Abaküs Yazılım
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2022/1382
Karar No: 2022/1797
Karar Tarihi: 18.05.2022

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2022/1382 Esas 2022/1797 Karar Sayılı İlamı

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1382 E.  ,  2022/1797 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
    Esas No : 2022/1382
    Karar No : 2022/1797

    TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- … 2- …
    3- … 4- …
    5- … 6- …
    7- … 8- …
    9- … 10- …
    11- …. 12- …
    13- … 14- …
    15- … 16-…
    17- .. 18- …
    19- … 20- …
    21- … İnşaat Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti.
    VEKİLLERİ : Av. …

    KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- …
    2- … Bakanlığı
    VEKİLLERİ: Av. …
    3-… Belediye Başkanlığı
    VEKİLİ: Av. …

    İSTEMİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2021 tarih ve E:2020/9548, K:2021/11656 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem: 11/07/2020 tarih ve 31182 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Kırıkkale ili, Merkez ilçe, Bahçelievler Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve karar eki kroki ve listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2. ve Ek-1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir.
    Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2021 tarih ve E:2020/9548, K:2021/11656 sayılı kararıyla;
    Usule ilişkin olarak;
    Davalılar tarafından, davacılardan …, … ve …'un, dava konusu "riskli alan" sınırları içerisinde taşınmazlarının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; dosyanın ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; davacılardan …'un, Kırıkkale ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu ve söz konusu taşınmazın, dava konusu riskli alan sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından, …'un dava açma ehliyetinin bulunduğu, … ve …'nın ise, dava konusu riskli alan sınırları içerisinde taşınmazları bulunmaması sebebiyle, dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı,
    İşin esası yönünden;
    İlgili mevzuat çerçevesinde; riskli alan ilanının, 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesine ya da Ek-1. maddesine dayalı olarak Cumhurbaşkanı kararı ile yapılabildiği, 6306 sayılı Kanun'da, 2. maddeye dayanılan riskli alan ilanı ile Ek-1. maddeye dayanılan riskli alan ilanının farklı hükümlere tabi kılındığı,
    Buna göre; 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre yapılacak riskli alan ilanında, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Riskli alanın tespiti" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen saha araştırmalarına dayanan detaylı çalışmalar ile genel yapı stoğu riskinin belirlenmesi gerekirken, Kanun'un Ek-1. maddesine göre yapılacak riskli alan ilanında, teklif riskli alan üzerindeki toplam yapı sayısının en az %65’inin, imar mevzuatına aykırı veya yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşup oluşmadığının, ilgili idarelerce tespit edileceği,
    Uyuşmazlıkta, riskli alan ilanına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararının dayanağının, işlem içeriğinde de belirtildiği üzere, 6306 sayılı Kanun'un hem 2. maddesi hem de Ek-1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi olduğu,
    Anayasa Mahkemesince verilen 27/02/2014 tarih ve E:2012/87, K:2014/41 sayılı; 15/11/2017 tarih ve E:2016/133, K:2017/155 sayılı kararlarda; risk teşkil etmeyen yapıların, değer tespitinde bu niteliği göz önünde bulundurulsa dahi, 6306 sayılı Kanun kapsamında, sırf uygulama bütünlüğünün sağlanması amacıyla riskli yapılar gibi değerlendirilmesinin, mülkiyet hakkını ölçülülük ilkesine aykırı olacak şekilde sınırlandıracağı gerekçesine yer verildiği,
    Anılan gerekçeden hareketle, 6306 sayılı Kanun'un 2. ve Ek-1. maddelerine dayalı olarak yapılacak riskli alan ilanında, üzerinde imar mevzuatına uygun yapı bulunan taşınmazların, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Riskli alanın tespiti" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen saha araştırmalarına dayanan detaylı çalışmalar neticesinde risk teşkil edip etmediği belirlenmeksizin riskli alan sınırına dahil edilemeyeceği sonucuna varıldığı,
    Öte yandan, 6306 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Riskli alan sınırı uygulama bütünlüğü gözetilerek belirlenir." şeklindeki düzenlemenin, üzerinde imar mevzuatına uygun yapı bulunmasına rağmen, imar mevzuatına aykırı yapılar bulunan alanda, diğer taşınmazlardan ayrılma olanağı bulunmayan ve çevredeki taşınmazlarla fiziki bütünlüğü bulunan taşınmazlar açısından da uygulanabileceğinin açık olduğu,
    Dosyanın incelenmesinden; alanda toplam 67 adet yapı bulunduğu, söz konusu yapılardan sadece … ada, … parseldeki yapının ruhsatı bulunduğu halde yapı kullanma izninin bulunmadığı, geri kalan 66 adet yapının ise ruhsatsız olduğu, bu doğrultuda, mevzuata aykırı yapıların oranının %98,51 olarak tespit edildiği; … ada, … parseldeki ruhsatlı yapının ise 2009 yılında yapıldığı ve ruhsatlı yapının, imar mevzuatına aykırı yapılardan ayrılamaz bir konumda yer aldığı, bu yapılarla fiziki bütünlük oluşturduğu ve anılan yapının bulunduğu taşınmazın riskli alan sınırına dahil edilmesinin, uygulama bütünlüğü açısından gerekli olduğu, kaldı ki, söz konusu taşınmaz malikinin, davacılar arasında da yer almadığı, alanın bütününe bakıldığında, yapıların %67'sinin görünen yapı kalitesinin kötü durumda olduğu; çoğunluğu yığma olan yapıların afet riski taşıdığı; alanın, kaçak yapılaşmış, yıpranmış, altyapısı yetersiz hale gelmiş, afet riski altında, kent kimliğine uymayan ve sıradan tedbirlerle onarılması imkansız bir durumda olup, ulaşım ve nakliye gibi problemleri beraberinde getirdiği; alandaki dükkanlarda satışla birlikte depolama hizmetinin de sunulduğu; bu hizmetlerin aynı anda, emniyetsiz ve sağlıklı olmayan, riskli sayılan tek katlı binalarda, dağınık şekilde veriliyor olmasının görsel kirlilik, dağınıklık ve kent merkezi çeperinde çöküntü alanı etkisi yarattığı; şehrin görüntüsünü bozan bu dağınıklık ve plansızlığın kontrol altına alınarak, kent kullanıcısı üzerinde yarattığı psikolojik etkinin iyileştirilmesinin gerektiği; dönüşüm çalışmasıyla, şehrin merkezinde kalmış olan ticari aktivitelerin kaldırılıp, bu alandan kaynaklanan trafiğin rahatlatılmasının ve alanın kentsel karakterinin/fonksiyonunun (iş alanı) değiştirilerek kent kullanıcılarının hizmetine sunulacak geniş açık yeşil alanların oluşturulmasının, alan içerisinden geçen ve mevcut haliyle kirlilik açısından risk teşkil ettiği için rehabilite edilmesi gereken Çoruh Özü Deresinin kolu ve yeşil alanlarla entegrasyonunu sağlayacak yeni bir sistem inşa edilmesinin, özetle, kentin fiziksel ve sosyal bütünlüğünün sağlanmasının amaçlandığının görüldüğü,
    6306 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde aranan, belirlenen alanın en az %65'inin imar mevzuatına aykırı yapılardan oluşma şartının, uyuşmazlık konusu teklif riskli alan açısından %98,51 oranıyla gerçekleştiği ve alandaki ruhsatlı yapının bulunduğu taşınmazın riskli alan sınırına dahil edilmesinin, uygulama bütünlüğü açısından gerekli olduğundan, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı,
    Bu itibarla; davanın, … ve … açısından ehliyet yönünden reddine, diğer davacılar yönünden reddine karar verilmiştir.

    TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu idari işlemin şekil şartı yönüyle hukuka aykırı olduğu, 6306 sayılı Kanun'a göre bir alanın, afet riski altındaki alan ilan edilmesi için, bu Kanun'un 3. maddesindeki usul ve şekil şartlarına göre yapıların tespitinin yapılması gerektiği, riskli yapı tespiti yapılmadan, riskli alan ilan edilmesinin Kanuna göre mümkün olmadığı, kanun koyucu tarafından mülkiyet hakkının özüne ilişkin değişikliklerin Kanun'da katı şekil şartlarına bağlandığı; alanda yaptırılan tespit işlemlerine karşı maliklere itiraz olanağının sağlanması gerektiği halde, olayda maliklere bu itiraz haklarını kullanacak şekilde bildirim yapılmadığı ve itiraz haklarına ilişkin yasal hükmün işletilmediği, dava konusu edilen yapıların imar mevzuatına aykırılığına ilişkin Daire kararında belirtilen hususların maddi gerçekliğe aykırı olduğu, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği halde, rapor alınmadan davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, Kırıkkale Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
    "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
    b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
    c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
    2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen ehliyet yönünden kısmen de esastan reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/10/2021 tarih ve E:2020/9548, K:2021/11656 sayılı kararının ONANMASINA,
    3. Kesin olarak, 18/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi