Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/2504
Karar No: 2017/4897
Karar Tarihi: 22.05.2017

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/2504 Esas 2017/4897 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2017/2504 E.  ,  2017/4897 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

    K A R A R
    Dava; ... A. Ş.’"nin, Kurumun 6183 sayılı Kanun"a göre, 30/09/2013 tarih 15934947 sayı 2006/28223 takip numaralı dosyasında takip edilen prim borcunun tahsili amacıyla şirket yöneticisi sıfatıyla davacı adına çıkarılan ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
    Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama sonucu; Davanın kısmen kabulüne, davalı kurumun davacı adına gönderdiği, 2006/28223 Takip sayılı dosyadan düzenlenen 30.09.2013 tarih, 15934947 sayılı ödeme emrinde yer alan ve 2005/3-2005/10. Aylara ait 33.173,17 TL borç aslı, 64.512,65 TL gecikme zammı olmak üzere 97.685,82 TL borçtan sorumlu olduğu, 99.834,56 TL asıl alacak, 311.152,63 TL gecikme zammı olmak üzere 410.987,19 TL lik kısım yönünden sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla, bu miktar yönünden ödeme emrinin kısmen iptaline karar verilmiştir.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 30/09/2013 tarih 15934947 sayı 2006/28223 numaralı takip dosyasında takip edilen borcun 2005/3 ila 11. dönemlerine ait 26/09/2013 hesaplama tarihi itibariyle toplam 508.673,00 TL prim borcu olduğu, ticaret sicil bilgilerinden davacının 23/05/2002 tarihinden itibaren dava dışı borçlu şirketin temsil ve ilzama yetkili Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı, davacının 18/11/2005 tarihi itibariyle dava dışı borçlu şirketteki tüm hisselerini devrederek görevinden ayrıldığı, dairemiz 19.04.2016 tarih ve 2016/1416 Esas -2016/6985 Karar sayılı bozması öncesi yargılama aşamasında Kurum"un 15/07/2015 tarih 8.847.870 sayılı yazısıyla ödeme emrine ilişkin borç dönem dökümlerinin gönderildiği, mezkur yazıda ödeme emrinin yanlış düzenlenerek tebliğ edildiği, gerçekte borç dönemlerinin 2002/9-11, 2003/1, 2004/4,5,8 - 12, 2005/1 -12 ve 2006/1 dönemlerine ilişkin olduğu, 31/07/2015 tarihi itibariyle gecikme zammı hesaplanarak toplam borç miktarının 599.944,11 TL olduğunun belirtildiği, bilirkişi incelemesinde gecikme zammı hesaplamasının ve davanın da konusunu oluşturan 30/09/2013 tarih 15934947 sayı 2006/28223 numaralı takip dosyasının hesaplama tarihi olan 26/09/2013 tarihine göre değil, 31/07/2015 tarihine göre yapıldığı, mahkemece bu hatalı bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulduğu ve bu hükmün de dairemiz 19.04.2016 tarih ve 2016/1416 Esas -2016/6985 Kararı ile bozulduğu görülmektedir.. Mahkemece dairemiz bozması sonrası kuruma yazılan müzekkere ile 2005/3-10 dönemlerine ait 30.09.2013 tarihli borç dökümü istenmiş olmakla 08.02.2017 tarihli gelen cevabi yazıya göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
    5510 sayılı Kanun"un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun"un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
    Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
    5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
    Öte yandan; 506 sayılı Kanun"un 80/1. maddesinde "İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur." hükmü yer almakta olup, önce prime esas kazançlara ilişkin Kurum Tebliği, ardından bu tebliği yürürlükten kaldıran İşveren Uygulama Tebliği, bu süreyi "takip eden ayın sonuna kadar" olarak belirlemiştir. Tebliğ"de "Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyeceklerdir.
    Ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde, prim tutarları, en geç son günü izleyen ilk iş günü içinde Kuruma ödenecektir." hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda örneğin, ocak ayında doğan prim borcunun, takip eden şubat ayı sonuna kadar ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
    6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; 6183 sayılı Kanun 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre daha genel bir Kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel Kanun hükümlerine tanınacağından, özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi karşısında, borç dönemlerinde 506 sayılı Kanun"un 80. maddesinin yürürlükte olduğu ve somut olaya uygulanması gerektiği açıktır.
    Somut olayda, bozma kararına uyma doğrultusunda karar verilmiş olsa da bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.Dairemiz bozması sadece gecikme zammının hesaplanması tarihine göre yapılmıştır.Dava konusu ödeme emrine kurum tarafından sehven 2005/3-11 dönemleri yazılmışsa da miktar itibariyle ödeme emrinin gerçekte 2002/9-11, 2003/1, 2004/4,5,8 - 12, 2005/1 -12 ve 2006/1 dönemlerine ilişkin olduğu kurumun 15/07/2015 tarih 8.847.870 sayılı yazısıyla da sabittir. Mahkemenin, kurumun sonradan 31.07.2015 tarihli hesaplamasına göre hüküm kurduğu ve ödeme emri düzenlenme tarihi sonrası gecikme zammından da davacıyı sorumlu tuttuğu anlaşılmaktadır. Dairemiz bozma ilamında; gecikme zammının ödeme emrinin düzenlenme tarihi olan 26.09.2013 tarihine kadar olanın dava konusu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin bozma ilamına yanlış anlam vererek; ödeme emrinin düzenlenme tarihine kadar olan gecikme zammından ve kurum yazısında belirtilen dava konusu ödeme emri dönemlerinden de davacının sorumlu olduğu dönemleri belirlemek sonra bu dönemlere ilişkin gecikme zamlarını da kurumdan sorarak (ödeme emrinin düzenlenme tarihi itibariyle) ve gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak davacının sorumlu olduğu prim, işsizlik sigortası primi..vs borçlarını ve gecikme zamlarını hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirleyerek sonuca gidilmesi gerekirken bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi hatalıdır.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı"ya iadesine
    22.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi