
Esas No: 2020/9777
Karar No: 2022/6043
Karar Tarihi: 24.05.2022
Danıştay 6. Daire 2020/9777 Esas 2022/6043 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/9777 E. , 2022/6043 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/9777
Karar No : 2022/6043
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Pak Paketleme Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
3- (DAVALI) ...
VEKİLİ : Av. ....
KARŞI TARAF : 1- ... Valiliği
2- ... Bakanlığı
3- .... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
4- ... Pak Paketleme Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin kısmının davacı tarafından, parselasyon işlemine ilişkin kısmının davalı idareler tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ve ... parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda ... Bakanlığı tarafından .... tarihinde onaylanarak, ... Valiliği İl İdare Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla yürürlüğe giren parselasyon işlemi ile ... Bakanlığı tarafından ... tarih ve .... sayılı işlemle onaylanan, ... tarihinde kesinleşen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, ölçeği ve detay düzeyine uygun şekilde yapılaşma koşullarının alt ölçekli planda belirlendiği, 2014 yılı onaylı 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında ve 2012 yılı onaylı 1/25000 ölçekli İzmir İl Bütünü Çevre Düzeni planında, uyuşmazlık konusu alanın organize sanayi bölgesi sınırları içinde kaldığı, dava konusu planlarla davacının maliki olduğu ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara getirilen sanayi alanı işlevinin üst ölçekli plan kararıyla uyumlu olduğu, anılan taşınmazların kuzeyinde ayrılan 40 metre genişliğindeki yol alanının mevcut durumda ana ulaşım arteri olarak kullanılan Ankara Caddesine karşılık geldiği, söz konusu yolun 1. derece yol olarak üst 1/100.000 ve 1/25000 ölçekli çevre düzeni planlarında da düzenlendiği, taşınmazda kısmen ayrılan 28 metre ve 15 metre genişliğindeki yol alanlarının organize sanayi bölgesinin ulaşım altyapısını tamamlayıcı nitelikte olduğu, söz konusu yolların 1/100.000 ve 1/25000 ölçekli çevre düzeni planlarında gösterilmemiş olmasının, bu planların ölçeklerinin özelliği ve alanın büyüklüğü gereğince planlama hiyerarşisine aykırılık oluşturmadığı, anılan 28 metre genişliğindeki yolun semt dağıtıcısı statüsünde bir yol olduğu, doğu-batı doğrultusunda sürekliliği bulunduğu, sanayi parsellerinde oluşan trafiği, kuzey-güney doğrultusundaki yollar aracılığıyla 40 metre genişliğindeki ana yola aktarmak üzere planlandığı, 15 metre genişliğindeki yolun da yerel dağıtıcı statüsünde bir yol olduğu, kuzey-güney doğrultusunda sürekliliği bulunduğu, 28 metre genişliğindeki yol ile 40 metre genişliğindeki ana yol arasındaki bağlantıyı sağladığı, taşınmazda öngörülen yolların tamamının güzergahları ve genişliklerinin planda atanan işlevleri yerine getirmek için uygun ve yeterli olduğu, taşınmazların sanayi alanına ayrılan kısmı için belirlenen yapılaşma koşullarının, atanan işlevi yerine getirmek için uygun ve yeterli olduğu, dava konusu uygulama imar planında 18. madde uygulama sınırının belirlenmiş olmasının mevzuata aykırı olmadığı, etaplar halinde parselasyon yapılmasının yaygın bir uygulama yaklaşımı olduğu, dava konusu parselasyon işleminde, düzenleme sınırının mevzuata ve dayanağı uygulama imar planına uygun şekilde belirlendiği, düzenleme ortaklık payının (DOP) mevzuata uygun şekilde hesaplandığı ve %20,35 oranı ile yasal sınırlar içerisinde kaldığı, parselasyon sonucunda davacıya, eski taşınmazları ile aynı yerde oluşturulan sanayi parselinin müstakil şekilde tahsis edildiği, ruhsatlı fabrika yapısının korunduğu, tahsis yeri açısından dağıtım ilkelerine ve mevzuata uygun olduğu, kapanan yolların davalı idare adına ihdas edilmediği, umumi hizmet alanlarından düşüldüğü, buna karşılık İmar Kanununun 18. Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca kamu ortaklık payı (KOP) hesaplamasının, kamu hizmet tesis alanları toplamının, düzenlemeye giren taşınmazların toplam miktarına oranlanması ile bulunması gerekirken, dava konusu parselasyonda KOP hesabının imara tahsis edilen parsellerden, yani imar adalarının toplamı olan 2.770.356,18 m2 yüzölçümü üzerinden yapıldığı, bu durumda DOP kesintisi yapıldıktan sonra kalan alan olan imar adaları toplamına göre KOP hesaplaması yapılmasının anılan Yönetmeliğin 12. