
Esas No: 2022/1117
Karar No: 2022/3145
Karar Tarihi: 17.05.2022
Danıştay 4. Daire 2022/1117 Esas 2022/3145 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Vergi Dairesi Başkanlığı, davacıya uygulanan vergi ziyaı cezalı tarhiyat kararının bozulması için Danıştay'a temyiz başvurusu yapmıştır. Davacı, pos cihazları tefeciliği ve sahte belge düzenleme faaliyetlerini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle hakkında düzenlenen vergi raporlarına istinaden takdir komisyonu kararları ile vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2010 yılı gelir vergisi, 2010/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemi geçici verginin kaldırılmasını talep etmektedir. Bölge İdare Mahkemesi, davacının tefecilik faaliyetinin somut verilerle ortaya konulmadığı sonucuna vararak davanın kabulüne karar vermiştir. Danıştay Dördüncü Dairesi, dosyanın incelenmesi sonucunda, davacının POS cihazı aracılığı ile ödünç para verme faaliyetinde bulunduğu ve fatura düzenleme amacında olduğunu ortaya koyduğunu belirtmiş ve temyiz isteminin kabulüne karar vermiştir. Kanun maddeleri olarak, Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesi, Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. ve 37. maddeleri ile Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/a ve
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/1117
Karar No : 2022/3145
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, pos cihazları tefeciliği ve sahte belge düzenleme faaliyetinden elde ettiği komisyon gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle hakkında düzenlenen vergi tekniği raporları dayanak alınarak takdir komisyonu kararlarına istinaden vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2010 yılı gelir vergisi, 2010/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemi geçici verginin kaldırılması istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine, Bölge İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerden, davacının kredi kartı ile yaptığı satışlara ilişkin olarak on dört kişinin ifadesinin alındığı, ve karşıt inceleme kapsamında çok sayıda kişiye bilgi isteme yazısının gönderilmesine rağmen ulaşılamadığının bildirildiği fakat davacının kredi kartıyla kaç kişiye satış yaptığının ve bu kapsamda kaç kişiye bilgi isteme yazısının gönderildiğinin belirtilmediği davacının satışlarını ne kadarının gerçek ne kadarının nakit kullanım maksadıyla kredi kartının kullandırılması mahiyetinde olduğunun araştırılmadığı ve tefecilik faaliyetinin somut verilerle ortaya konulmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu, 37. maddesinde de, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/a bendinde, ikrazatçı, ''Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler'' olarak tanımlandıktan sonra, aynı KHK’nın 9. maddesinde ise tefecilik, "İkrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve KHK uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde, ödünç para verme işlerine devam edilmesi“ şeklinde tarif edilmiş, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında ise, yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında önemli miktarlardaki paraların günün ekonomik koşullarında karşılıksız olarak alınıp verilemeyeceği kabul edilmiş, bir yılda birden çok kişiye veya aynı kişiye birden çok yılda borç para verilmesi ikrazatçılık olarak kabul edilmiş, borç para verme işlemlerinde faizin peşin alındığı, alacağın senet veya ipotek tesisi suretiyle güvenceye bağlanmasının da faiz alındığına delil teşkil edeceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2010 yılında POS cihazından yaptığı satış tutarlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun incelenmesinden; mükellefin telekomünikasyon ekipman ve parçalarının toptan ticareti faaliyeti ile iştigal etmek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği, 2010 yılına ilişkin gelir vergisi beyan tablosunda ticari kazancının 9.530,77 TL olduğu, aynı yıl KDV beyanının toplam 7.800,00 TL olduğu, mükellefin 2010 yılında yapmış olduğu faaliyet konusunun sorulmasına ilişkin vermiş olduğu ifadede, o yıl kontör alım satım işiyle uğraştığı, alış ve satışlarını kredi kartıyla yaptığını belirttiiği, 10.000,00 TL sermaye ile 18.507.895,51 TL ciroyu nasıl yaptığı sorusuna alış ve satışlarını kredi kartı ile yaptığını limitin yetmediği durumlarda müşterinin kendi kartını verdiği ve o şekilde alış işlemi yapıldığını belirttiği, mükellefin düzenlemiş olduğu faturalara ilişkin yapılan tespitlerde kredi kartından yapılan çekişlerin farklı kişilerden olmasına rağmen bu sliplerin toplanarak farklı firmalara fatura olarak kesildiğinin tespit edildiği, 2010 yılında POS cihazı ile kredi kartı çekimi yapanlardan örnekleme yoluyla ifadesine başvurulan on dört kişinin herhangi bir mal alışı yapmadıkları ve nakit temini maksadıyla %2 ilâ %3 komisyon karşılığında kart çekimi yaptıklarını beyan ettikleri, 2010 yılında alış ve satış yaptığı Ba-Bs verilerinden tespit edilen kişi ve firmalar hakkında yapılan sorgulamalarda bazı firmaların ticaretine devam ettiği, bazılarının ise kontör ticareti adı altında tefecilik faaliyetinde bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden, örnekleme ile ifadesi alınan on dört kişinin nakit temini için kredi kartı kullandıkları ve buna karşılık komisyon ödedikleri, anılan bütün kredi kartı sahiplerinin dinlenmesi ve ulaşılabilmesi beklenemeyeceğinden makul sayıda şahıslarca verilen ve çelişkili olmayan ifadelerin tespitlere dayanak olmasında hukuka aykırı bir husus bulunmadığı, gerçek mal satışlarının yanında POS cihazı aracılığı ile ödünç para verme faaliyetinde bulunduğu, ayrıca mükellefin kredi kartıyla işlem yapıp farklı kişilere fatura düzenlemesi, kredi kartıyla komisyon karşılığı yapılan borç para verme işlemlerini mal satışları gibi göstermek ve bu şekilde belgelendirme amacında olduğunu ortaya koyulduğu, bu nedenle mükellefin POS tefecilik faaliyetini gizlemek amacıyla düzenlediği ve gerçek bir mal teslimini içermeyen faturaların gerçek fatura olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, verilecek kararda geçici vergi asılları bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 17/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.