
Esas No: 2021/5072
Karar No: 2022/2124
Karar Tarihi: 18.05.2022
Danıştay 13. Daire 2021/5072 Esas 2022/2124 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/5072 E. , 2022/2124 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/5072
Karar No:2022/2124
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı Oda tarafından, "Ankara ili, Altındağ ilçesi, … ada, … parselde yer alan Ulus 100. Yıl Çarşısı ve İdari Binası ile Emniyet İl Müdürlüğü Önü Yaya Üst Geçidinin Geri Dönüşüm Malzemesi Karşılığı Yıkılması İşi" için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca ihaleye çıkılması kararının ve söz konusu ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı Oda tarafından, dava dilekçesinde odalara ait hak ve yükümlülüklerin belirtildiği, ancak dava konusu ihale işlemlerinin oda mensuplarının ne tür bir menfaatini ihlâl ettiği hususunun açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya konulamadığı, dava konusu ihale işlemi ve dayanağı ihaleye çıkış kararı ile Şehir Plancıları Odasının kuruluş amaçları ve görevleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı odanın dava konusu ettiği ihale ile arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı gibi söz konusu alana dair imar planlarına karşı açılan davaların davacısı olunduğundan bahisle alanda yapılan idari iş ve işlemler ile menfaat bağının devam ettiği iddia edilebilecekse bile düzenleyici işlemler olan planlara ilişkin davalarda idari yargı yerlerince aranan menfaat koşulunun yorumu genişlemekteyken düzenleyici işlem kategorisinde olmayan dava konusu ihale kararları ile davacı arasında ilgi bağı kurmayı gerektirir dava konusu ihalede teklif veren, hizmet sunucusu veya yapım müteahhidi vs. olunmadığı, mülkiyet bağına/kira ilişkisine vs dayanılmadığı gibi söz konusu 100. Yıl Çarşısı'nın yıkımı işlemine karşı davacı Oda tarafından açılmış bir davanın da bulunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla davacı Oda tarafından açılan bu davada, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat bağı bulunmadığından uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu ihale kapsamında yapılacak işin planlama ve şehircilik mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu, benzer ihtilâflarda ehliyetli görüldüklerine dair yargı kararları bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 18/05/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alâkasının varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir.
Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." kuralı yer almış; 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde, birliğin kuruluş amaçları arasında "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak" ve "Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek" sayılmış; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği'nin 3. maddesinde ise, "b) ...kamunun ve ülkenin işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak" da birliğin ve bağlı odaların amaçları arasında düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı Oda tarafından, "dava konusu alan ile ilgili olarak muhtelif zamanlarda yapılan çeşitli imar planlarına karşı kendilerince açılan iptal davalarında ilgili imar planlarının Mahkeme kararları ile iptal edildiği ve halihazırda alanın plansız kaldığı, Ankara iline ait simgesel değerde bir yapıtın kaybedileceği" beyanlarıyla ihalenin ve ihaleye çıkma kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların meslekî faaliyet alanına ilişkin olması nedeniyle dava konusu işlemle mâkûl menfaat ilgisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Belirtilen gerekçelerle, temyiz isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.