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka uygun bulunan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin kısım yönünden davanın reddine, hukuka aykırı bulunan parselasyon işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının ve davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi sınırları içinde kalan sit alanlarına ilişkin davalı idarelerin imar planı ve parselasyon yapma yetkilerinin bulunmadığı, arkeolojik sit alanlarına ilişkin 31.12.2013 onay tarihli koruma amaçlı imar planları kapsamında kalan alanın dava konusu parselasyon işlemine dahil edilmesinin mevzuata aykırı olduğu, tanımları ve ayrıntı düzeyleri birbirinden farklı olan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının birlikte hazırlanıp onaylanmasının imar mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalılardan İzmir Valiliği ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, dava konusu parselasyon işlemine karşı alandaki hak sahipleri tarafından açılan muhtelif davalarda, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine uyuşmazlık konusu alana ilişkin yeni imar planlarının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 10.01.2019 tarihinde onaylandığı, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine İmar Kanununun 18. Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde KOP oranının hesaplanma yönteminin düzenlenmediği, hangi alanların KOP tahsisine konu edileceğine dair düzenlemeler içerdiği, KOP oranının hem kadastro parselleri toplamına, hem de imar parselleri toplamına oranlama yapılmak suretiyle hesaplanmasının mümkün olduğu, bu iki hesaplama yönteminde DOP oranı ile KOP oranı birbirinden farklı belirlenmekle birlikte nihai olarak imar parsellerine tahsis edilen alan büyüklüğünün değişmediği, önce DOP kesintisi yapıldıktan sonra kalan imar adalarının yüzölçüme göre KOP oranının hesaplanmasının neden uygun olmadığına ilişkin bilirkişi raporunda hiçbir teknik ve hukuki açıklamaya yer verilmediği, dava konusu parselasyon işleminde uygulanan hesaplama yöntemine göre belirlenen DOP oranının, bilirkişilerce olması gerektiği iddia edilen hesaplama yöntemine göre belirlenecek olan orandan daha düşük olduğu, bu nedenle alandaki hak sahiplerinin menfaatine daha uygun olduğu, dava konusu alanın ıslah OSB alanı olduğu, alanda pilon yerleri, kamulaştırma suretiyle elde edilen alanlar, zeytinlik alanlar, sit alanları gibi DOP ve KOP kesintileri yapılamayacak alanlar bulunduğu, DOP kesintisi düzenlemeye dahil edilen kadastro parsellerinden alınırken, KOP tahsisinin, KOP hesabına dahil edilebilecek nitelikte imara tahsis edilen parsellerden yapıldığı, bu durumun teknik zorunluluktan kaynaklandığı ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalılar İzmir Valiliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin kısmı usule ve hukuka uygun olduğundan, bu kısım yönünden onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ....'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) sınırları içerisinde kalan 3. derece arkeolojik sit alanlarından birisi davacının kadastro parselleri ile aynı imar adası içinde yer almakta olup, söz konusu sit alanına (Yenmiş Köyü, eski ... ada, ... sayılı parsel ve ... Köyü, eski ... sayılı parsele) ilişkin koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 31.12.2013 tarihine onaylanarak, 21.03.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Anılan sit alanlarına ilişkin koruma amaçlı imar planı sınırları dışında kalan OSB alanlarına ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 10.03.2015 tarihine onaylanarak, 07.07.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacının müstakil maliki olduğu ve üzerinde fabrika binası ile müştemilatlarının bulunduğu toplam 88.310 m2 büyüklüğündeki eski 1719 ve 1720 parsel sayılı taşınmazlar 10.03.2015 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı onama sınırları içerisinde kalmakta olup, bu planlarla taşınmazlara kısmen sanayi alanı, kısmen 40 metre, 28 metre ve 15 metre genişliklerinde yol alanı kullanımları getirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında sanayi alanı için "E:0.70, hmaks:serbest" yapılaşma koşulu belirlenmiştir.
Devam eden süreçte, 31.12.2013 onay tarihli koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile davacının taşınmazlarını da kapsayan 10.03.2015 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onama sınırları içinde yer alan toplam 1.300 ha büyüklüğündeki alanın tamamında 3 etap halinde parselasyon yapılmış olup, söz konusu etaplardan yaklaşık 346 ha büyüklüğündeki alanı kapsayan 2. etaba ilişkin parselasyon işlemi ilk olarak İzmir Valiliği İl İdare Kurulunun ... tarih ve .... sayılı kararıyla yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu parselasyonda; davacının müstakil maliki olduğu eski ... ve ... sayılı kadastro parsellerinden %20,35 oranında DOP kesintisi yapıldıktan sonra kalan hisselerinin 64.532,70 m2'lik kısmına karşılık aynı yerde, fabrika binasını da içine alacak şekilde oluşturulan sanayi işlevli yeni ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz müstakil şekilde tahsis edilmiş, kalan 8.999,78 m2 hissesi de KOP hisselendirmesi yoluyla arıtma tesisi işlevli yeni ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda hisselendirilmiştir.
Diğer taraftan, davacıya tahsis edilen yeni .. ada, ... sayılı sanayi parselinin güneyinde, davacının fabrikasına ait müştemilatları da kısmen kapsayacak şekilde yeni sanayi parselleri oluşturulmuş, söz konusu parseller, davacının kadastro parselleri ile aynı imar adası içinde 3. derece arkeolojik sit alanında yer alan ve dayanağı 31.12.2013 onay tarihli koruma amaçlı imar planlarında yeşil alan kullanımına ayrılan eski 3 ada, 21 sayılı kadastro parselinden gelen 8.276,35 m2 hisseye karşılık dava dışı ... Proje Ltd. Şti. isimli firmaya tahsis edilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından askı süresi içinde parselasyona itiraz edilerek, imar adasının güneyinde oluşturulan sanayi parsellerinin adanın batı kısmında, 15 metre genişliğindeki yola cepheli olacak şekilde yeniden düzenlenmesi talep edilmiştir.
Davacının itirazı da dahil olmak üzere uygun bulunan itirazlar doğrultusunda bir kısım düzeltmeler yapılmak suretiyle parselasyon işlemi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 22.02.2017 tarihinde yeniden onaylanmış ve İzmir Valiliği İl İdare Kurulunun 01.03.2017 tarih ve 2017/6 sayılı kararıyla yürürlüğe girmiştir.
