8. Hukuk Dairesi 2010/2099 E. , 2010/4234 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
... ve müşterekleri ile ...ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kumluca Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.03.2009 gün ve 57/103 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.09.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ve karşı taraftan bir kısım davalılar (... ve müşterekleri) vekili Avukat ...geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekilleri, dava dilekçelerinde; 504 ve 557 sayılı parsellerin kadastro çalışmaları sırasında davalıların miras bırakanı İsa Kökçe adına tespit ve tescil edildiğini, ...’nin 19.11.1932 tarihinde öldüğünü, ...’nın oğlu Hüsnü’nün ise 23.11.1985 tarihinde öldüğünü, taşınmazların hala muris ... üzerinde verasette iştirak olarak tapuda kayıtlı olduklarını, vekil edenlerinin ...mirasçılarından 1985 yılı ve öncesinde taşınmazları satın aldıkları tarihlerden itibaren aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla taşınmazları kullandıklarını, üzerlerinde sera kurduklarını, kısmen bahçe haline getirdiklerini, halen üzerinde yapmış oldukları evler bulunduğunu, TMK.nun 713.maddesi gereğince maliki 20 yıl önce ölmüş bir kişi adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca bulunmayan bir parçasının kazanılmasının mümkün olduğunu, gerek ana mirasçı İsa Kökçe ve gerekse onun mirasçısı Hüsnü Kökçe’nin ölümünden itibaren 20 yıllık sürenin geçtiğini, koşulların davacılar yararına oluştuğunu açıklayarak sözü edilen parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar vekili Av.... yazılı ve sözlü beyanlarında özetle; iddianın doğru olmadığını, mirasçılar arasında uyuşmazlığın uzun süreden beri devam ettiğini, TMK.nun 713/2.maddesinde öngörülen mülk edinme koşullarının hiçbirinin gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... (Tomaç) vekili, diğer bir kısım davalılar vekilinin savunmalarına aynen katıldığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer bir kısım davalılar ise, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak mirasçılar arasındaki uyuşmazlığın hiçbir zaman bitmediğini, davacıların kök muristen taşınmazları satın almadıklarını, mirasçı Hüsnü’den yakın zaman önce yer alırken de uyarıldıklarını, ancak davacıların uyarıları dinlemediklerini, mirasçı Hüsnü’nün diğer mirasçıların paylarını taksim etmeden herkesin hakkını sattığını belirtmişler ve davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların verasette iştirak şeklinde tapuda kayıtlı bulunduğunu, tek bir mirasçının taşınmazları satmasının iktisap sağlayamayacağını, kaldı ki TMK.nun 713/2.maddesindeki koşulların gerçekleşmediğini gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve eklemeli zilyetlik, TMK.nun 713/2.fıkrasında öngörülen “maliki … 20 yıl önce ölmüş bulunan …” hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 2, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Her ne kadar davacılar vekilleri dava dilekçelerinde, uyuşmazlık konusu 504 ve 557 sayılı parsellerin davalıların miras bırakanı ... (...) adına 1963 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescil edildiğini bildirmişler ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 557 sayılı parselin 22.07.1963 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hüseyin oğlu İsa Kökçe mirasçıları, aynı şekilde 18.07.1963 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 504 sayılı parselin Hüseyin oğlu İsa mirasçıları adına tespit ve tescil edildiği saptanmıştır. Dava dilekçesinde ismi açıklanan İsa oğlu Hüsnü tarafından 02.09.1981 tarihinde sözü edilen her iki parsele karşı Kumluca Kadastro Mahkemesinde tespite itiraz davası açılmış, anılan mahkemenin 07.05.1990 tarih 1985/12 Esas ve 1990/10 Karar sayılı kararıyla; harici satın almaların tespitten önce, ancak tapulama tutanağının kesinleşmesinden sonra yapıldığı anlaşıldığından ve bu nedenle bu tür olaylarda Kadastro Mahkemesinin görevli bulunmadığı belirlendiğinden, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine, 504 sayılı parselin tespit gibi tapuya tesciline, 557 sayılı parselin kadastro tutanağının Tapulama Kanununun Geçici 2.maddesi hükmü gereğince Antalya Tapulama Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ve temyiz yoluna başvurulmadan sözü edilen hüküm 12.11.1990 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava konusu 504 sayılı parsel yukarıda açıklandığı biçimde tespit gibi tescile karar verildiğine göre Finike Kadastro Müdürlüğünün tespite itiraz üzerine verdiği kararın taraflara tebliğ edilmesiyle Tapulama Komisyonu kararının 1985 yılında kesinleştiği görülmektedir. Ne var ki, mahkeme hükmünün kesinleştiği tarih olan 18.10.1990 tarihi Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından tescil tarihi olarak kabul edilmiştir. 557 sayılı parselin kesinleşme tarihinin de gelen tapu kaydına göre 31.10.1983 olduğu görülmüştür. Kadastro tutanakları miras bırakan İsa Kökçe (Gökçe) adına değil, mirasçıları adına elbirliği mülkiyet niteliğinde düzenlendiğine göre taşınmazların İsa’nın mirasçılarına intikal ettiğinin ve kadastro tespit tutanakları ile intikalin yapıldığının kabulü gerekir. 504 sayılı parselin dosya arasında bulunan tapu kaydına göre edinme tarihi 18.10.1990 olmak üzere “verasetten iştirak” niteliğinde tapunun oluştuğu görülmektedir. 557 sayılı parselin aynı şekilde tapu kaydına göre edinme tarihi 31.10.1983 olup, kayıt maliklerini Hüseyin oğlu İsa Kökçe mirasçıları göstermiştir. Her iki tapu kaydı da TMK.nun 701, 702 ve 703.maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olmak üzere düzenlendiği anlaşılmıştır. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı taşınmazların tamamı üzerinde yayılmış bulunmaktadır. Öte yandan Yargıtay’ın sapma göstermeyen uygulamasına göre elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde mirasçılardan bir veya birkaçı tarafından sürdürülen zilyetlik tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılır. Kayıt malikleri ... (...) mirasçılarından bir kısmı ölü ise de diğer mirasçıların ve ölenlerin çocuklarının hayatta oldukları görülmektedir. Yapılan nitelendirme ve açıklamalar karşısında elbirliği mülkiyetinde ölen ortakların haklarının TMK.nun 713/2.maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirmesi söz konusu olamaz. Yani elbirliği mülkiyetinde ortaklardan bir bölümünün hayatta olması karşısında tapu kaydı TMK.nun 713/2.maddesi uyarınca hukuki değerini yitiremez. Şayet tespit ve tescil mirasçılar adına yapılmayıp da miras bırakan adına yapılmış olsaydı o takdirde TMK.nun 713/2.maddesindeki ölüm hukuki sebebine dayanılarak böyle bir kaydın hukuki değerini yitirdiği ileri sürülebilirdi. Bu bakımdan davacılar vekilinin yargılama aşamalarında ve Yargıtay duruşması sırasında ileri sürmüş olduğu bu yöne ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Taşınmazlar elbirliği mülkiyet hükümlerine göre verasetten iştirak niteliğinde tapuda kayıtlı bulunduklarına göre bir veya birkaç mirasçının tek başına taşınmazları veya paylarını satmaları hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Alıcıya da herhangi bir hak bahşetmez. Saptanan somut ve hukuki olgular karşısında tutanakların 1985 ya da 1990 yılında kesinleşmelerinin sonuca hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Şu halde, yapılan açıklamalar ve hukuki olgular karşısında yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün belirtilen nedenlerle ONANMASINA ve Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 750 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ... ve müştereklerine verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 15,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,55 TL’ nin temyiz eden davacılardan alınmasına 21.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.