14. Hukuk Dairesi 2017/5503 E. , 2021/2347 K.
"İçtihat Metni" 14. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11/02/2008 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki talebi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06/07/2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ...A.Ş. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/03/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
K A R Ş I O Y
Bilindiği gibi ipotek, tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra lehdarına sınırlı bir ayni hak sağlar. Dosya içerisinde örneği yer alan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/174 Esas, 2010/1 Karar sayılı ilamına göre, dosyanın sanığının, davacının nüfus cüzdanını ele geçirerek kız kardeşinin fotoğrafını yapıştırmak suretiyle sahte nüfus cüzdanı oluşturduğu, bu sahte nüfus cüzdanı ile davacıya ait taşınmazı satış yapılmış gibi tapuda kardeşi ... adına tescil ettirdiği, bilahare de bu taşınmazı teminat göstermek suretiyle davalı bankadan 46.000,00 TL tutarında kredi kullandığı, kredi borcundan dolayı davalı banka lehine ipotek tesis edildiği sübut bulmuştur. Yolsuz tescilin tanımı TMK"nun 1024/2. maddesinde yapılmış olup, maddedeki tanıma göre; "Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuz tescildir." Yasadaki tanımdan yola çıkıldığında Ağır Ceza Mahkemesinin kararına göre, davalı ... adına tapuda yapılan tescilin yolsuz bir tescil olduğu tereddüte yer bırakmayacak derecede açıktır.
Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." 1024/1. maddesi; "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz." 1024/3. maddesi; "Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir." 1025/1-2. maddesi; "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları ayni haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır." hükümlerini içermektedir.
Zikredilen Yasa hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı gibi; Yasa Koyucu, iyiniyetli olarak ayni hak kazanan kişi yönünden her hangi bir ayrım yapmamış, yolsuz tescile iyiniyetli olarak dayanan üçüncü kişinin hakkının korunacağını hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtmiş, 1024/3. maddesinde, ayni hakkı zedelenen kimsenin tescilin yolsuz olduğunu ancak iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere ileri sürebileceğini ifade etmiş, 1025/2. maddede de , "İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları ayni haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır." demek suretiyle, 1023. maddedeki prensibi tekrar etmekle birlikte, iyiniyetli ayni hak ile birlikte tazminat hakkının saklı olduğunu da vurgulamıştır.
Türk Medeni Kanununun 3/1. maddesi; "Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır." hükmü yanında, görülmekte olan davada, davalı Banka"nın iyiniyetli olmadığı yönünde bir iddia da bulunmamaktadır. Eğer banka, ipotek sözleşmesine konu taşınmazı iyiniyetli olarak satın almış olsa idi, bu kazanımı korunacak iken, sınırlı ayni hak niteliğindeki rehin hakkının korunamayacağını düşünmek, Yasa"nın amacına uygun bir yorum değildir. Bununla birlikte, işlenen dolandırıcılık suçunun mağduru davacı iken, davacıya karşı gerçekleştirilen haksız fiilin mali sorumluluğu, tapu kaydına itibar ederek kredi kullandıran davalı Banka"ya yüklenmiş olmaktadır.
Sınırlı ayni hak niteliğindeki ipoteğin açıklanan gerekçe ile terkinine karar verilmesi; tapu siciline güven ilkesine, Türk Medeni Kanununun yukarıda açıklanan maddelerine ve ipotek hukukuna aykırıdır. Ayrıca, kabul kararının onanarak iyiniyetli Banka"nın ayni hakkının göz ardı edilmesi ve dairemizin bu onama kararının içtihat haline gelmesi, benzer davalarda emsal teşkil edeceği gibi, muvazaalı işlemlerin de önünü açacaktır.
Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi ve kararın bu nedenle bozulması gerekirken, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.