Yeniden onaylanan parselasyonda, davacıya tahsis edilen sanayi alanı işlevli ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın batısında, 15 metre genişliğindeki yola cepheli olacak şekilde sanayi alanı işlevli yeni ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar oluşturulmuş ve itiraza konu eski ... ada, ... sayılı kadastro parselinden gelen 8.276,35 m2 hisseye karşılık, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar müstakil şekilde, ... parsel sayılı taşınmaz ise ... OSB ile hisseli şekilde ... Proje Ltd. Şti.'ye tahsis edilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, kendisinin alanda önemli miktarda istihdam sağlayan ve en fazla ihracat hacmi bulunan işletme olduğu, ilerleyen zamanda yatırımlarını büyütme ihtiyacı duyacağından, mevcut alanının genişlemesi gerekeceği, bu nedenle çevresinde özel şahıslara ait parseller değil, hazineye veya .... OSB'ye ait parseller oluşturulması gerektiği ileri sürülerek parselasyona askı süresi içinde yeniden itiraz edilmiş, bu itirazın reddedilmesi üzerine; dava konusu parselasyonda ... Müdürlüğü ile hazine adına ihdas yoluyla sanayi parselleri oluşturulduğu, OSB sınırları içinde kalan taşınmazlara ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının 4562
sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa dayanılarak 2015 yılında, aynı bölgede 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan taşınmazlara ilişkin koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının ise 2863 sayılı Kanuna dayanılarak 2013 yılında onaylandığı, 2863 sayılı Kanunun 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi gereğince, koruma amaçlı imar planlarında imar hakları kısıtlanan taşınmazların, ilgili belediyelerce onaylanan imar planlarında aktarım alanı olarak belirlenen alanlara bir program dahilinde aktarılması gerekirken, uyuşmazlıkta, 3. derece arkeolojik sit alanında kalan ve koruma amaçlı imar planları ile imar hakkı kısıtlanan eski ... parsel ile ... ada, ... parsel sayılı taşınmazların dava konusu parselasyona dahil edilerek, diğer taşınmazlarla birlikte düzenlemeye tabi tutulmasının hukuka ve dayanağı Kanunlara aykırı olduğu, parselasyon sonucunda davacının ... ada, ... parsel sayılı taşınmazının batısında oluşturulan ... parsel sayılı taşınmazların tahsis edildiği ... Proje Ltd. Şti.'nin dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının müellifi olduğu, alanda taşınmaz maliki olan şirket tarafından planların hazırlanmasının mevzuata ve plan müellifinin tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğu, plan müellifi olan şirketin yetkilisi .... isimli şahıs tarafından, arkeolojik sit alanında yer alan eski ... parsel sayılı taşınmazın hisselerinin tamamının 2008 ve 2015 yıllarında satın alındığı ve dava konusu parselasyon sonucunda davacının imar parselinin bitişiğinde oluşturulan ... sayılı parsellerin, söz konusu şirkete tahsis edilmesi suretiyle, davacıyı bu hisseleri satın almaya zorlayacak şekilde tahsis yapıldığı, bu şekilde plan müellifine menfaat sağlandığı, eski ... parsel sayılı taşınmaza mümkün olan en yakın yerde tahsis yapılması gerektiği ve söz konusu parselin yanında yapılaşmamış sanayi parseli bulunduğu halde, davacının tesislerinin bulunduğu alandan tahsis yapılmasının dağıtım ilkelerine aykırı olduğu, ölçeği ve tanımı gereğince ayrıntı düzeyleri farklı olan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının birlikte onaylanmasının ve her iki plan için ortak açıklama raporu düzenlenmesinin mevzuata aykırı olduğu şeklinde iddialar ileri sürülerek parselasyon işlemi ile dayanağı olan 10.03.2015 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
07.01.2006 tarih ve 26046 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmeliğin "Plan müelliflerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; "Müellifler, planlama yapılan alanın sınırları içinde, yalnız planlama konusu ile ilgili olarak kamu görevlilerinin tabi tutulduğu kanuni sınırlamalara, yasaklara ve sorumluluklara tabidir" kuralına, aynı fıkranın (e) bendinde; "Müellifler; planlama çalışmalarını yürütürken objektif ve tarafsız davranmak, bilimsel ve teknik verilere göre hareket etmek zorundadırlar." kuralına yer verilmiştir.
