Taraflar arasındaki “borçlu olmadığının tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 19.09.2011 tarih, 2852- 1671 sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 16.05.2012 gün ve 2357-8247 sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişildiğini, takibin kesinleştiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bonolardaki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin amcası Devrim Karateke"nin müvekkilini temsil yetkisi olmadığı halde müvekkili adına fuara katılıp sözleşme ve bonoları imzaladığını, bu nedenle müvekkillinin borçtan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme ve takibe konu bonoların bulunduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini buna rağmen borç ödenmediğinden takip başlatıldığını, davacının sözleşmenin tarafı olan şahıs firmasının yetkilisi olduğunu belirterek davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda, davacıya ait "A. Makina -H. Altun" isimli şahıs firmasının davalı tarafından 07-10 Ekim 2008 tarihleri arasında organize edilen Pencere 2008 isimli fuara katılıp kiralanan stantta tanıtım yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, o halde taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşme ve sözleşmede belirtilen takibe konu bonolardaki imzanın davacıya ait olup olmamasının somut uyuşmazlık bağlamında bir öneminin kalmadığı, eş anlatımla davacının işletmesi fuara katılarak sözleşmeden umulan ve beklenen faydanın elde edildiği, dolayısıyla imzaya dayanılarak geçersizlik iddiasının ileri sürülmesinin 4721 Sayılı T.Medeni Kanunun 2 ve 3.ncü maddelerindeki doğruluk ve güven kuralları ile iyiniyet olgusunun açık ihlali olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından başlatılan takip bonolara dayanmaktadır. Davacı, firma kaşesi üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Mahkemece, bonoların fuara katılım sözleşmesi uyarınca verildiği, davacının fuara katıldığı bu nedenle bonolardaki imzaya itiraz etmesinin MK.nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı bonolara dayanan takibe karşı menfi tespit davası açtığına göre, davacının fuara katılması bonolardaki imzaya itiraz edemeyeceği anlamına gelmez. Davacının bonolardan sorumlu tutulabilmesi için bonoları imzalayan kişinin ticari mümessil olması gerekir. Mahkemece davacı adına fuara katılım sözleşmesi ve bonoları imzalayan kişinin davacının ticari mümessili olup olmadığı üzerinde durulup toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir...)
gerekçesi ile bozulmasına karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişildiğini, takibin kesinleştiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bonolardaki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin amcası Devrim Karateke"nin müvekkilini temsil yetkisi olmadığı halde, müvekkili adına fuar katılım sözleşmesi ve bonoları imzaladığını, bu nedenle müvekkilinin borçtan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme ve takibe konu bonoların bulunduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, buna rağmen borç ödenmediğinden takip başlatıldığını, davacının sözleşmenin tarafı olan şahıs firmasının yetkilisi olduğunu belirterek, davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının işletmesinin fuara katılarak sözleşmeden umulan ve beklenen faydanın elde edildiği, dolayısıyla imzaya dayanılarak geçersizlik iddiasının ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 2. ve 3. maddelerindeki doğruluk ve güven kuralları ile iyiniyet olgusunun açık ihlali olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Daire"ce yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuş; yerel mahkeme önceki kararda direnmiştir.
Direnme kararını temyize davacı vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece davacı adına fuara katılım sözleşmesi ve bonoları imzalayan kişinin, davacının ticari mümessili olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriği,toplanan delillere göre ve özellikle davacının fuara katılımının bonolardaki imzaya itiraz etmeyeceği anlamına gelmeyeceğinden,Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç :Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun"un 440.maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.