Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/3863
Karar No: 2021/3055
Karar Tarihi: 03.06.2021

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/3863 Esas 2021/3055 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2019/3863 E.  ,  2021/3055 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS


    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar asıl davada davacı ... ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.06.2021 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ...geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar ... vd. vekili Avukat ve diğerleri gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    - KARAR-

    Asıl dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa tenkis; birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakanları ...’ın, kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak 54, 62, 152, 162, 285, 313 ve 315 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını satış suretiyle davalılara temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını, temlik tarihinde mirasbırakanın hasta ve yaşlı olduğunu, ehliyete haiz olmadığını ileri sürerek tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, 19.12.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 63 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde unutulduğunu belirtmişler, davacılar vekili tarafından 12.10.2011 tarihli dilekçesi ile davadan feragat edilmiştir.
    Davalılar, çekişmeli taşınmazlardaki payları gerçek değeri üzerinden bedeli karşılığında satın aldıklarını, alım güçlerinin olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar, davalı ... temliğin muvazaalı olduğunu, bedel ödenmediğini belirtmiştir.
    Birleştirilen davada davacı, mirasbırakan ...’nün paydaşı olduğu 63, 54, 62, 152,162 ve 285 parsel sayılı taşınmazlardaki payını mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ...’a devrettiğini, onun da bir kısım taşınmazları diğer davalılara devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “....Hemen belirtmek gerekir ki; miras bırakanın gerçek iradesinin ortaya konulması ve yaptığı temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti bakımından öncelikle dava dışı mirasçılar tarafından açılan Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2012/581 Esas sayılı dava dosyası ile eldeki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 166. maddesi (1086 sayılı HUMK"nin 45. maddesi) uyarınca birleştirilmelerinde zorunluluk bulunmaktadır. Hal böyle olunca; eldeki dava ile yukarıda değinilen dava dosyasının birleştirilmesi, belirtilen ilkeler doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
    Asıl davada davanın feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “...Mahkemece; davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olup gerçekten de davadan feragat eden vekilin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisi olduğu gözetilerek feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması kural olarak doğru ise de davacılardan ..., vekile davasından feragat edilmesi yönünde bir talimat vermediği halde vekilin kendisini zararlandırmak amacıyla davadan feragat ederek vekalet görevinin kötüye kullanıldığını iddia etmiştir...Hal böyle olunca; mahkemece davacı ..."ın bu iddiasının aynı dava içinde araştırılması, feragat beyanının gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığının açıklıkla saptanması, gerçekten de vekalet görevinin kötüye kullanıldığının anlaşılması halinde bu feragat beyanının hukuki netice doğurmayacağı gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken bu konuda herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir..” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl davanın feragat nedeni ile reddine, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde ve özellikle, hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle asıl davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ...’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
    Birleştirilen davada davacı ...’in temyiz itirazlarına gelince;
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan 1912 doğumlu ...’ın 01.10.2000 tarihinde ölümü ile geriye ..., ..., ..., davalı ...,..., ve davacı ...’in mirasçı olarak kaldığı, davalı ... ,...’nin ...’ın oğlu olduğu, mirasbırakanın 24.10.1990 tarihli satış akdi ile 54, 62, 152, 162 ve 285 parsel sayılı taşınmazlardaki payını davalı ...’a, 313 parsel sayılı taşınmazdaki payını ...’a , 315 parsel sayılı taşınmazdaki payını ise davacı ...’e devrettiği, 63 parsel sayılı taşınmazın devrine ilişkin akdin ve taşınmazların davalı ... tarafından diğer davalılara devrine ilişkin akitlerin dosyada bulunmadığı, bir kısım taşınmazların imar gördüğü ancak kayıtların tamamının getirilmediği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olayda, her ne kadar davacı ..., davalılar ile aynı akitte taraf ise de, her bir taraf mirasbırakandan ayrı taşınmazlar edinmiş olmakla, davacı ... kendisine devredilen taşınmaz ile ilgili olarak dava açmayıp, diğer mirasçıya karşı muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığından, akdin tarafı olup muvazaalı olduğunu iddia edemeyeceği belirtilerek, yalnız bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
    Hal böyle olunca, dava konusu 54, 62, 152, 162, 285 ve 63 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydı ve akit tablolarının (birbirini takip eder şekilde tapu kütük sayfaları, geldi ve gittilerini gösterir tüm kayıtlar) ilgili tapu müdürlüğünden temini, mirasbırakanın mal kaçırmasını gerektirir bir husus olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, mirasbırakanın başka mal varlığı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve yukarıdaki ilkeler uyarınca mirasbırakanın gerçek iradesinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
    Kabule göre de; asıl davada davalılar..., ve... vekili Av. ...’nın vekaletnamesinin dosya arasına alınmadan yargılamaya devam edilmesi de isabetli değildir.
    Birleştirilen davada davacı ...’in temyiz itirazının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi