23. Hukuk Dairesi 2019/547 E. , 2020/414 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl dava da davacı vekili; dava dışı işçi ... tarafından açılan iş davası sonucunda müvekkili bakanlık tarafından 23/11/2012 tarihinde icra dosyasına 21.505,54 TL ödeme yapıldığını,yine dava dışı işçi ... tarafından açılan iş davası sonucunda müvekkili bakanlık tarafından 23/10/2012 tarihinde icra dosyasına 16.635,59 TL ödeme yapıldığını, işçilik alacaklarından akdedilen sözleşmeler uyarınca davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 39.379,52 TL" nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise dava dışı işçi ... tarafından açılan iş davası sonucunda müvekkili bakanlık tarafından icra dosyasına 31.674,65 TL ödeme yaptıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 33.355,73 TL" nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; işçilik alacaklarından asıl işveren davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma ve dosya kapsamında; teknik Şartnamenin 6. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince işçi ile ilgili doğan tüm işçilik alacaklarından alt işverenin sorumlu olacağı, dava dışı işçi Tayip" e ödenmiş olan işçi alacağı miktarının icra masrafları ile birlikte toplam 22.223,13 TL olduğu, işçi ..." e ödenmiş olan işçi alacağı miktarının icra masrafları ile birlikte toplam 17.156,39 TL olduğu, davacının davalıya rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava , hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminata ilişkindir.
HMK"nın 166/4 maddesi gereğince davaların birbirine benzer sebeplerden doğması halinde aralarında "bağlantı" bulunduğu kabul edilerek HMK"nın 166/1. maddesi gereğince birleştirme kararı verilmesi ve davaların birlikte görülmesi mümkündür. Ancak birleştirilmesine karar verilen davalarda sadece yapılacak tahkikat işlemleri usul ekonomisi gereğince ve delillerin birlikte değerlendirilmesi bakımından bağlantı nedeniyle yapılan bir işlem olup herbir dava ayrı dava olma niteliklerini korurlar. Bu kapsamda birleştirilen davalarda ayrı ayrı hüküm kurulması ve HMK"nın 297. maddesinin 2. fıkrasına göre herhangi bir şüphe ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde kabul ve reddedilen kısımların hüküm fıkrasında sıra numarası altında ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Bu yasal zorunluluğa rağmen yukarıda yer verilen mahkeme hüküm özetinden anlaşılacağı üzere birleşen dosyadan hiç bahsedilmemiştir. Kurulan hükmün infaz edilme imkanı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle infaz kabiliyeti bulunmayan taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında açık bir şekilde şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermeyen, karar altına almayan mahkeme kararının HMK"nın 297. maddesi gereğince usul ve yasaya uygun hüküm kurulmaması nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (1) numaralı bent dışındaki temyiz itirazının kabulüyle kararının davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda belirtilen harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 27.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.