832 E. , 2018/2039 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 01.03.2018 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... Çak geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar asıl davada, davalılar ile ortak mirasbırakanları ... Vardal’ın ölümünden çok kısa süre önce kayden maliki olduğu 2645 ada 9 ile 3471 ada 8 parsel sayılı taşınmazları davalılara satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescil istemişler, birleştirilen davada ise, aynı iddiayı ileri sürerek mirasbırakandan sonra ölen dava dışı anneleri ... Vardal’dan intikal edecek pay ile ilgili olarak istemde bulunmuşlardır.
Davalılar, mirasbırakanın sağlığında tüm mirasçılarına taşınmazlar verdiğini, çekişme konusu taşınmazları bedelleri karşılığında okul yaptırmak amacıyla gerçek bir satışla devrettiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... Vardal"ın 16.12.1996 tarihinde kayden maliki olduğu 2645 ada 9 parsel sayılı taşınmazı davalı ..."e, 3471 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 2968/3480 payını da yarı yarıya davalılara satış suretiyle temlik ettiği, 1914 doğumlu mirasbırakanın 18.02.1997 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak davanın tarafları ile ilk eşi ... olma dava dışı çocukları... ve dava dışı eşi ..."nin kaldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda; mirasbırakanın şirket kurarak davalılarla birlikte gemicilik, denizcilik işinde çalıştığı, hatta tanık beyanlarına göre davalıların 12-16 yaşlarından bu yana mirasbırakanla birlikte çalıştıkları, özellikle üvey kardeş ... ve ... ...’nın aile içinde olmaları nedeniyle olayları daha net tanımladıkları ve davalıların satış bedellerini ödeyerek taşınmazları satın aldıklarını, davalıların alım gücünün bulunduğunu beyan ettikleri, mirasbırakan adına taşınmazları vekaleten temlik eden dava dışı vekil ... ...’nin, ... ...’da okul yapmak isteyen mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazları davalılara toplam 200.000...a sattığını, satış bedelinin 120.000 ...ın davalı ..., geri kalan 80.000 ...ın da diğer davalı ... tarafından ödendiğini, ödenen bedeli şirketin muhasebecisine teslim ettiğini belirttiği, mirasbırakanın ... çocukları ile bir probleminin olmadığı, ... ...’da bulunan 5 dairenin satıldığı, satış parasının ... çocukları arasında paylaştırıldığı, mirasbırakanın davacı çocukları ... ve ...’ya henüz öğrenci iken birer muayenehane alıp adlarına tescil ettirdiği, mirasbırakan adına kayıtlı başka taşınmazların da bulunduğu, satıştan elde edilen para ile ... ...da 1997 yılında inşaatına başlanan okulun yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu somut olgular yukarıda belirtilen ilkeyle birlikte değerlendirildiğinde, temlikin mal kaçırma amacıyla yapılmadığı, gerçek satış olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07/03/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY-
Asıl davada davacılar mirasbırakan ...larının yaptığı temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle payları oranında, birleştirilen davada ise mirasbırakan annelerinden intikal eden pay yönünden tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır.
Mirasbırakan ..."in ilk evliliğinden olma dava dışı iki ... ile ikinci eşi olan ..."den olma davacı üç ... ve davalı iki ...nun mirasçı olarak kaldıkları anlaşılmaktadır.
Davanın konusu, ...’de bulunan ve davalı ...’a devredilen 9 parsel sayılı taşınmaz ile her iki davalıya paylı olarak devredilen 8 parsel sayılı taşınmazlardır.
Davacılar temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürmüşler, davalılar ise gerçek bir satış olduğunu belirtmişler, mahkemece temliklerin muvazaalı olduğu belirlenmek suretiyle her iki davanın da kabulüne karar verilmiş, sayın çoğunluk tarafından temliklerin muvazaalı olmadığı, satışların gerçek olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki çıkan uyuşmazlık, temliklerin muvazaalı yapılıp yapılmadığıyla ilgilidir.
Somut olayda, mirasbırakan ..."in oldukça varlıklı birisi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tanıklar, malvarlığını satmasını gerektirecek herhangi bir durumun varlığını bildirmemişlerdir. Mirasbırakanın ...larının her birine ... ... ilçesinde davalılarca yapılan binanın ... katlarındaki beş bağımsız bölümden birer adedinin verildiği, yine ...lardan ... ve ...’ya öğrenci iken küçük alanlı bürolar alındığı görülmektedir. Davalı oğullarına kalan mal varlığının ise; kayıtlarında beş adet gemi bulunan şirketin yaklaşık % 98 hissesi ile pek çok taşınır ve taşınmaz olduğu görülmektedir. Bu halde ortada bir “ paylaştırma” kastının bulunduğundan bahsedilemeyeceği açıktır.
Öte yandan, mirasbırakanın temlik ettiği dava konusu taşınmazlardan aldığı bedelle ... ilçesinde okul yaptırdığı savunulmuş ise de, söz konusu okulun şirket tarafından yaptırılıp masrafların vergiden düşüldüğü, bu anlamda mirasbırakan tarafından ... ilçesinde yaptırılan bir okul bulunmadığı, Kilyos"taki okulun da eski yıllarda yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davalıların taşınmazların satın alındığı savunmasına gelince; mirasbırakan taşınmazları vekil aracılığı ile 200.000 ... karşılığı vekaleten satmıştır. Tanık olarak dinlenen vekil, bu paranın ...’de elden alınarak ...’da şirket muhasebecisine teslim edildiğini beyan etmiştir. Ticaretle uğraşan davalıların, bu kadar yüklü bir parayı banka vasıtasıyla göndermeyerek ve her türlü riski göze almak suretiyle doğrudan ...larına vermek yerine mesafe kat etmesi gereken vekile teslim etmeleri hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.
Bu gerekçelerle, ülkede yaygın olduğu üzere ... çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, temliklerin gerçekte bağış olmasına rağmen satış suretiyle yapıldığı kanaatinde olduğumuzdan, her iki davanın kabulüne ilişkin kararın onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.