Abaküs Yazılım
8. Daire
Esas No: 2021/1808
Karar No: 2022/3491
Karar Tarihi: 26.05.2022

Danıştay 8. Daire 2021/1808 Esas 2022/3491 Karar Sayılı İlamı

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/1808 E.  ,  2022/3491 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    SEKİZİNCİ DAİRE
    Esas No : 2021/1808
    Karar No : 2022/3491


    TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
    KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı
    VEKİLİ : Av. …
    İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem:
    Dava; Mersin İli Tarsus İlçesinde bulunan …Kolejinde öğretmen olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca görevli olduğu okulu kapatılan davacı tarafından, çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
    İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K: …sayılı kararıyla; davacının çalışma izninin iptal edilip edilmediğini öğrenmek üzere idareye yaptığı başvuru üzeine ilk kez verilen olumsuz mahiyette cevabı yazının (idari işlemin) …tarih ve E.…sayılı işlem olduğu, bu işleme idareye başvurusundan itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmemesi üzerine istemin reddedilmiş sayılacağı 24/10/2017 gününden itibaren 60 günlük yasal süresi içerisinde en geç 23/12/2017 günü mesai bitimine kadar doğrudan dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten çok sonra 03/08/2018 tarihinde işbu davayı açtığı davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
    Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

    TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği
    savunulmuştur.

    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklama ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    İLGİLİ MEVZUAT:
    2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş; "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında ise, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (işlem tarihinde yürürlükte bulunan hali ile) "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; idari uyuşmazlıklarda bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmüne yer verilmiş; Kanunun "İdari Makamların Sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." düzenlemesine; aynı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde;" 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükümlerine yer verilmiştir.

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Uyuşmazlıkta, davacı tarafından Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca, davalı idarece kendisine tebliğ edilen işlemlerde hangi kanun yoluna hangi süre içerisinde ve hangi makama başvurabileceğine ilişkin bilgilendirmeye yer verilmediği, dolayısıyla davasının süresinde olduğunun kabulü ile işin esasının değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmektedir.
    İdari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir. Anılan Anayasa hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
    İdarenin Anayasa'dan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi esas olmakla birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur.
    Ancak, idari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa'nın 40. madde hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
    Davacının iptalini istediği işlem açısından mevzuatta özel bir sürenin öngörülmediği, dolayısıyla genel dava açma süresinin uygulanacağı görülmüş olup; yukarıda yer alan açıklamalar ışığında davacının iddiasına itibar edilmemiştir.
    Yine, davacı tarafından, davalı idareye yaptığı başvuruların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin 2. fıkrası kapsamında olduğu, dolayısıyla süresinde açılan davanın esasının incelenmesi gerektiği iddia edilmektedir.
    Kişilerin, haklarında daha önce idarece tesis edilmiş herhangi bir işlem olmaksızın, idari davaya konu olabilecek yeni bir işlem veya eylemin yapılması için yapılan başvuru neticesinde tesis edilen işlemin 10. madde kapsamında yapılmış başvuru olduğu ve dava açma süresinin de, bu başvuru üzerine tesis edilen işlemin tebliğinden itibaren başlayacağı, kişilerin haklarında daha önce tesis edilmiş işlem olmakla birlikte, idari dava açılmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi yada yeni bir işlem yapılması amacıyla yaptıkları başvurunun ise, 11. madde kapsamında yapılmış başvuru olduğundan, dava açma süresinin de anılan maddede belirtilen esaslara göre hesaplanması gerekmektedir.
    Dolayısıyla; ilgililerin dava açmadan önce yaptıkları başvurunun içeriği (talebinin mahiyeti), başvuru öncesinde idarece tesis edilmiş herhangi bir işlemin bulunup bulunmadığı
    hususlarına bakılarak başvurunun niteliğinin belirlenmesi gerekmekte olup; buna göre usuli işlemlerin yürütüleceği izahtan varestedir.
    Davacının, 24/07/2017 tarihli başvurusunda; başka bir okulda çalışmasına engel bir durumun olmadığına dair kendisine belge verilmesi, çalışma izninin iptali ile ilgili işlem tesis edildiyse bu işlemin düzeltilmesini; 25/08/2017 tarihli başvurusunda; çalışma izninin 23/07/2016 tarihli işlem ile iptal edildiği, çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin kaldırılarak yeniden çalışma izni verilmesini talep ettiği; 13/08/2018 tarihli başvurusunda; başvurularına olumlu ya da olumsuz cevap verilmediği, dilekçelerinin akıbeti hakkında bilgi almak istediği görülmekte olup; bu başvurulardan ilk ikisinin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında; son başvurusunun ise; 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında olduğu görülmekte olup; anılan başvuruların 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında olduğu yolundaki iddialarına itibar edilmemiştir.
    Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle,
    1. Temyiz isteminin reddine,
    2. …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının yukarıda yer alan açıklama ile ONANMASINA,
    3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
    4. Kesin olarak, 26/05/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY :

