14. Hukuk Dairesi 2016/13883 E. , 2018/1727 K.
"İçtihat Metni".....
Davacı Hazine vekili tarafından, davalı ... aleyhine 29.08.2013 gününde verilen dilekçe ile mera hukuku sebebine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmazın öncesinin mera olduğu iddiasına dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın geldisi olan 324 ada 63 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına tespit edildiğini; ancak bu taşınmazın 1953 yılında tahsis edilen mera tahsis kararının sınırlarında kaldığını, 324 ada 63 parsel sayılı taşınmazın ifraz edilerek değişik parsellere gittiğini ve imar uygulaması ile de dava konusu taşınmazların arsa vasfı ile 4342 sayılı Mera Kanunun Geçici 3. maddesindeki şartların oluşmamasına rağmen davalı ... adına tescil olunduğunu, daha sonra davalıya satışının yapıldığını ve bu tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı, Mera Kanunun Geçici 3. maddesinde belirtilen şartların oluştuğunu, taşınmazın belediyeden satın alındığını, tapuya güven ilkesi gereğince davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Dairemizin 02.06.2015 tarihli bozma ilamı ile “...dava konusu taşınmazın 324 ada 63 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 324 ada 146 parsel sayılı taşınmazın imar görmesiyle oluşan imar parseli olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda ...... semti 2 no"lu mera paftasının fenni sıhhati haiz olmadığından uygulanabilir nitelikte olmadığı ancak dava konusu taşınmazın geldiği 324 ada 146 parsel sayılı taşınmazın şekil itibariyle mera kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Ancak . itibar edilen bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi tereddütleri ortadan kaldırıcı nitelikte de değildir. Davacının dayandığı 02.02.1953 tarih..... için verilen mera norm kararında mera hudutları belirtilmiştir. Her ne kadar mera paftası fenni sıhhati haiz değilse de zeminde bulunan bu sınırlardan mera hudutlarının belirlenmesi mümkün olabilecektir. Bu yüzden mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak gerekirse keşifte yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişilerden de faydalanılarak konusunda uzman olan üç kişiden oluşan harita mühendisi ve ayrıca ziraatçi bilirkişi ve şehir plancısı aracılığı ile uygulama yapılmalı, mera norm kararındaki sınırlar bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli, mera norm kararında belirtilen sınırların dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, saptanan sınırlar ve dava konusu taşınmazın konumu teknik bilirkişinin çizeceği krokide işaret ettirilerek denetime elverişli bir rapor aldırılıp sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Yapılan araştırma sonunda dava konusu taşınmazın mera norm kararı sınırlarında kaldığının tespit edilmesi halinde 2981 sayılı Kanunun 10/c maddesi ve imar planı uygulama haritaları kapsamına göre mera olan taşınmazın 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığı resmi deliller toplanarak bu tarihlere yakın tarihlerde çekilen hava fotoğraflarından da yararlanılarak saptanmalı, öte yandan meranın artık mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunup bulunmadığı parsel bazında değil, imar planları ve ada bazında ziraatçi bilirkişiye incelettirilmeli, 6100 sayılı HMK"nın 290. maddesi hükmü gereğince keşfi izlemeye olanak sağlayacak ve bilirkişi raporlarını denetlemeye yardımcı olacak sayıda fotoğraf çektirilerek dosyaya konulmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır... ” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, " dava konusu taşınmazın öncesinde mera vasfında olması nedeniyle her ne kadar Maliye Hazinesi tarafından tapu iptal ve tescil davası açılmış ise de 29/04/2016 havale tarihli Harita Mühendisi bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazlara uygulanacak mera sınır krokisinin 02/02/1953 tarih ve 1 nolu mera norm kararına ekli kroki olduğunun belirlendiği, mera norm kararının tarihi dikkate alındığında bölgedeki meranın sınırlarına bilecek mahalli bilirkişi tespitinin mümkün olmadığı, sözkonusu mera norm kararına ekli krokinin de fenni sıhhati haiz olmadığı, bu hali ile dava konusu taşınmazın mera sınırlarında kaldığı yönündeki davacı iddiasının ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili vekili temyiz etmiştir.
Bozmaya uyulmuş olmakla lehine bozma kararı verilen taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşacağından bozma gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece mahallinde keşif yapılmış; ancak, keşifte yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişi dinlenmemiş, mera norm kararındaki sınırlar arazi üzerinde tespit edilememiştir. Harita mühendisi de bilirkişi raporunda yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişilerden faydalanılarak sınırların zeminde belirlenmesinin mümkün olabileceğini bildirmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre gerekleri yerine getirilmeli, mahallinde yeniden keşif yapılarak gerekirse keşifte yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişilerden de faydalanılarak konusunda uzman olan üç kişiden oluşan harita mühendisi ve ayrıca ziraatçi bilirkişi ve şehir plancısı aracılığı ile uygulama yapılmalı, mera norm kararındaki sınırlar bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli, mera norm kararında belirtilen sınırların dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, saptanan sınırlar ve dava konusu taşınmazın konumu teknik bilirkişinin çizeceği krokide işaret ettirilerek denetime elverişli bir rapor aldırılıp sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Yapılan araştırma sonunda dava konusu taşınmazın mera norm kararı sınırlarında kaldığının tespit edilmesi halinde 2981 sayılı Kanunun 10/c maddesi ve imar planı uygulama haritaları kapsamına göre mera olan taşınmazın 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığı resmi deliller toplanarak bu tarihlere yakın tarihlerde çekilen hava fotoğraflarından da yararlanılarak saptanmalı, öte yandan meranın artık mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunup bulunmadığı parsel bazında değil, imar planları ve ada bazında ziraatçi bilirkişiye incelettirilmeli, 6100 sayılı HMK"nın 290. maddesi hükmü gereğince keşfi izlemeye olanak sağlayacak ve bilirkişi raporlarını denetlemeye yardımcı olacak sayıda fotoğraf çektirilerek dosyaya konulmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
O halde, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamına aykırı olarak ve yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.