14. Hukuk Dairesi 2017/3666 E. , 2018/1027 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Batı . Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, 28.07.2015 tarihinde verilen dilekçeyle önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 20.12.2016 tarihli hükmün ... Bölge Adliye Mahkemesince istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince istinaf talebinin davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin talebinin kabulüne dair verilen kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.02.2018 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 858 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının bu taşınmazda 23.02.2015 tarihinde 2211/35074 payı satın aldığını, önalım hakkının engellenmesi için bedelin yüksek gösterildiğini, gerçek değerinin 508.530 TL olduğunu, bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde tapuda gösterilen bedelin gerçek bedel olduğunu, davacı tarafın bedelde muvazaa iddiasının doğru olmadığını, satış bedeli ve tapu masraflarının ödenmesi halinde önalım hakkını kullanılmasına itirazları bulunmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, 790.500 TL depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
İstinaf mahkemesince, davacı dava dilekçesinde bedelde muvazaa iddiasında bulunarak harca esas değer olarak 508.530 TL üzerinden harcı yatırdığı bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından önalım bedeli tapuda gösterilen bedel, harç ve masraflar toplamı 790.500 TL üzerinden tanınmasına rağmen yargılama sırasında Harçlar Kanununun 30. maddesine göre eksik harç tamamlattırılmadığından dava değeri 508.530 TL kabul edilip bu bedel üzerinden davacı yararına vekalet ücreti verilmesi, kalan kısım üzerinden de davalı yararına vekalet ücretine hükmetmek gerekir. Ancak eksik harç davalı tarafından da tamamlanmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Yargılama giderinin de kabul ve red oranına göre tahsil edilmesi gerekirken tamamının davalıdan alınması doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf yolu isteminin kabulü ile davacı vekilinin tüm istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, davalı vekilin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesine göre; davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
HMK"nın 326. maddesinin 2. bendi yargılama harçları için uygulanmaz. Çünkü, davanın reddi hariç harç daima davalıya yükletilir.
Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca kabul delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce gerçekleştiğinden tarife hükümleri ile belirlenen ücretin de yarısına hükmolunmalıdır.
Önalım davasında davalı, taşınmazlardan pay satın almış olup, davacı önalım hakkını ancak dava yolu ile kullanabileceğinden davalı ilk celseden önce davayı kabul etse dahi, yargılama giderlerinden sorumludur.
Davacı, satış bedelinin 508.530 TL olduğunu iddia ederek bu bedel üzerinden harç yatırmış ise de dosya kapsamına ve toplanan delillere göre bedelde muvazaa iddiasını ispatlayamamıştır. Bu durumda, mahkemece davalının davayı kabul beyanı dikkate alınarak 508.530 TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin yarısına davacı lehine; resmi akit tablosundaki satış bedeli ve masrafların toplamı olan 790.500 TL ile iddia edilen bedel arasındaki fark olan 281.970 TL üzerinden de davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Davacı lehine harçlandırılan bedel olan 508.530 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi, davalı lehine ise vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmadığı gibi Harçlar Kanununun 22. maddesi uyarınca hüküm altına alınan 790.500,00 TL üzerinden hesaplanacak harcın 1/3"ünün davalıdan alınması gerekirken tamamının alınmasına karar verilmesi de hatalı olup, açıklanan bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 No"lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2 No"lu bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. Maddesi gereğince kaldırılmasına, temyiz edilen ilk derece mahkemesinin hükmünün yukarıda yazılı gerekçelerle BOZULMASINA, 1630 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesinin . Hukuk Dairesine gönderilmesine 13.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.