Abaküs Yazılım
8. Daire
Esas No: 2020/7407
Karar No: 2022/3590
Karar Tarihi: 31.05.2022

Danıştay 8. Daire 2020/7407 Esas 2022/3590 Karar Sayılı İlamı

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/7407 E.  ,  2022/3590 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    SEKİZİNCİ DAİRE
    Esas No : 2020/7407
    Karar No : 2022/3590

    TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
    VEKİLİ : Av. ...
    2- (DAVACI) ...
    VEKİLİ : Av. ...

    İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem: Davacı tarafından; Kastamonu ili, ... Parkı'nın üst kısmından alt kısmına geçiş için yapılan demir merdivenin basamaklarından birinin kırık olması nedeniyle düşerek iki basamak arasına sıkışması ve bu sebeple iç kanama geçirerek dalağının alınması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen geçici ve sürekli iş gücü zararı nedeniyle 1.000,00 TL (ıslah sonrası 130.874,13 TL) maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 03/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, kabul edilen maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren, kalan kısım olan 129.874,13 TL'nin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 16/04/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile kabul edilen 40.000,00 TL'lik manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
    Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin reddine; kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/4. maddesi uyarınca manevi tazminat istemi yönünden yeniden incelenen davada, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

    TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından; davacının yaralanmasına sebep olayın ... Parkı'ndaki merdivenden düşmesi sonucu meydana geldiğini kanıtlar nitelikte herhangi bir kamera kaydı, polis tutanağı ya da somut delil bulunmadığından zarar ile idari eylem arasında illiyet bağı kurulamayacağı; olayın doğruluğu kabul edilse dahi davacının düşme olayı sonrasında ağrısı olmasına rağmen yürümesinin illiyet bağının kesilmesine sebep olduğu, davalı idareye tam kusur izafe edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek temyize konu kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmiştir.

    TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından; hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu belirtilerek temyize konu kararın aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.

    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükmüne yer verilmiştir.
    İdare Mahkemesince, maddi tazminat hesabına yönelik yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah edilen 130.874,13 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden, kalan kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
    Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.'' cümlesi eklenmiştir.
    İdarenin işlem, eylem ve faaliyetleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalarda; eksilen ya da yoksun kalınan maddi değerin zaman içinde gecikmesi, bu gecikmeden doğan zararın telafisi için hükmedilecek maddi tazminata 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır.
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir.
    Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır.
    Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır.
    Uyuşmazlık konusu olayda, İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacı tarafından ıslah edilen yeni zarar miktarının, davacının, olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istediği gerçek zararı olduğu açıktır.
    Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.
    Bu durumda, davacı tarafından Mahkeme kaydına 03/04/2019 tarihinde giren miktar artırım dilekçesi ile arttırılan ve Mahkemece kabul edilen 129.874,13-TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiş ise de; arttırılan ve kabul edilen tazminat miktarına (129.874,13 TL) da davalı idareye başvuru tarihinden (14/12/2017) itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden bu kısma ilişkin kurulan hükmün düzeltilmesi gerekmektedir.

    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1.Tarafların temyiz isteminin reddine,
    2.... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, kabul edilen maddi tazminatın ıslah ile artırılan kısmına yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihinin yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın istemi halinde Mahkeme tarafından taraflara iadesine,
    4.Kesin olarak, 31/05/2022 tarihinde esasta oybirliği, hükmedilen tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY :
    (X)- Davaya konu uyuşmazlık, davalı idarenin hukuka aykırı haksız fiilinden kaynaklanmaktadır. Müşterek hukukun "Gaspeden daima temerrüt halindedir" şeklindeki genel ilkesi gereğince; haksız fiilden doğan tazminat borçlarında temerrüt, haksız fiil tarihinde kendiliğinden gerçekleşir. Davalıya ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek yoktur. Bu nedenle, davacı tarafından da talep edildiği üzere, hükmedilen tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ve temyize konu kararın tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısımlarının belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle bu kısma yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi