23. Hukuk Dairesi 2015/4220 E. , 2016/1037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tespiti ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı, 12.09.2007 tarihinde düzenlenen sözleşme ile davalı kooperatif üyesi .."ten, bu üyelik hakkını ve .. plakalı aracını devraldığını, üyeliğe ilişkin aidat borcunu da davalı kooperatife ödediğini, üyeliği ve aracı devraldığı .."in, davalı kooperatife noter kanalıyla gönderdiği 19.10.2007 tarihli ihtarname ile üyelik hakkını kendisine devrettiğini bildirdiğini, bu ihtarnamenin kooperatife 01.11.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı kooperatif yönetim kurulu başkan ve üyelerine bir çok kez sözlü başvurusuna rağmen üye olarak çalışmasına izin verilmediğini, anasözleşme ve Kooperatifler Kanunu"na göre üyelik koşullarını yerine getirdiğini, buna rağmen çalışmasına izin verilmediğini, üyeliği devraldığı hususunun davalı kooperatifçe 01.11.2007 tarihinde öğrenildiğini, çalışamadığı günler için maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, üyeliğinin tespiti ile 6.500,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın 01.11.2007 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, anasözleşmenin 10. maddesinde ortaklık koşullarının yer aldığını, buna göre davacının öncelikle kooperatifin amacına uygun bir aracının bulunması gerektiğini, ayrıca, başka bir taşıma kooperatifine üye olmadığını ve taşıma komisyonculuğu yapmadığını belgelendirmesi ve bu şartları tamamladıktan sonra kooperatife başvuruda bulunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı kooperatif anasözleşmesinin 11. maddesinde, kooperatife üye olmak için ilgilinin yazılı başvuruda bulunması gerektiği, bu başvuru üzerine, yönetim kurulunun 15 gün içinde bir karar vereceği hükmüne yer verildiği, davacının, 02.11.2007 tarihinde noter kanalıyla davalı kooperatife gönderdiği ihtarname ile üyeliği devralması sebebiyle üyeliğe kabulünü talep ettiği, ihtarnamenin 09.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği, davacının üyeliği devraldığı dava dışı ..."in noter kanalıyla, davalı kooperatife gönderdiği 19.10.2007 tarihli ihtarnamenin ise, 25.10.2007 tarihinde davalı kooperatife tebliğ edildiği, bu durumda, kooperatifin, davacının üyeliği devraldığı dava dışı ..."in üyeliğinin düşürülmesi talebini 25.10.2007 tarihinde öğrendiği, anasözleşmeye göre, yönetim kurulunun 15 günlük değerlendirme ve karar verme süresinin 10.11.2007 tarihinde sona erdiği, ancak, davacının, bu tarihten önce, 04.10.2007 tarihinde, dava dışı ..ten satın aldığı ... plakalı aracı, üçüncü bir kişiye satıp devrettiği, bu sebeple, davacının üyelik talebinin ileri sürüldüğü tarih itibariyle, kooperatif ortaklığının amacına uygun motorlu taşıtının bulunmadığı ve üyelik şartlarını taşımadığı, bu nedenle, üyeliğe kabul edilmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üyeliğin tespiti, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 6335 sayılı Kanun"un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu"nun 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9.madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, kooperatif ile ortağı arasındaki ortaklık ilişkisinden doğan davaların 1163 sayılı Kanun"un 99. maddesinde ticari dava olduğu kabul edilmiş ise de, münhasıran Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu öngörülmemiştir. Buna göre dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü niteliğinde ve münhasıran iki tarafın arzularına tabi olmayan işlerden değil ise, davalı tarafça bu yönde ve süresinde bir itiraz olmadığı sürece bu husus re"sen dikkate alınamaz ve Asliye Hukuk Mahkemeleri 01.10.2011 tarihinden önce açılan davalarda miktar yönünden görevli ise, bu tarihten sonra açılan davalarda davanın niteliğine göre görevli ise davaya bakmalıdır.
Somut olayda, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu"nun 5/3. maddesinin yürürlükte olduğu dönemde 10.04.2008 tarihinde açılan ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 99. maddesine göre münhasıran ticaret mahkemesinin görevli olmadığı bu davada, davalı tarafça iş bölümü itirazında bulunulmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişkinin iş bölümü ilişkisi olduğu gözönünde bulundurulduğunda, mahkemenin davanın değerine göre davaya bakmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/2. maddesi uyarınca, satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması, devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde, kooperatifin bu kişiyi ortaklığa kabul etmesi zorunludur. Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/1. ve 2. maddeleri hükümleri gereği, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. 17/1. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından sevk edilmiştir. Bu nedenle, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesi, devir alanın hakkına olumsuz bir etki yapmaz. Devir alanın açtığı üyeliğin tespiti davası ile davalı kooperatife üyelik başvuru yapılmış gibi olduğundan, üyelik koşullarını taşıdığının belirlenmesi halinde devir alanın üyeliğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Davalı kooperatif anasözleşmesinin "Ortaklık Şartları" başlıklı 10. maddesi, " Kooperatife ortak olabilmek için aşağıdaki nitelik ve şartların varlığı gereklidir.
1-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
2-Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi veya 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 9. maddesinde sayılan tüzel kişilerden olmak,
3-Taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş olmak,
4-Taşıma komisyonculuğu yapmamak,
5-Kooperatifin amacına uygun motorlu aracı bulunmak,
6-Aynı amaçlı başka bir motorlu taşıyıcılar kooperatifine üye olmamak,
Üçüncü bentte öngörülen nitelik, meslekle ilgili kuruluşlar ile vergi dairesinden sağlanacak belge ile kanıtlanır." hükmünü içermektedir.
Dosya kapsamından, dava dışı.."in, 12.09.2007 tarihinde noterde düzenlenen sözleşme ile davalı kooperatif üyeliğini, 13.09.2007 tarihli sözleşme ile de .. plakalı aracını davacıya devrettiği, .."in 19.10.2007 tarihinde, davacının 02.11.2007 tarihinde, noter kanalıyla gönderdikleri ihtarnameler ile üyelik devrini davalı kooperatife bildirdikleri, davalı kooperatifin herhangi bir cevap vermediği, davacının .. plakalı aracı 04.10.2007 tarihinde sattığı, ancak, davacının 05.07.2007 tarihinde satın aldığı ve üzerine kayıtlı ticari nitelikte.. plakalı aracının bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, davacının, davalı kooperatifin anasözleşmesinde sayılan üyelik koşullarını taşıdığı gerekçesiyle, davacının üyeliğinin tespitine; maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ise delillerin toplanıp, uyuşmazlığın esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davalı kooperatifin "...i" olan unvanının gerekçeli karar başlığında, ticaret sicil kaydına uygun olarak yazılmamış olması, HMK"nın 297/1-b maddesi hükmüne aykırı olmuş, 10.04.2008 olan dava tarihinin, gerekçeli karar başlığında 30.04.2008 olarak yazılması da hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.