5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7. maddesi uyarınca yürürlüğe giren Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "çıkar çatışmasından kaçınma" başlıklı 13. maddesinde, çıkar çatışmasının, kamu görevlilerinin görevlerini tarafsız ve objektif şekilde icra etmelerini etkileyen ya da etkiliyormuş gibi gözüken ve kendilerine, yakınlarına, arkadaşlarına ya da ilişkide bulunduğu kişi ya da kuruluşlara sağlanan her türlü menfaati ve onlarla ilgili mali ya da diğer yükümlülükleri ve benzeri şahsi çıkarlara sahip olmaları halini ifade ettiği, kamu görevlilerinin çıkar çatışmasında şahsi sorumluluğa sahip olduğu ve çıkar çatışmasının doğabileceği durumu genellikle şahsen bilen kişiler oldukları için, herhangi bir potansiyel ya da gerçek çıkar çatışması konusunda dikkatli davranması, çıkar çatışmasından kaçınmak için gerekli adımları atması, çıkar çatışmasının farkına varır varmaz durumu üstlerine bildirmesi ve çıkar çatışması kapsamına giren menfaatlerden kendilerini uzak tutması gerektiği düzenlenmiş, anılan Yönetmeliğin 23. maddesinde ise, kamu görevlilerinin, görevlerini yürütürken Yönetmelikte belirtilen etik davranış ilkelerine uymakla yükümlü oldukları kural altına alınmıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan İmar Kanununun 18. Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde; düzenleme sahasında bulunan okul, hastane, kreş, belediye hizmet veya diğer resmi tesis alanı gibi umumi tesislere ayrılan alanların parselleri düzenlemeye giren parsellerin alanları oranında pay verilmek suretiyle hisselendirileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin "İmar Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki Esaslar" başlıklı 10. maddesinde ise; “İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır.
a) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır.
b) Plan ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanır.
c) Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi halinde, imar parselasyon planları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar adaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirilebilir.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının iddiaları yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına yönelik ihtilafın, davacının maliki olduğu eski ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara getirilen işlev ve yapılaşma koşullarından kaynaklanmadığı, aksine planları yapan müellifin alanda taşınmazı bulunduğu, ayrıntı düzeyleri farklı olan imar planlarının birlikte onaylandığı ve söz konusu planlar için ortak açıklama raporu düzenlendiği şeklinde planların geneline yönelik iddialarla davaya konu edildikleri görülmektedir.
Diğer taraftan, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu imar planlarına yönelik değerlendirmenin, davacının kadastro parsellerinin kısmen ayrıldığı sanayi alanı işlevi için öngörülen yapılaşma koşullarının, söz konusu işlevi yerine getirmeye elverişli olup olmadığı, taşınmazlarda kısmen ayrılan 40 metre, 28 metre ve 15 metre genişliğindeki yol alanlarının ulaşım planlaması açısından uygunluğu ve söz konusu işlevlerin üst ölçekli plan kararlarıyla uyumu çerçevesinde, ihtilaf konusu olmayan hususlarla sınırlı şekilde yapıldığı, buna karşılık davacının imar planlarına yönelik iddiaları yönünden ne bilirkişi raporunda herhangi bir incelemeye ne de mahkeme kararında hukuki bir değerlendirmeye yer verildiği anlaşılmaktadır.
Plan müelliflerinin, objektif ve tarafsız olmaları gerektiğine ve planlama alanı sınırları içinde, planlama konusuyla ilgili olarak kamu görevlilerinin tabi olduğu kanuni sınırlamalara, yasaklara ve sorumluluklara tabi olduklarına dair yukarıdaki bölümde yer verilen yasal düzenlemeler doğrultusunda, kamu görevlileri etik davranış ilkelerine uyma zorunluluğunun plan müellifleri için de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu çerçevede, kamu hizmetine güven duygusunu zedeleyen, şüphe yaratan ve adil davranma yükümlülüğünü ihlal eden davranışlardan kaçınmakla yükümlü olan plan müelliflerinin, planlama alanı içinde taşınmazlarının bulunması, görevlerini tarafsız ve objektif şekilde icra etmelerini etkiliyormuş gibi algı yaratarak, hukuka ve eşitlik ilkesine uygun planlama yapıldığına dair güven duygusunu zedeleyeceğinden, etik davranış ilkelerine de aykırılık oluşturacağı açıktır.
