1. Hukuk Dairesi 2016/6468 E. , 2019/2022 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL- TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ..."ın 894 parsel sayılı taşınmazdaki 28 nolu bağımsız bölümü satış yoluyla davalı torunu ..."a devrettiğini, yine...Konut Yapı Kooperatifinde olan hissesini de diğer davalı oğlu ...’e devrettiğini, yapılan bu temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, mirasbırakanın sağlığında tüm çocuklarına birer daire verdiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1928 doğumlu mirasbırakan ...’ın 28.02.2013 tarihinde ölümüyle, geride kendinden önce ölen oğlu ... ın çocukları davacılar ... ve..., davalı oğlu ..., dava dışı eşi...ile oğlu ... ve kendinden önce ölen oğlu...’ın kızı ...’nun mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın 154 ada 894 parsel sayılı taşınmazdaki 28 nolu bağımsız bölümü 23.03.2004 tarihinde torunu olan davalı ... oğlu ...’a satış suretiyle temlik ettiği, ... Konut Yapı Kooperatifindeki hissesini ise 26.02.2013 tarihinde davalı oğlu ...’e devrini sağladığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olaya gelince, her ne kadar davalılar paylaştırma savunmasında bulunmuşlar ve henüz mirasçı olmayan toruna yapılan temlik paylaştırma olarak kabul edilemez ise de, bu durumun mirasbırakanın kastının ortaya çıkartılmasında yol gösterici olacağında kuşku yoktur.
Öte yandan, kooperatif üyeliğinin davalıya devri işlemi bağışlama niteliğindedir. Bir başka ifadeyle kişisel hakkın temliki niteliği taşıyan kooperatif hissesinin devri işleminde 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması olanaklı değildir. Bu temlikin koşullarının varlığı halinde tenkis hükümlerine tabi olacağı açıktır.
Hal böyle olunca, davacıların babası ... ile mirasbırakanın ölen oğlu...’a mirasbırakan tarafından sağlıklarında yapılan bir temlik ya da kooperatif üyeliğinin devri işlemi olup olmadığının araştırılması ve yukarıda değinilen açıklamalar ve ilkeler gözetilerek mirasbırakanın temlikteki kastı ortaya çıkarıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalıların yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK"nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.