    (X)-Dava; Mersin İli Tarsus İlçesinde bulunan …Kolejinde öğretmen olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca görevli olduğu okulu kapatılan davacı tarafından, çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
    İdare mahkemesince davacının çalışma izninin iptal edilip edilmediğini öğrenmek üzere idareye yaptığı başvuru üzeine ilk kez verilen olumsuz mahiyette cevabı yazının (idari işlemin) …tarih ve E.…sayılı işlem olduğu, bu işleme idareye başvurusundan itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmemesi üzerine istemin reddedilmiş sayılacağı 24/10/2017 gününden itibaren 60 günlük yasal süresi içerisinde en geç 23/12/2017 günü mesai bitimine kadar doğrudan dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten çok sonra 03/08/2018 tarihinde işbu davayı açtığı davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (işlem tarihinde yürürlükte bulunan hali ile) "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; idari uyuşmazlıklarda bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmüne yer verilmiş; Kanunun "İdari Makamların Sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." düzenlemesine; aynı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde;" 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükümlerine yer verilmiştir.
    06/04/2022 tarih ve 31801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 06/01/20202 tarih ve 2018/25011 Başvuru Numaralı Ayşe Ortak kararında; 15/07/2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişimi sonrasında, FETÖ/PYD Silahllı Terör Örgütü ile mücadele kapsamında, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na tabi kurum ve kuruluşlar ve bu kuruluşlarda görevli personel ile ilgili olarak; anılan terör örgütüne üyeliği irtibatı iltisakı bulunan kişi, kurum ve kuruluşlar hakkında tesis edilen iş ve işlemlere ilişkin süreç hakkında ayrıntılı açıklamalara yer verildiği görülmektedir.
    Anılan kararda; Olağanüstü hâl (OHAL) tedbirleri kapsamında 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı OHAL KHK'sı) 2. maddesinde yapılan düzenlemeyle, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) aidiyeti veya bu örgüte iltisakı, irtibatı belirlenen KHK ekindeki listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları kapatılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığının 21/7/2016 tarihli ve 7783529 sayılı Genelge'si (Genelge) ile de "Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ve kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri (MEBBİS) üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyerek MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir" kuralı getirildiği...Genelge hükümleri gereği, çalıştığı okulun kapatılması nedeniyle özel okulda çalışma izninin 29/7/2016 tarihinde iptal edildiği ve başka bir kurum için yeniden izin düzenlenemeyeceği Valilik tarafından bildirildiği, Ayrıca anılan tarih itibarıyla Millî Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemlerinde (MEBBİS) "Cezası:667 sayılı KHK ile kurumu kapatıldı ve …sayılı yazı" şeklinde şerh konulduğu belirtilmiştir.
    Yine anılan kararda; "79. 5580 sayılı Kanun'un 8. maddesinde gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler sınıfında olan kişilere özel öğretim kurumlarında çalışabilmeleri için ilgili valilikler tarafından çalışma izni verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca anılan Kanun'un 10. maddesi ile de teftiş raporuyla başarısızlık tespiti hâlinde, çalışma izninin valilikler tarafından iptal edilebileceğinin düzenlendiği görülmüştür. Çalışma iznine başvuru şekli ise Yönetmelik'in 26. maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilen Kanun ve Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde özel öğretim kurumlarında çalışabilmenin valilikler tarafından verilecek çalışma iznine bağlandığı, bu kapsamda valiliklerce yapılacak inceleme sonucunda mevzuatta belirtilen koşulları sağlayan kişiye iznin verilebildiği ancak bu iznin sadece kişinin sözleşme yaptığı okulda çalışmasına olanak sağladığı anlaşılmıştır.
    80. Bu durumla birlikte ilgili mevzuatta özel öğretim kurumunun kapatılması hâlinde çalışma izninin iptalinin gerektiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta, çalışma izninin valilikler tarafından verilebileceği ve iptal edilebileceğine dair genel düzenlemelere yer verilmektedir." ifadeleri yer almaktadır.
    Yukarıda yer alan Anayasa Mahkemesi kararınında da ifade edildiği üzere; özel öğretim kurumlarında çalışabilmenin valilikler tarafından verilecek çalışma iznine bağlandığı, bu kapsamda valiliklerce yapılacak inceleme sonucunda mevzuatta belirtilen koşulları sağlayan kişiye iznin verilebildiği ancak bu iznin sadece kişinin sözleşme yaptığı kurumda çalışmasına olanak sağladığı, dolayısıyla herhangi bir sebeple mevcut çalışma izninin sonlanması halinde, ilgililerin yeniden özel öğretim kurumunda çalışabilmeleri için çalışmayı talep ettikleri kurum ile yapacakları yeni sözleşmenin akabinde, kurum müdürü tarafından Yönetmelikte belirlenen gerekli evrakın İl/İlçe Milli Eğitim müdürlüklerine teslimi ile yetkili makam tarafından verilen onay neticesinde çalışma izni düzenlenecektir.
    Bu açıklamalar ışığında; 5580 sayılı Kanun'a tabi kurum ve kuruluşlarda çalışan personelin, çalışma izninin iptali sonrasında, tarafına çalışma izni onayı verilmesine ilişkin yapmış olduğu başvurunun mahiyetinin, ilişiğinin kesildiği kurumdaki çalışma izni onayının tarafına iadesi olarak anlaşılmaması gerekmekte olup; geleceğe yönelik olarak, yeni bir çalışma izni onayı düzenlenmesi talebini -mevcut yasağın geleceğe yönelik olarak kaldırılması- içeren bir başvuru olduğunun kabulü ile davacının başvurusunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında olduğu, bu haliyle süresinde açılan davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi