21. Hukuk Dairesi 2019/2521 E. , 2020/1343 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı murisinin, davalılardan işverene ait işyerinde 01.02.2005-31.12.2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının murisinin davalı işyerinde 01.02.2005-31.12.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yazılı şekilde “davacı murisi Muzaffer Demir" in davalı şirkete ait 1036418 sicil nolu iş yerinde 08/03/2007-16/09/2007 tarihleri arasında ve 28/10/2007 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine ve fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çalışmaların tespit ve sigortalı hizmet olarak değerlendirilebilmesi için ilk koşul, taraflar arasında hizmet akdinin varlığıdır. Gerek 818 Sayılı Borçlar Kanunun 313.maddesi, gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 393. maddesinde hizmet sözleşmesi “işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Bu sözleşmede ana unsur iş ve ücrettir. 506 sayılı Yasa açısından hizmet akdini sadece bu unsurlara bağlı olarak kabul etmek mümkün değildir. Zaman ve bağımlılık unsurları hizmet akdinin ana koşulları olmak üzere 506 sayılı Yasa"nın öngördüğü hizmet sözleşmesi" bir veya birden fazla işveren ile çalıştırılan arasında oluşturulan, süreli veya süresiz belli bir zaman dilimi içersinde, işveren emir ve gözetimi altında, iş görmeyi hüküm altına alan hukuksal ilişkidir. Sigortalılığın oluşumu yönünden ilk unsur iş görecek kişinin belli bir zaman dilimi içerisinde, hizmetini işverenin emrine hasretmesidir. Bu zaman dilimi günün tüm süresini kapsayabileceği gibi, günün veya haftanın belli saatlerine de hasredilebilir. Haftanın veya ayın belli gün ve saatlerinde dahi çalışma söz konusu olabilir. Önemli olan düzenli bir çalışma ilişkisinin varlığıdır. Düzenli çalışma ilişkisinin varlığı iş akdinin zaman unsurunu ortaya koyar. Çalışanın, hizmetini belli zaman dilimi içerisinde, işveren emrinde ve onun vereceği direktif doğrultusunda gerçekleştirilmesi, hizmet akdinin ikinci unsuru olan bağımlılık unsurunu oluşturur. Hizmetin fiilen verilmesi her durumda, zorunlu değildir. İşverenin emir ve gözetim altında hazır beklemek durumunda dahi bağımlılık unsuru gerçekleşmiş sayılır. Öte yandan, işverence gösterilen işlerin, çalışan tarafından, işveren emir ve direktiflerine uygun olarak görülmesi gerekir.Belirtilen bu iki ana unsurun birlikte gerçekleşmesi durumunda 506 sayılı Yasa açısından hizmet akdinin dolayısıyla sigortalılığın ilk koşulunun oluştuğu sonucuna varılır.
Somut olaya gelince; davacının talebinin 01.02.2005-31.12.2007 tarihleri arasını kapsamasına rağmen mahkemece 08/03/2007-16/09/2007 tarihleri arasında ve 28/10/2007 tarihinde bir gün süreyle çalıştığına karar verilmiştir. Şöförlük yapan bir kişinin mahkeme kararından anlaşıldığı üzere 28/10/2007 günü davalı şirket aracı ile yurt dışına çıktığından bahisle sadece bir gün sigortalı sayılmas hayatın olağan akışına aykırıdır. Uluslararası ticaret yapan davalı şirket aracı ile yurtdışına bir günlüğüne çıkış yapan kişi bu kadar kısa sürede bu görevi nasıl ifa etmiştir. Mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak iş, davacının murisinin yurtta bulunduğu dönemlerde işverenin emir ve gözetim altında hazır bekleyip beklemediğini tanıklara sormak ve uyuşmazlık dönemine ait davacının murisinin yurdışına giriş çıkış tarihlerinin davalı şirkete ait veya davalı şirket tarafından kiralanan araçlarla olup olmadığının tespiti ve özellikle 28/10/2007 tarihinde yurtdışına çıkan davacı murisinin yurda giriş tarihinin tespiti ile çalışmanın sürekli mi kesintili mi olduğunu araştırarak çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2. 6. 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtlandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...Ulus Taş Gıda Ve Teks. İht. İhr. Tic. Ltd. Şti"ye yükletilmesine, 02.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.