
Esas No: 2015/3336
Karar No: 2016/1610
Karar Tarihi: 15.03.2016
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/3336 Esas 2016/1610 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ... duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki güvenlik hizmetine ilişkin sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında davalıya teminat mektubu verildiğini, işin eksiksiz yapılmasına rağmen, işçilerin ihbar ve kıdem tazminatları bahane edilerek kesin kabul yapılmadığı gibi, teminat mektubunun da iade edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespiti ile 24.197,00 TL"lik teminat mektubunun iadesine karar verilmesini istemiş, teminat mektubunun paraya çevrilmesiyle anılan meblağın istirdadını istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı asıl işverenin iş yerinde, gerek davacı gerekse davacıdan sonra ihale alan alt işveren bünyesinde işçilerin iş sözleşmelerinin devam ettiği, sözleşmeleri devam eden işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinin mümkün olmadığı, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu"nun 13. maddesi değerlendirildiğinde, kıdem ve ihbar tazminatının davacı yüklenici tarafından işçilere ödenmemesi halinin teminat mektubunun iadesini engelleyen durum olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesine dayalı olarak, davacının davalıya teslim ettiği ve paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
Taraflar arasında hizmet sözleşmesi olduğu, davacının bu hizmet edimini yerine getirmek için işçi çalıştırdığı, hizmet ediminin sonunda ise çalıştırdığı işçilerle olan iş aktini yazılı olarak feshettiği, bu fesih sonrasında davacının çalıştırdığı işçilerin, davalının yeni alt işvereni ile yaptığı sözleşme kapsamında iş akti yaparak çalışmaya devam ettikleri sabittir.
Davacı ile işçiler arasındaki iş akti usulünce feshedildiğine göre, işçilerin yeni alt işveren bünyesinde ve yeni iş akti ile çalışmaları İş Kanunu"nun 6. maddesi anlamında iş yeri devri mahiyetinde olamayacağından, işçilerin açtığı kıdem tazminatı istemli davalardan davacının sorumlu olacağının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi kanaatle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.