
Esas No: 2013/12-1080
Karar No: 2013/1068
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/12-1080 Esas 2013/1068 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21.06.2012
ESAS KARAR NO : 2012/522 - 2012/691
Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozulması üzerine direnme yoluyla; İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi"nden verilen 21.06.2012 gün ve 2012/522 E., 2012/691 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"ndan çıkan 20.03.2013 gün ve 2012/12-718 E., 2013/388 K. sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi karşı taraf/alacaklı M. Müm. İnş. Taah. Reklam Paz. ve Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu"nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren (218) TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.07.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yalnızca karar harcı ve temyiz peşin harcının ödenmesinde kullanılmak üzere ve davanın kazanılması halinde yatırılan harca ilişkin tutarın faizi ile birlikte iade edilmesi kaydıyla Maliye Bakanlığı"nca şikayetçi belediyeye gönderilen ve Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 15.02.2011 tarih ve E:2010/233, K:2011/68 sayılı ilamıyla belediyeye iadesine karar verilen paranın haczedilip haczedilemeyeceği, noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daha iyi ortaya konulabilmesi için, somut uyuşmazlığın çözümünde etkili olduğu düşünülen mülkiyet hakkına ve bu hakkın kullanılmasına ilişkin ilke, kavram ve yasal düzenlemeler üzerinde durulmasında yarar vardır.
Mülkiyet, ayni hakların en önemli tipidir. İsviçre-Türk Medeni Kanunu, Alman Medeni Kanunu"nu örnek alarak, "mülkiyet" kavramı hakında tarif vermekten kaçınmıştır. Gerçekten, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi"nin 618. maddesi (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 683. maddesi), mülkiyet hakkını tarif etmemiş, sadece bu haktan doğan yetkileri belirtmekle yetinmiştir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop:Tekinay Eşya Hukuku, Cilt 1, Filiz Kitabevi, İstanbul 1989, sahife:467).
Mülkiyet hakının mahiyetini ve ana hatları ile özelliğini Medeni Kanun çizer. Bu hakın muhtevasını, kapsamını ise daha ziyade kamu hukuku alanındaki kanunlar belirtir.
1982 Anayasası"nın "Temel Haklar ve Ödevler" başlığını taşıyan ikinci kısmın, "Kişinin Hakları ve Ödevleri" başlığını taşıyan ikinci bölümünde yer alan "Mülkiyet Hakkı" başlığını taşıyan 35. maddesi; "Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmünü içermektedir.
Anılan madde hükmüyle "mülkiyet hakkı" Anayasal bir kurum olarak; diğer temel haklar gibi ve onlar derecesinde düzenlenmiş ve Anayasa güvencesine bağlanmıştır. Malik sıfatını taşıyan gerçek ve tüzel kişiler, bu Anayasal güvenceden yararlanırlar ve onu dermeyan edebilirler. Bu teminat, hukuk devletinin gereğidir. Bu teminat, mülkiyetin kamu yararı amacıyla sınırladırılmasına engel değildir (1982 Anayasası"nın 35. maddesinin gerekçesinden; Şakar, Müjdat: 1982 Anayasası ve Önceki Anayasalar, Beta Yayınları, İstanbul 1994, Sahife: 60-61-62).
Öte yandan, mülkiyet hakkı, bir insan hakkı olması nedeniyle, uluslararası belgelerde de yer almaktadır.
27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (Bildirisi)"nin 17. maddesinde; "(1) Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla ortaklık içinde, mülkiyet hakkı vardır. (2) Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz." (Gündüz, Aslan:Milletlerarası Hukuk, Güncelleyen:Reşat Volkan Günel, Beta Yayınları, 6.Baskı, İstanbul 2013, Sahife:449), şeklindeki hükmüyle mülkiyet hakının insan hakları açısından önemi vurgulanmıştır.
Ayrıca, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"ne (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme"ye) Ek Protokolü"n (Paris, 20.03.1952) "mülkiyetin korunması" başlığını taşıyan 1/1. maddesinde ise; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." (Gündüz, Aslan:age., s.489), denilmek suretiyle mülkiyet hakkı, garanti altına alınmıştır.
Her ne kadar, maddede "mal dokunulmazlığından" söz edilmekte ise de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İngiltere"ye karşı "Handyside" ve Belçika"ya karşı "Marckx" kararlarında, söz konusu ifadeye "mülkiyet dokunulmazlığı" olarak geniş bir anlam vermiştir. Sözleşme uygulamasında mülkiyet, özerk bir kavram olarak yorumlanmakta, fizik varlığı sahip her türlü taşınır ve taşınmaz mal yanında malvarlığına dahil her türlü ekonomik değeri de içeren bir anlam verilmektedir (Tezcan, Durmuş/Erdem, Mustafa Ruhan/Sancaktar, Oğuz: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Adalet Bakanlığı Yayınları, Ankara 2004, Sahife:320).
Buraya kadar ki, açıklamalardan sonra özel hukukta mülkiyet hakkının nasıl düzenlendiğine bakılacak olursa;
Öğretide mülkiyet hakkı, bir mal üzerinde sahibine en geniş hakimiyet (hakkın sağladığı yetki) sağlayan bir ayni hak olarak tanımlanmıştır (Bertan, Suat: Ayni Haklar, Cilt 1, Ankara 1976, Sahife:30; Ertaş, Şeref: Eşya Hukuku, D.E.Ü.H.F. Yayınları, 2. Bası, Ankara 1995, Sahife 169; Oğuzman, M.Kemal/Seliçi, Özer-Özdemir, Saibe Oktay: Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2006, Sahife:18, 229). Mülkiyet hakkı, sahibine hakın konusu olan şeyden kullanma (usus), ürünlerinden yararlanma (fructus) ve malı tüketme, eski deyimle sarf ve istihlak edebilme (abusus) yetkilerini sağlar (Oğuzman, M.Kelam/Seliçi, Özer/Özdemir, Saibe Oktay: age., s.18; Ertaş, Şeref: age., s.170).
Mülkiyet hakkı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)"nun 683 ila 778. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, açık bir tanımı yapılmış değildir. Mülkiyetin unsurlarını belirten TMK"nun 683. maddesi aynen:
"Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir."
Hükmünü içermektedir.
Bu madde hükmü dikate alındığında; mülkiyetin sağladığı aktif yetkiler (mülkiyetin müspet unsurları da denilmektedir), "o şeyde hukuk düzeninin sınırları içinde dilediği gibi tasarruf etme hakkı"dır. Bu tasarruf, malın fiilen kullanılması, semerelerin toplanması, malda değişiklik yapılması, malın tahrip ve tağyir edilmesi gibi fiili tasarrufları içine aldığı kadar, malı başkasına devretme, üzerinde hak tesis etme gibi hukuki tasarrufları da içine alır. Mülkiyeti koruyucu yetkiler (mülkiyetin menfi unsurları da denilmektedir) ise, malikin, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Maddede belirtilen iki dava doğrudan doğruya mülkiyet hakkına ait yetkilerdir. Bu talepler mülkiyet hakkından kaynaklanır ve varlıklarını mülkiyet hakkına ayrılmaz bir biçimde bağlı olarak sürdürürler (Oğuzman, M.Kemal/Seliçi, Özer/Özdemir, Saibe Oktay:age., s.229vd.; Ertaş, Şeref: age., s.171).
Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu"nun 03.02.2010 gün ve E:2010/4-4, K:2010/56 sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Nihayet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM), Türkiye"ye karşı "Uygurer" kararında (2.Daire, Başvuru no:26664/05, 06 Ekim 2009), ileri sürülebilirliği yeterince ortaya konulduğunda para alacağını, Ek I No"lu Protokol"ün 1. maddesi uyarınca "mülk" olarak değerlendirilebileceğini belirtilmiştir. AHİM, anılan karara konu davada, başvuran şirketin, belediye ile olan özel hukuk ilişkisi sonucu yaptığı işin karşılığında alması gereken paranın ödenmemesi üzerine, giriştiği icra takibinde belediyenin bankadaki hesabına haciz konulmasına ilişkin icra müdürlüğünün kararını kaldıran icra mahkemesi kararının hatalı olduğunu değerlendirerek, Devleti tazminat ödemeye mahkum etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında yerel mahkemenin, şikayetçi-borçlu belediyenin haczedilmezlik şikayetini reddederek, Özel Daire bozmasına karşı önceki kararında direnmesi usul ve yasaya uygun olup, bu nedenle alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü gerektiği görüşünde olduğundan sayın çoğunluk kararına karşıyım.
KARŞI OY YAZISI
DAVA: İcra memurunun işleminin şikayet yolu ile iptal edilmesi istemine ilişkindir.
Şikayetçinin (borçlunun) Yenice Belediye Başkanlığının talebi: davacı şirket tarafından davalı Belediye aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında mahkemece davanın kabulüne, kararda yazılı tazminatın Belediyeden alınarak faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmiş olup; söz konusu kararda bahsedilen bakiye ilam harcı ve temyiz harcı tutarı, Belediyenin yıllık bütçesini aşar miktarda olduğundan bu kararın bozulması için temyiz edilmesi gerektiği, ancak, ilam harcı ve temyiz harcı tutarı karşılanamadığında 2.185,822 TL harç bedelinin Maliye Bakanlığından talep edilmesi gereği hasıl olmuştur. Söz konusu para gönderilmekle yerel Mahkemenin kararı, temyiz edilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesince değinilen karar kısmen bozulmuş, fazla yatırılan harcın iadesine karar verilmiştir.
Öyle ise, Maliye Bakanlığı tarafından, Belediye"ye şartlı olarak bakiye ilam harcı ve temyiz harcı için verilen para kamuya tahsisli bir para olup, haczi mümkün değildir. Nitekim, Belediye Kanunu 15/son fıkrası da bu mealdedir. Tüm bu nedenlerle Maliye Bakanlığı tarafından Belediye"ce belirtilen amaçla tahsis edilen ve alınan paranın Maliye Bakanlığına iadesi gerektiğinden konulan haciz kararının kaldırılması talep edilmiştir.
Alacaklı şirketin cevabı: Belediye Başkanlığın"ca yukarıda açıklandığı üzere söz konusu dava dosyasının Yargıtaya gönderilmesi amacıyla Maliye Bakanlığından 2.215,812 TL para alınmıştır. Maliye Bakanlığınca gönderilen bu paranın 1.444,000 TL"si mahkemeler veznesine karar ve temyiz harcı olarak yatırılmıştır.
Bakiyesi olan 771,812 TL"den 510,204,00 TL"si Ankara Barosu Avukatlarından H.S."ye ödenmiş, geri kalan miktar ise iş bu davayı takip eden Av. F.Y."ye ödenmiştir. Tüm bu nedenlerle, borçlu Belediyenin yapmış olduğu şikayetin reddine karar verilmesi istenmiştir.
Çorlu 2.AHM."nin bozmadan önceki ve sonraki 15.02.2011 gün, 2010/233 Esas- 2011/68 Karar sayılı kararı: ”.... davanın kabulüne, 21.369,796,51 YTL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve peşin alınan temyize başvuru harcının Hazineye irat kaydedilmesine ...” karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, Maliye Bakanlığının 27.10.2009 tarihli ilgili Belediye"ye vermiş olduğu cevabi yazı kapsamına göre: Belediyenizce karar harcı ve temyiz peşin harcının ödenebilmesi için 2.125,822, TL miktara ihtiyaç duyulduğu, fakat bu miktarın Belediyeniz tarafından ödenmesinin mümkün olmadığı, ifade edilerek, davanın kazanılması halinde karşı taraftan faiziyle birlikte tahsil edilecek tutarın Bakanlığımıza tekrar iade edilmesi kaydıyla 2.125.822 TL yardım talep edilmiştir.
Yardım talebinizim değerlendirilmesi sonucunda: yalnızca karar harcı ve temyiz peşin harcının ödenmesinde kullanılmak üzere ve davanın kazanılması halinde yatırılan harca ilişkin tutarın faiziyle birlikte tahsil edilerek Bakanlığımıza iade edilmesi kaydıyla Bakanlık bütçesinden “ Belediyelere Yardım “ tertibindeki ödenekten istenen para hesabınıza gönderilmiştir.” biçimindedir.
Her ne kadar, gündemde, Belediye Başkanlığının Hazine"den ödenek talebine ilişkin yazı sureti konulmadığı için kapsamı bilinmemekle birlikte: yukarıda gündemin 40. sayfasından aynen alındığı üzere Maliye Bakanlığının cevabı yazısı dikkatlice okunduğunda:
1- Bakanlık bütçesinin “ Belediyelere Yardım” tertibindeki ödenekten yalnızca karar harcı ve temyiz peşin harcı ödenmek amacıyla gönderilen 2.125.822 TL dava kaybedildiği takdirde Belediye"ye yardım amaçlı gönderilmiş olup iadesi istenmemektedir.
2-Bakanlık bütçesinden “ Belediyelere Yardım “ tertibindeki ödenekten gönderilen karar harcı ve temyiz peşin harcında kullanılmak üzere olduğu açıklanan para davanın kazanılması halinde karşı taraftan faiziyle birlikte istenilerek Bakanlığa iade edilmesine ilişkindir.
Görüleceği üzere, gönderilen para, Maliye Bakanlığının Belediyelere Yardım tertibinden gönderilmiştir. Gönderilen bu paranın devlet malı olduğu ve haczedilemeyeceğine ilişkin kararın isabetle olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki,
5215 sayılı Belediye Kanununun 59. maddesi Belediyelerin gelirlerini düzenlemiştir. Buna göre, Belediye gelirleri:
1-Kanunlarla gösterilen Belediye vergi, resim, harç ve katılma payları,
2- Genel Bütçe Vergi gelirlerinden ayrılan pay,
3-Genel ve Özel Bütçeli İdarelerden yapılacak ödemeler,
4- Belediyelerin taşınır ve taşınmaz mallarının kiraya verilmesi, satışı ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirleri,
5- Belediye Meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler,
6- Faiz ve ceza gelirleri,
7-Bağışlar,
8- Her türlü girişim, iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirleri,
9- Diğer gelirler, olarak tadadi olarak belirlenmiştir.
Belediye Kanununun 15. maddesinde ise, Belediyenin yetkileri ve imtiyazları belirlenmiştir. Bunlar, 16 adet başlık olarak kapsamlıca yazılıdır. Belediye"nin yetkileri ve imtiyazlarını düzenleyen 15. maddesinin son paragrafı ise: Belediye"nin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile Belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez, biçiminde düzenlenmiştir.
6107 sayılı İller Bankası A.Ş. Hakkındaki kanunun 3. maddesinde ise: Bankanın amacı ve faaliyet konuları düzenlenmiştir. Bankanın amacı; İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı kuruluşları ile münhasıran bunların üye oldukları mahalli idare birliklerinin finansman ihtiyacını karşılamak .... biçiminde düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere, gerek 5215 sayılı Belediye Kanununun 59. maddesi ve gerekse 6107 sayılı İ. Bankası A.Ş. "nin kuruluşu hakkındaki Kanunun 3. maddesinde yazılı olduğu üzere Belediyelerin gelir kaynakları açıklanmıştır.
5215 sayılı Belediye Kanununun 59/7. maddesindeki bağışlar bölümünde ise, Belediyelere özel kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşundan yapılacak koşullu ya da koşulsuz bağışlarla ilgilidir.
Kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin Belediyelere yapacağı nakdi veya ayni yardımların koşulsuz olması durumunda doğrudan doğruya bunlar üzerinde Belediye"nin istediği gibi tasarruf hakkı mevcuttur. Ancak, şahısların veya özel hukuk tüzel kişilerinin koşullu nakdi veya ayni yardımlarında ileri sürülen ve kabul edilen koşulun gerçekleşmemesi halinde ilgilisinin koşul gerçekleşmediği için yaptığı nakdi veya ayni yardımını geri talep etmesi mümkündür.
Somut olaya gelince; 5215 sayılı Belediye Kanununun 59. maddesinde düzenlenen Belediye gelirleriyle ilgili düzenlemeye göre, Belediyelerin asıl gelir kaynağı genel bütçeden (Hazine"den) aldığı veya 6107 sayılı İller Bankasından almış olduğu kısa, orta ve uzun vadeli her türlü nakdi ve gayri nakdi kredilerdir. Öte yandan, Belediye"nin talebi nedeniyle Maliye Bakanlığının ilgili Belediye"ye yazmış olduğu cevabi yazı kapsamından anlaşıldığı üzere: gönderilen bedel Maliye Bakanlığının Belediyelere Yardım tertibindeki ödenekten olduğu açık ve nettir. Bu nedenle, söz konusu paranın Devlet malı olduğundan haczedilemeyeceğine ilişkin 12. Hukuk Dairesinin karar düzeltme yoluyla yapmış olduğu bozmanın isabetsiz olduğunu, buna karşılık, mahalli Mahkemenin direnme kararının değinilen yasa maddelerine ve ek gündem ekinde gönderilen Avrupa insan Hakları Mahkemesi Kararına ve Maliye Bakanlığının konuyla ilgili cevabi yazısı kapsamına uygun olduğundan direnme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim. Açıkladığım bu nedenlerle Genel Kurul "a katılan sayın üyelerin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.