21. Hukuk Dairesi 2016/4913 E. , 2017/4562 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen yetim aylığın kesilme tarihi itibariyle yasal faiziyle ödenmesine, yetim aylığının tekrar bağlanarak aylıklar halinde ödenmesine, kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşamaya devam etmesi ve muvazaalı boşanmış olması sebebiyle babasından almakta olduğu yetim aylığının durdurulması ve yersiz ödeme gerekçesiyle adına borç çıkarılmasına dair kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıklarının faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96"ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Davacının boşanmasının muvazaalı olup olmamasının da ölüm aylığı bağlanmasında ve kesilmesinde bir önemi yoktur. Kanunun ölüm aylığı bağlanması ve kesilmemesi için aradığı şart davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşamamasıdır. Birlikte yaşama varsa aylık bağlanmaz, bağlanan aylık da birlikte yaşamanın gerçekleştiği tarihten itibaren kesilir ve birlikte yaşamadan itibaren yersiz ödenen aylıklar geri istenir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının babasının 26.06.2009 tarihinde vefat ettiği, eşinden 07.12.2009 tarihinde boşandığı anlaşılmaktadır. Devamla 20.09.2010 tarihli kontrol memurunun tuttuğu tutanakta davacı beyanında; eşiyle anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma sonrası birlikte yaşamak için plan yaptıklarını müteveffa babasından ölüm maaşı bağlanması için boşandıklarını boşanmadan sonra bir süre birlikte yaşadıklarını ancak eşiyle kavga ettiklerini polis geldiğini ancak son zamanlarda görüşmediklerini eşinin annesinin yanında kaldığını söylemiştir. Kontrol memurlarınca yapılan çevre soruşturmasında da komşuları ile görüşülmüş eşlerin birlikte yaşadıklarını, boşanmadan habersiz olduklarını, eşler arasında çıkan kavga sonucu polis geldiğini olaydan sonrada eşinin zaman zaman geldiğini söyledikleri anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Davacının kendi beyanına göre maaş almak için boşandığı sabittir.
Her ne kadar boşanma sonrası süreçte; eski eşin davacıya hakaret ve tehdit etmek , davacının konut dokunulmazlığını ihlal etmek gibi yaşananlar ile muvazaalı boşanmaları gerçek bir ayrılığa dönüşmesi başlangıçta Yasaya aykırı olarak bağlanan yetim aylığını yasal hale getirebilir. Mahkemece bu dönemlerin belirlenmeyerek tüm dönemi kapsar şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.05.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.