Bu doğrultuda, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ait açıklama raporunun kapağında "... Proje Danışmanlık İnş. Tur. ve Tic. Ltd. Şti - ... (Şehir Plancısı)" yazılı olduğu, dağıtım cetveline göre parselasyon sonucunda uyuşmazlığa konu yeni ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların "... Proje Ltd. Şti." isimli firmaya tahsis edildiği görülmekle birlikte, dava konusu planların yapımı aşamasında müellifin, planlama alanında maliki olduğu taşınmaz bulunup bulunmadığının tespitine yönelik dosyada yeterli bilgi ve belgeye rastlanılmadığından, bu husus açıklığa kavuşturulmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, parselasyona yönelik davacının iddiaları doğrultusunda somut uyuşmazlık ele alındığında, davacının kadastro parsellerinden yapılan yasal kesintiler ile hisselerinin tahsis edildiği yeni ... ada, ... sayılı sanayi parselinin konumu, boyutu, şekli gibi hususlardan kaynaklanan bir ihtilaf bulunmadığı, aksine farklı mevzuatlara dayanılarak yapılan ve nitelikleri ile amaçları da birbirinden tamamen farklı olan koruma amaçlı imar planları ile OSB alanlarına ait imar planları kapsamında kalan alanların tamamının aynı parselasyona dahil edilmesinin mevzuata aykırı olduğu şeklinde iddialar ile davacının kadastro parselleri ile aynı imar adasında 3. derece arkeolojik sit alanı içinde yer alan ve dayanağı 31.12.2013 onay tarihli koruma amaçlı imar planlarında tamamı yeşil alan kullanımında kalan eski ... ada, ... sayılı kadastro parselinin bitişiğinde tahsise elverişli boş sanayi parselleri bulunduğu halde, mümkün olan en yakın yerden tahsis yapılmayarak, bu taşınmazdan gelen hisselerin mevzuata ve dağıtım ilkelerine aykırı şekilde daha uzak konumda, davacıya tahsis edilen ... ada, .... parsel sayılı taşınmazın batı bitişiğinde oluşturulan .... sayılı imar parsellerine taşınmasının, sırf ilerleyen dönemde yatırımını genişletmek zorunda olduğu bilinen davacıyı, söz konusu parsellerin maliki ve aynı zamanda dava konusu planların müellifi olan firmadan taşınmazları satın almaya zorlamak amacıyla bilinçli olarak yapıldığı şeklinde ileri sürülen iddialarla parselasyonun dava konusu edildiği görülmektedir.
Dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda ise, davacının müstakil maliki olduğu kadastro parselleri ile aynı yerde oluşturulan sanayi işlevli imar parselinin yine müstakil şekilde davacıya tahsis edilmesinin dağıtım ilkelerine uygun olduğu yolunda değerlendirmelere yer verilerek, tahsis yeri ve şekli açısından yine ihtilafa konu edilmeyen davacının taşınmazıyla sınırlı şekilde inceleme yapıldığı, buna karşılık parselasyona yönelik uyuşmazlığın temelini oluşturan ve çözümü teknik bilgiyi gerektiren; eski ... ada, .. parsel sayılı taşınmazın çevresinde oluşturulan imar parsellerine altlığından tahsis yapılıp yapılmadığı, söz konusu kadastro parselinden gelen hisselerin davacının taşınmazının bitişiğinde oluşturulan parsellere dağıtılmasının teknik zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Aynı şekilde düzenleme sahası içindeki 3. derece arkeolojik sit alanlarına ilişkin 31.12.2013 onay tarihli koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile sit alanları dışında kalan OSB alanlarına ilişkin 10.03.2015 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları olmak üzere 2 farklı nitelikte imar planının parselasyonun dayanağını oluşturmasına ilişkin davacı iddiaları yönünden de mahkeme kararında hukuki bir değerlendirmeye yer verilmediği gibi arkeolojik sit alanlarına ilişkin koruma amaçlı imar planları doğrultusunda yapılan parselasyonda ilgili kültür varlıkları koruma bölge kurulundan uygun görüş alınıp alınmadığı yolunda da bir araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı şekilde karar verildiği sonucuna varılmaktadır.
Diğer taraftan, ....'tan oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla 12/04/2019 tarihinde mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda her ne kadar; KOP oranının, kamu hizmet tesis alanları toplamının, düzenlemeye giren taşınmazların toplam miktarına oranlanması suretiyle hesaplanması gerekirken, dava konusu parselasyonda KOP hesabının imara tahsis edilen parsellerden yapıldığı, DOP kesintisi yapıldıktan sonra kalan alan olan imar adaları toplamına göre KOP hesaplaması yapılmasının anılan Yönetmeliğin 12. maddesine aykırı olduğu şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş ve raporun bu kısmına itibar edilerek parselasyon işleminin iptaline karar verilmiş ise de, Kemalpaşa OSB sınırları içindeki diğer bir etabı kapsayan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ... tarih ve .... sayılı kararıyla onaylanan parselasyonda da KOP hesaplamasının aynı yöntemle yapıldığı, söz konusu parselasyona karşı .... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan diğer bir davada, aynı bilirkişi heyeti aracılığıyla 23/06/2017 tarihinde mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle; dayanak 1/1000 ölçekli uygulama imar planında farklı kamu hizmetlerine ayrılan toplam 109.528,05 m2 büyüklüğünde 20 adet parsel öngörüldüğü, bu doğrultuda dava konusu parselasyonda muhtelif kamu hizmet alanlarına (mesleki eğitim alanı, kültür tesisi alanı, itfaiye alanı, demiryolu hizmet alanı, botaş, trafo alanına) ayrılan parseller oluşturulduğu, söz konusu alanlar için KOP oranının ... olarak hesaplandığı ve düzenlemeye giren taşınmazların alanları oranında bu parsellerde hisselendirildiği, bu yönüyle dava konusu parselasyonun İmar Kanununun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesine uygun olduğu şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:.... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir.
Buna göre, aynı OSB sınırları içinde 3 etap halinde yapılan ve her birinde KOP oranı aynı yöntemle hesaplanan parselasyonlara karşı açılan davalarda, aynı bilirkişi heyeti tarafından birbiriyle tamamen aksi yönde değerlendirmeler içeren bilirkişi raporları düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda, düzenleme sahasında ayrılan kamu hizmet alanları toplamının, imar parselleri toplamına oranlanması suretiyle dava konusu parselasyonda uygulanan hesaplama yöntemi ile dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda olması gerektiği belirtilen hesaplama yöntemi arasında DOP ve KOP oranları yönünden oluşan farklılıkların her iki yönteme göre hesaplama yapılmak suretiyle somut şekilde ortaya konulması ve nihai olarak hesaplama yöntemindeki farklılığa bağlı olarak hak sahiplerine tahsis edilen imar parsellerinin alan büyüklüğünde lehe veya aleyhe değişiklik oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerekirken, sadece kamu hizmet alanları toplamının, kadastro parselleri toplamına değil de imar parselleri toplamına oranlanması suretiyle KOP hesaplanmasının mevzuata aykırı olduğu şeklinde yüzeysel ifadeler içeren bilirkişi raporuna itibar edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararda isabet bulunmamakta olup, gerekli görülürse konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir heyet aracılığıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması veya bilirkişilerden ek rapor alınması suretiyle, yukarıda yer verilen tespit ve açıklamalar ile davacının iddiaları da göz önünde bulundurularak işin esasının yeniden değerlendirilmesi, elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin kısım yönünden davanın reddi, parselasyon işleminin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/05/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.